Amedsporlu Çekdar Orhan'dan sert açıklamalar
Şehmus KIZILASLAN
TİGRİS HABER - Kamp kadrosuna alınmama sürecini ayrıntılarıyla anlatan Çekdar Orhan, yaşadıklarının yalnızca sportif nedenlerle açıklanamayacağını belirterek kulüpte sistematik şekilde dışlandığını ifade etti.
Amedspor'a 1. Lig'deki rahat ortamını bırakarak aidiyet duygusuyla döndüğünü belirten Çekdar Orhan, yıllar boyunca kulübün başarısı için büyük fedakârlık yaptığını ifade etti. Süper Lig'e yükselme başarısında takım arkadaşlarıyla birlikte önemli emek verdiklerini dile getiren deneyimli futbolcu, bugün ise kendi kulübünde ötekileştirildiğini savundu.
Orhan’ın açıklaması şu şekilde:
“Bugün bu satırları kaleme almak, hayatımın en zor ama aynı zamanda en kaçınılmaz anlarından biri. Hakkımda ortaya atılan asılsız iddialar karşısında gerçeği ilk ağızdan halkımla ve taraftarlarımla paylaşmayı bir borç biliyorum. Bu açıklama, maruz kaldığım haksızlıklara karşı vicdanımın ve onurumun sesidir.
Ben Çekdar Orhan... 1. Lig'deki konforumu geride bırakıp yalnızca aidiyet duygum nedeniyle 2. Lig'deki Amedspor'a döndüm. Bu süreçte ağır bedeller ödedim, defalarca ırkçılığa maruz kaldım. Bursa deplasmanında canımıza kastedildiğinde sahada yalnızca futbol oynamıyor, adeta bir varoluş mücadelesi veriyorduk. Tüm bunlara rağmen kulübüme sırtımı dönmedim. Çünkü Amedspor benim için sadece bir futbol kulübü değil; adalet için atan milyonlarca yüreğin ortak değeridir.
Bu takımı hep birlikte Süper Lig'e taşıdık. Ancak ne acıdır ki yıllarca dışarıda maruz kaldığım ötekileştirmenin benzerini bugün kendi evimde yaşıyorum.
Kırgınlığım camiama ya da taraftarımıza değildir. Kırgınlığım, bugün kulübü yöneten sorumlulardır.
Bu kulübü her şeyden çok seviyorum. Bana bu süreci yaşatanlara ise hakkımı helal etmiyorum. Bu açıklamayı başta Futbol Şube Sorumluları Mustafa Altın ve Nedim Şimşek ile Kulüp Başkanı Nahit Eren'e yönelik yapmak zorunda kalıyorum.
Kamp süreci ve perde arkasında yaşananlar
Son günlerde birçok kişi bana neden kampta olmadığımı, bunun maddi sebeplerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını soruyor. Gerçek ise çok farklı.
Kamp başlamadan yaklaşık bir hafta önce Futbol Şube Sorumlusu Mustafa Altın beni arayarak yönetime göre hazırlık kampına götürülmeyeceğimi ve kendime yeni bir kulüp bulmam gerektiğini söyledi.
Sözleşmesi devam eden profesyonel bir futbolcu olarak bu sözler karşısında büyük şaşkınlık yaşadım. Elbette teknik direktör beni istemeyebilir; buna saygı duyarım. Ancak bu sürecin yönetiliş şekli kabul edilemezdi.
Kulüpten tek talebim adil ve şeffaf bir yol izlenmesiydi. "Kampa geleyim, formumu koruyayım, hazır olayım" dedim. Çünkü hazır bir futbolcunun transfer olması hem kulübün hem de benim yararıma olacaktı. Ancak bana, "Kimseyi arama. Tüm yetki bende. Bize 15-20 milyon lira getir, o zaman serbestsin." denildi.
Daha sonra Nedim Şimşek'i aradım. Bana, "Çekdar, beni bu işlere karıştırma. Yönetimle yeterince tartıştım. Git derdini yönetime anlat." cevabı verildi.
Yedi-sekiz yöneticiyle görüşmeme rağmen kimse sorumluluk almadı. Yaklaşık 20 gün boyunca büyük bir belirsizlik içinde bırakıldım.
Daha sonra ilk kamp etabına davet edildim. Ancak bana, "Eğer ilk kamp döneminde transfer olmazsan, Ağustos'ta Diyarbakır'da görüşürüz. Antrenmanı saha kenarında oturarak izlersin." denildi.
Sportif baskılar ve kimliğim üzerinden yalnızlaştırılmam
Takımdan gönderilmek istenmemin yalnızca sportif performansımla ilgili olmadığını düşünüyorum.
Sezon içinde attığım bir golden sonra kadınlara yönelik şiddeti protesto etmek amacıyla yaptığım "saç örme" gol sevincinin ardından bana yönelik tavırların değiştiğini hissettim. Amacım yalnızca kadınlara yapılan zulme karşı durduğumu göstermekteydi. Ancak o günden sonra sistemli biçimde yalnızlaştırıldığımı düşündüm.
Teknik direktörümüz performansımdan memnun olmasına rağmen sürekli forma şansı bulamadım. Hocamın beni oynatmak istemesine rağmen yönetimin bu konuda baskı yaptığını öğrendim.
Devre arasında Başkan Nahit Eren'in de hocaya, "Çekdar'ı oynatma, yeni gelen oyuncuyu oynat." dediğini öğrendim.
Takım arkadaşlarım bana, "Sezon bitsin, sonra ne yapmak istiyorsan yap. Arkandayız." diyerek şampiyonluk mücadelesi nedeniyle sessiz kalmamı istedi. Ben de Amedspor'un başarısı zarar görmesin diye sustum.
Veysel Sapan ve yaşananlar
Bu yaşananlar yalnızca benimle sınırlı değil. Takım arkadaşım Veysel Sapan'ın da benzer haksızlıklara maruz kaldığını öğrendim. Kulübün öz evlatlarına sahip çıkması gerekirken tam tersi bir tabloyla karşı karşıya kaldık.
Vefasızlık
Takım kötü sonuçlar aldığında taraftarı sakinleştirmem isteniyordu. Ben de sorumluluk alıyor, her zaman kulübümün yanında duruyordum. Bugün bana reva görülen muamele ise tam anlamıyla vefasızlıktır.
Hayatım boyunca bu arma için mücadele ettim. Hiçbir zaman bu kulübe ihanet etmedim, saygısızlık yapmadım. Eğer bana yapılanlar yarın başka genç futbolculara yapılacaksa, susmam doğru olmazdı. Bu nedenle bugün bu açıklamayı yapıyorum.
Şuna yürekten inanıyorum; bugün bu kapının dışına itilmek istenen yalnızca Çekdar Orhan değildir. Asıl uzaklaştırılmak istenen bu kulübün temelini oluşturan fedakârlık, aidiyet ve mücadele ruhudur.
Bizi bu kulüpten uzaklaştırmaya çalışabilirler ama bu ruhu taraftarımızın yüreğinden söküp atamazlar. Kulübün içini boşaltmak isteyenlere en doğru cevabı yine büyük Amedspor taraftarı verecektir.”




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.