Akil İnsanlar'dan Öcalan'ın önerilerine tam destek

Akil İnsanlar'dan Öcalan'ın önerilerine tam destek

Akil İnsanlar Heyeti PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "Müzakere heyeti oluşturulmalı" ve "Demokratik sözleşme hukuku esas alınmalı" önerilerine destek verdi.

İSTANBUL -MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, çatışmanın olduğu alanlarda oluşturulacak mutabakat ile demokratik sözleşmenin hazırlanacağını ve bu sözleşmenin hukukunun Medine Sözleşmesi'ndeki gibi eşitliği hedeflemesi gerektiğini söyledi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan'da, " Anayasal değişikliğe ihtiyaç var" dedi. 

8 Şubat'ta BDP grup başkan vekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile HDP Müzakere ve Çözüm Sürecinden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder'den oluşan BDP-HDP heyeti, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile 15. görüşmesini gerçekleştirdi. Öcalan bu görüşmede, "Hükümet seçim bahanesine sığınarak meselenin ciddiyetinden uzak bir noktaya savrulmaktadır. Bu tutumunu acilen değiştirmemesi durumunda sürecin bitmesinin en önemli sorumlusu olacaktır. Bunun için acilen müzakere heyetleri oluşturulmalı ve demokratik sözleşme hukuku esas alınmalıdır" demişti. Öcalan'ın önerisini değerlendiren Akil İnsanlar Heyeti üyeleri Öcalan'ın önerisine destek verdiklerini belirtti. 

Türkdoğan: Anayasal değişikliğe ihtiyaç var

Kürt sorununun çözümü noktasında başlayan diyalog sürecinin müzakere ile devam etmesinin ve bunun bir hukukunun olması gerektiğinin önemine işaret eden İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, "Çünkü müzakerede tarafların hakları vardır ve bunun bir yasal alt yapıya kavuşturulması lazım. Bu, fiili olarak yürüyebilecek bir süreç olamaz" dedi. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın önerdiği "Demokratik sözleşmede bir hakem kurulu" fikriyatını desteklediğini belirten Türkdoğan, böylesi bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu kaydetti. Türkdoğan, "Bu kapsamda Sayın Öcalan'ın belirttiği hususların gerçekliği ifade eden hususlar olduğunun altını çizmek gerekiyor. Aksi takdirde bu, tek taraflı yürüyecek bir süreç olacak. Yani hükümet kendi inisiyatifini kullanacaktır, ne kadar isterse o kadar süreci götürecektir. Bu durum ise problemlere sebep olacaktır. Oysa ki bu sorunun tek tarafı değil, iki tarafı vardır. Dolayısıyla iki taraf ancak uzlaşarak süreci ilerletebilir" diye konuştu. Türkdoğan, "Sayın Öcalan 'demokratik sözleşme yapmak lazım' diyor. Bu sorun nihayetinde anayasal değişiklikle çözülebilecek bir sorundur. Mevcut anayasa ile Kürt sorunu çözülemez. Mutlaka bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var. Fakat anayasa değişikliğinde giden süreçle ilgili atılacak adımları içinde müzakerenin yasal altyapısının, izleme heyetinin oluşturulması ve bu süreçle beraber nihai olarak demokratik bir anayasaya gereksinim vardır" dedi. 

Özgen: Hükümet hala tereddütlü davranıyor

Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan KESK Genel Başkanı Lami Özgen ise demokratik çözüm sürecinde yapılan görüşmelerin nihai çözüme evirilebilmesi için demokratikleşme boyutunda hukuki adımların atılması gerektiğine dikkat çekti. Yasal demokratik zeminlerin hazırlanması gerekliliğinin altını çizen ve mevcut durumun süreci oyalamak ya da engellemek olarak yorumlayan Özgen, "Hükümet 'ama'larla bir oyalamaya gidiyor, hala tereddütlü davranıyor. Bu tereddütlü davranışları da sadece Kürt hareketinin ve halkların aleyhine değil, aynı zamanda hükümetin aleyhindedir. Bu yüzden hükümet bu sürecin siyasal sorumluluğunu daha fazla hissederek daha güçlü ve etkili adımlar atmak zorunda. Demokratik usullerin bir an önce hayata geçmesi lazım" diye konuştu. Özgen, "Şu anda görüşmelerde devlet ve Kürt tarafı vardır. Bunu da Öcalan yürütüyor ama bu iki tarafla beraber Türkiye'de toplumsal kesimlerin ve demokrasi güçlerinin müdahil olması lazım ki bu sorunun bütünlüklü olarak ele alınması ve çözümü paylaşabilsin. Bu bağlamda artık bu görüşme süreçlerinde Türkiye'nin değişik kesimlerinin müdahil olması ve olanaklarının yaratılması gerekiyor" dedi. 

Uçum: STK'larda müzakereye dahil edilmeli

Çözümün siyasi zeminde müzakereler ile mümkün olduğuna işaret eden Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan Avukat Mehmet Uçum, hukuki düzenlemelerin bununla birlikte geleceğini kaydetti. Müzakere heyetlerinin oluşturulması konusunda sadece BDP, hükümet veya PKK tarafından değil sivil toplum kuruluşları tarafından da bakılması gerektiğini ifade eden Uçum, "Zaten siyasi açıdan BDP'nin, HDP'nin, AKP'nin, hükümetin devrede olduğu bir müzakere süreci var. Dolayısıyla bu daha da zenginleştirilebilir. Sivil toplum alanı ve medyanın rolü açısından zayıflıklar var. Sivil toplum ve medya rolü üzerine yoğunlaşılarak, müzakere evresine dahil edilebilir" diye konuştu. 

Ünsal: Medine Sözleşmesi'ndeki eşitliği hedeflemeli

Demokratik çözüm sürecine uygun bir ciddiyet içinde olunması gerektiğini dile getiren Akil İnsanlar Heyeti'nde yer alan MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Meclis'te kurulan komisyonun müzakere için çok işlevli olmadığına dikkat çekti. Bunun için daha işlevsel olacak, belli konu başlıkları üzerinde çalışacak müzakere guruplarının oluşturulmasının çok önemli olduğunu aktaran Ünsal, "Bu çatışmanın büyüklüğüne ve ciddiyetine uygun çözümün ancak müzakere grupları ile çözülebilecek bir konu olduğunu düşünüyorum. Öcalan'ın yaptığı öneriye de katılıyorum" dedi. PKK Lideri Abdulah Öcalan'ın "Demokratik sözleşme hukukunun oluşturulması" önerisinin de yerinde bir öneri olduğunu ifade eden Ünsal, "Bu çatışmanın oluşturduğu bazı alanlar var. O alanlar ile ilgili çalışma grupları oluşturularak, o çalışma grupları mutabakat metinleri oluşturabilir. Demokratik sözleşmesi dediğimiz şey bu mütabakat ile oluşur" dedi. Yine Demokratik sözleşme hukukunun Medine Sözleşmesi'ndeki gibi eşitliği hedefleyen bir hukuk olarak içeriğinin doldurulması gerektiğini ifade eden Ünsal, bununla doğru yol ve yöntemi bulmanın mümkün olacağını söyledi. 

Can: Talepler biran evvel karşılanmalıdır

78'liler Girişimi Türkiye sözcüsü Celalettin Can, Öcalan'ın hükümetin sıkıntılarını dahi aşan geniş bir perspektif ile yaklaştığını belirterek, Başbakan'ın Akil İnsanlar Heyeti'nin hazırlamış olduğu rapor doğrultusunda bir açılım yapması gerektiğini vurguladı. Ancak hükümetin bunu çok sınırlı bir demokratikleşme paketi ile sınırladığını aktaran Can, "Sayın Öcalan'ın 8 komisyonun kurulması önerisi vardı. Yine bu komisyonların meclis bünyesinde oluşturulması ve bu şekilde sorunun meclise taşınması vardı. Bunlarda sadece söylemde kaldı" dedi. Başta Kürt sorunu olmak üzere toplumun temel demokratik sorunlarına çözüm bulunmadığı takdirde bu ülkenin darbecilerin, çeşitli karanlık güçlerin vesayeti altına daha güçlü bir şekilde gireceğinin altını çizen Can, "Bu konuda Kürt özgürlük hareketi ve Sayın Öcalan çok sabırlı davrandılar ve süreçte açılımcı oldular. Fakat hükümet bu konuda yeterli adımları atmadı. Hükümet yeterli adımlar atmadığı gibi Silivri çevresi ile ilişki geliştirmeye çalıştı. Silivri çevresi de bundan cesaret alarak Öcalan'ı itibarsızlaştırma kampanyası başlattılar. Hükümet bu kampanyayı başlatın çevrenin baro başkanı ile irtibat kurdu" dedi. Demokratik Çözüm sürecinin Cemaat ve AKP çatışmasının önüne geçmesi gerektiğini ifade eden Can, "Bu yapılmadığı takdirde Türkiye büyük bir kaosa sürüklenir. Çünkü Kürtlerinde sabrı bir yere kadardır. Talepler biran evvel karşılanmalıdır, hatta geç bile kalınmıştır" dedi. 

 

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.