1. YAZARLAR

  2. irma

  3. Zor zamanlar
irma

irma

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Zor zamanlar

A+A-

 

Cumhuriyet kurulalı beri, böyle bir yönetimle karşı karşıya kalmadık. Kimler geldi geçti bu meclisten, tek partili, koalisyonlu ne iktidarlar da, canımızı bu kadar yakmadı ya da Anayasa maddelerinin neredeyse tamamını yok saymadı. İlginç olan şu ki, ilk kez kimsenin de dur demeye gücü yetmedi, artık darbe yapacak bir ordu da kalmamıştı ya da darbe hakkı zaten elinden alınmıştı.

Demokrasinin beyinlerde oluşma süreci oldukça sancılıdır, ancak bizler bu sancıyı çekerken daha iyiye ulaşmak, gelişmek yerine adeta geriledik.

Din savaşları biteli yüz yıllar olmasına ve hatta bir dönem yerini, tek millet, tek ırk, tek dil gibi saplantılarla uygulanan, soykırımların almasına rağmen, biz her ne hikmetse MS 600 lü yıllara döndük, cihat talepleri, tekbir sesleriyle çoluk, çocuk, yaşlı genç ayırmadan saçma sapan kıyımlar içinde bulduk kendimizi. Batılı Mars da yaşam kolonileri oluşturma çabasındayken, saçı sakalı birbirine karışmış, korku filmlerinden çıkma garip yaratıklar üretildi ve üstümüze salındı…

Din ve para insanları en kolay uyuşturabileceğiniz iki büyük güçtür ve hatta denilebilir ki din unsuru paradan daha güçlüdür. Özellikle bizim gibi henüz demokratik yaşam şartlarını benimseyememiş, tek doğrunun ve en mükemmelin kendisi olduğunu düşünen, kısaca toplum psikolojisi bozuk ülkelerde, din sömürüsü çok sık başvurulan üstelik hala her seferinde tam isabet bir formüldür maalesef. Ancak bu kez daha da ağır bir yaptırım söz konusu çünkü yöneten de ciddi anlamda rahatsız. Saplantıları olan, gözü dönmüş, hırsları uğruna kendisi dışında her şeyi ve herkesi harcayabilen, kendi korkularını, başkalarının acısıyla örtmeye çalışan, kulaklarını tırmalayan vicdanının sesini, anaların feryatlarıyla dindiren bir yöneticimiz var.

Öyle garipleşti ki her şey, sabahları kuş sesleri yerine bomba sesleriyle uyanmak doğallaştı, hani ölümlerin hiç olmamasını yadırgadığımız sadece daha az insan kaybına sevindiğimiz günlere uyanıyoruz artık. Kafası çalışan herkesin hücrelere atıldığı, teröristliği belgelenenlerin salındığı, çocuk tacizlerine hayır diyen öğrencilerin sokaklarda sürüklendiği, tacizcilerin ise serbest bırakıldığı, devletin kendi halkını ve ülkesini bombaladığı bir ülke olduk.

Ama bu sürecin daha fazla uzayacağına artık inanmıyorum, açıkçası ben, yarınlara olan umudumu henüz yitirmedim, yüreğimde barışa olan inancım, gözlerimde halkların kardeşliğini kanıtlarcasına çekilen halaylar var…

Bu ülkede yarını mükemmel kılabilecek pırıl pırıl bir genç nesil de var mesela… Mümkün mü ODTÜ lü gençleri yok saymak ya da Demirtaş gibi tek derdi barış olan politikacıları görmemek, salt bu uğurda, silahlar sussun dediği için şu anda içerde olan akademisyenlere inanmamak, güvenmemek, hayatı çok daha farklı yaşayabilecekken, her şeyi bırakıp İŞİD le mücadele edebilmek, bir halka özgürlüğünü kazandırabilmek için YPG gibi  gönüllü barış emekçileri arasına katılıp ölümü göze alanları tüm yüreğinizle desteklememek..

Ben umudumu yemyeşil tutuyorum içimde, yakında nergis kokuları saracak ülkemi ve çocuklar güneşli güzel günlere bırakacak o muhteşem gülüşlerini…

Ben inanıyorum…

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 7774 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.