1. YAZARLAR

  2. Mehmet Mercan

  3. ZÜLKARNEYN EFSANESİ
Mehmet Mercan

Mehmet Mercan

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

ZÜLKARNEYN EFSANESİ

A+A-

 

Geçen yazımızda Eshab-i Kehf’in Diyarbakır’la ilişkisini anlatmıştık.

Bu yazımızda da  Kuran-i Kerim’de de anlatılan Eshab-ül Kehf öyküsünün üç kıssasından biri olan ve Diyarbakır’la ilişkili  “Zülkarneyn ve Hızır Aleyhisselam Kıssası”nı anlatmaya çalışacağım.

Evet. Diyarbakır ve çevresinde dilden dile dolaşan efsaneler arasında “İskender-e Zülkarneyn” efsanesi de Eshab-ül Kehf kadar ünlüdür.

Öncelikle şu gerçein bilinmesinde fayda var ki, pek çok kimse İskender-e Zülkarneyn’i  Avrupa’dan kalkıp Hindistan’a kadar tüm Doğuyu istila eden Makedonyalı İskender sanır. Oysa bu yanlış.

Aslında  bu isimle anılan kişi, Yemen Hükümdarı Munzir Bin Ma-üs Sama’dır.

O da Makedonya Kralı Filip’in oğlu İskender gibi, genç yakışıklı ve cesur olduğu için “İskender” lakabı takılmış kendisine. Ve tabii en üzücü yanı da alnında boynuz sertliğinde iki yumru çıktığı için de “İskender-e Zülkarneyn’e çıkmış adı. Yani; İKİ BOYNUZLU İSKENDER…

Bu duruma çok üzülüyormuş Munzir Bin Ma-Üs Sama. Ülkesindeki hekimler buna çare bulamıyorlarmış Dünyanın dört bir yanından gelen ünlü hekimler, cerrahlar  hükümdarın alnındaki boynuzları yok edemiyorlarmış. Ünlü cerrahlar boynuzları kesiyor, ama bir süre yine çıkıyorlarmış.

Sonunda hükümdar bir gece rüyasında ak sakallı bir piri fani görür. Hükümdara derdinin çaresini başka diyarlarda aramasını söyler ve şöyle der:

- Bir ülkeye geleceksin, o ülkede Tanrının kutsadığı Dicle diye bir nehir vardır. O nehrin bir kolu cennetten çıkar. İşte bu suda yıkanırsan bu dertten kurtulursun…”

Bu rüyaya inanan hükümdür ertesi gün erkenden yola çıkmış.

Aylarca ülke ülke dolaştıktan sonra eski adı AMİD olan Diyarbakır’a  kadar gelmiş. Yörede dolaşırken  rüyasına giren ak sakallı  ihtiyarla karşılaşmış. Bu, Hızır Aleyhisselam imiş. O da meğer, Ab-i Hayat’ın saklı olduğu bir ucu efsanevi KAF DAĞI’na çıkan mağarayı arıyormuş…

İkisinin buluşması, tesadüf bu ya  bir kurban bayramı akşamına rastlamış.

Akşama yakın saatlerde halkın akın akın Dicle üzerindeki 10 gözlü köprü’ye gelip buradan, dualar okuyarak Allah’a yazılmış dilekçelerini suya atıklarını görünce Dicle’nin kutsal olduğuna inanmış ve kaynağını aramaya başlamışlar…

Gerçekten de asırlardan beri Diyarbakırlı hanımlar her kurban bayramı akşamı güneş batmadan önce akın akın 10 Gözlü Köprü’ye gelir hocalara yazdırdıkları dileklerini dualar eşliğinde buradan Dicle Nehri’ne atarlar…

Hızır Aleyhisselam ile İskender-e Zülkarneyn  Dicle’yi takip ederek günümüzde Lice ile Genç arasında bulunan Bırklin mağaralarına kadar gelmişler.

Dicle’nin küçük bir kolu olan ZEBENE Çayı’nın bu mağaralardan birinden çıktığını görünce aradıklarını bulmanın sevinci içinde her biri bir mağaraya girmiş. Hızır girdiği mağarada Abi Hayatı bulup içmiş ve Ermiş bir kişi olarak görünmez olmuş. İskender-i Zülkarneyn ise yolunu kaybetmiş ve bir ucu KAF DAĞI’na çıktığına inanılan mağaraya girerek kaybolmuş…

Abi Hayat’ı bulup içen Hızır İlyas Aleyhisselam Diyarbakır yöresinden bir daha ayrılmamış. Zaman zaman görünür hale gelerek yöre halkına iyilikler yapıp, şifa dağıtmayı sürdürmüş.

Hala bile darda kalan Diyarbakırlılar “Yetiş ya Hızır Aleyhisselam” diye dua ederler.

Diyarbakır’ın Doğusunda Dicle nehri yakınındaki HIZIR İLYAS ve kuzeyindeki KANİ HIDIR (Hızır Pınarı) köylerinin Hızır Aleyhisselam’ın konakladığı ve kutsadığı yerler olarak bilinir.

Bu köylerde dilden dile dolaşan ilginç Hızır öyküleri vardır. Yörede yaygın bir söylenceye göre; Bir kimse  inanarak, her sabah şafak sökerken 40 gün süre ile  iki rekat namaz kılıp;

La İlahe İllallah, Ya, Hayr-ül halas

Muhammed’en Resul-Üllah,  Yetiş, ya Hızır İlyas...

Diye dua ederse,  mutlaka  Hızır  Aleyhisselam’ı rüyada görür ve dileği yerine gelir.

Diyarbakır’da özellikle yaz aylarında çokça görülen damlardan çocuk düşme olaylarında yarasız kurtulanlar için (Hızır kurtardı) denir. Ve Hızır adına hemen adak adanır.

      …………..

Evet. İşte bizim Eshab-ül Kehf ve İskender-e Zülkarneyn öykümüz…

Bize düşen; bu bölgeyi hazırlayıp, tanıtmak ve İNANÇ TURİZMİ’ne sunmak…

Dahası, gelin sahip çıkalım…

 

 

 

Bu yazı toplam 3223 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.