17 Mart sonrası ne olacak?

Hatırlayalım bu tarihî… neydi???17 MART...Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin aylığı ve işten çıkarma yasağının kaldırılmasının tarihi…

Peki, bunlar kaldırılınca ne olacak?

**Bu tarihten itibaren çalışanların işlerine sahip çıkması, işlerine dört elle sarılması çok zor olacak.

** Çalışanlar işini kaybedebilir işsizlik maaşını hak edenler işsizlik maaşını alır,

** İşverenler esnaflar ise tam kapasiteyle çalışmamışsa işçilerin ücretlerini ödeyemez durumda ise o kişileri işten çıkartacaksa bu kişilerin kıdem tazminatını ödemek zorunda kalacaktır.

İşverenler, esnaflar bu fon boşluğuna ne kadar hazır? Çünkü kıdem tazminatı için işveren her zaman kenarda köşede para bulundurması gerekir ki gün gelir bu ödemeleri yapsın diye… Çalışanlarına maaş ödeyemeyen bir işveren bu tazminatları nasıl ödeyecek? Düşündürücü açıkçası?

** Hem çalışanları hem de işverenleri esnafı zora düşürecektir.

** Ülkemizde her ne kadar 4 milyon işsizlik var söylense de kayıt dışı işsizlikle birlikte 10 milyonlara dayanan işsizlik herhangi bir önlem alınmazsa bir hayli artacaktır.6 milyon kişi ücretsiz izin aylığı ve kısa çalışma ödeneğinden faydalanıyor işsiz sayılmıyor… Evet 6 milyon dan bahsediyoruz.. 4 milyon da TÜİK açıklamıştı.. Alsana 10 milyonişsiz…ne olacak bu insanlara?

**Çalışanların geçim sıkıntısı artacaktır. Fakirleşme buna bağlı artacaktır.

** İşverenler esnaflar kepenk kapatmaya gidebilir.

Bu elzem sorunu çözmek için hem işvereni hem çalışanı hem de ülke olarak rahatlatıcı acil istihdam politikaları alınmalıdır.

Bu acil istihdam politika önerilerim şöyledir.

  1. Rahmetli Ecevit'in çıkarmış olduğu kanunla uygulanan işsizlik sigortasının kapsamı genişletilmeli (örneğin kanunun ilk çıkarılmış haline göre işsizlik fonu sadece işçilere değil işverenlere de verilmesi gerektiği yazılıyordu. Yani işveren kepenk kapatsa bile işsizlik fonundan işgücü kaybını bir nebze olsun hafifletebiliyordu).
  2. Mevcut çalışanların işlerini kaybetmeleri engellemek için de istihdam maliyetini aşağıya çekici önlemler alınmalıdır. Birçok ülkede bu önlemler alınıyor, önlemleri kısmen de olsa işe yaramış olmalı ki bizim gibi çift haneli işsizlik oranına hiç ulaşmamışlar.
  3. İşsizlik ciddi bir ekonomik sorun. Sorunun çözümü ancak bir ciddi ve hassasiyet içeren programlarla veya koronavirüs tedbir toplantıları gibi işsizliği önleyici tedbirleri konu alan toplantılarla mümkün. Bu tür programlara veya toplantılara da siyaset sokulmamalı. Gençleri işgücü piyasasının talep etmediği alanlarda eğitmek, eğitimsizlerin yanına eğitimli yoksullar yerleştirmek demek. Bu söylediğimizden alınanlar olabilir. Ancak gerçekler taş kadar ağır, gül goncası kadar naziktir.
  4. Alınganlıklar sorunu çözmüyor. Bir taraftan G-20 ülkesi olmakla övüneceksiniz, bir taraftan ta hiçbir G-20 ülkesinde istihdam olanağı bulamayacakları alanlarda gençleri eğitim almaya teşvik edeceksiniz. Bu bir elbette çelişkidir. Burada öğrenci ailelerine ve gençlere de görevler düşmektedir. Siyasal iktidarlar kontrol edilebilir insanlar, kitleler isterler. Eğitim politikaları onlara bu imkanı verir. Ancak aileler ve öğrenciler buna direnmeliler. Bunun için de örnek alınacak ülkeler vardır. Biraz gayret ve direnç...
  5. Eğitim sistemimiz askerin boş zamanı olmasın diye sigara izmariti toplamasını, görev olarak yaptırılması gibi. Bilgi çoğaltıcı, bilgi açılımını kapatıp, sadece ezberci eğitim sonunda gençlerimiz maaşlı robot’a çevrilmektedir. Düşünen değil, uygulayan gençlik oluşturuluyor.
  6. İşletmeler, işçi çalıştırma vergisi (stopaj-işsizlik fonu-işveren prim payı), çalışanların kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai bilmecesi (yerine parça başı prim olmalı), karşılaştıkları birçok risk ve ödemeyi maliyete ekliyorlar. Hâlbuki işçilere üretimi parça başı fiyatla devretseler (taşeron sistemi) hem ürün fiyatı ucuzlayacak, hem piyasa güçleri büyüyecek. Lokantalarda garsonların müşteriye güleryüzlü ve saygılı davranmalarının sebebi bahşiş primidir. Üreten işçilerinde teşvik pirimi parça başı ücrettir. İşte o zaman ne fazla mesai, ne işçi çalıştırma vergisi (stopaj) ne de verim düşüşü olacaktır.
  7. Hatalardan ders çıkartabilirsek doğru harekete ulaşırız. Benzer cümle üretimde de aynıdır. Hatalarımız bize pahalı geliyorsa. Çalışanların eğitimi hataların oluşmasını engelleyecektir. İlk öğrendiklerimizin üzerine ilave bilgi koymazsak hatalar çoğalır. Hayatın her evresinde bu kural esastır.

Her zamanki sloganımızı tekrar iletiyorum. Güzel günler görmek dileğiyle..

Saygılarımla,

Sercan Gölcü

SMMM/Ekonomist/Kariyer Danışmanı

 

Bu yazı toplam 7589 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar