1. YAZARLAR

  2. Ekrem Yeşil

  3. Antrenörler
Ekrem Yeşil

Ekrem Yeşil

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Antrenörler

A+A-

Dünyanın her yerinde aynı kurallarla oynanan ancak gelişim seyri ülkeden ülkeye farklılık arz eden futbolun en etkili ve aynı zamanda en korunaksız figürlerinden biri de antrenörlerdir.  

İlk dönemlerinde en fazla bir iki yardımcı ile görev yapan antrenörler, süreç içerisinde onlarca uzmanın yer aldığı bir teknik kadroya dönüştü. Galatasaray spor kulübünde Teknik Direktör ile birlikte Yardımcı Antrenör, Kaleci Antrenörü, Maç Analiz Sorumlusu, Beslenme Uzmanı, Fizyoterapist ve Atletik Performans Antrenörü vb. otuza yakın uzman kişi görev yapmaktadır.

Futbol dünyasında, isimleri kulüp başkanlarından bile daha fazla anılan antrenörlerin, mesleki ve kişisel gelişimine yönelik uluslararası futbol kuruluşlarının getirmiş olduğu zorunlu eğitimler neticesinde yeni sertifika derecelendirmelerine (UEFA Pro Lisans, UEFA A, UEFA B, TFF Grassroots C, UEFA A Kaleci Antrenörü vb.) gidilmiştir.

Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğine üye yaklaşık 26.000 kişi, antrenörlük lisansına sahiptir. Bu lisansların yaklaşık 1500 tanesi UEFA Pro ve benzeridir.  İlk bakıldığında bu kadar Pro Lisansa sahip bir ülkenin futbolda çağ atladığı ve birçok futbolcu,  teknik adamının da Avrupa’nın en iyi kulüplerinde görev yaptığı düşünülebilir.

Oysa uluslararası futbol başarısı şöyle dursun, hemen hemen hiçbir teknik adam ve futbolcuda Avrupa’nın üst düzey takımlarında uzun süreli görev yapmamıştır.

Bu olumsuz tablonun ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri antrenörlük lisanslama sistemidir. Bu sistem, biraz da sürücü kurslarının lisanslama sistemine benzemektedir. Hayatında hiç araba kullanmamış kişilerin sahip olduğu sürücü belgesi gibi futbol ile alakası olmayan ve hayatında ciddi anlamda hiçbir takım çalıştırmayan binlerce kişi, antrenörlük lisansına sahip.

Yine bu çalıştırıcıların mesleki donanımları ve kişisel gelişimine ilişkin yapılan temel eğitim ve güncelleme kurs ve seminerlerin büyük çoğunluğu kursiyerlere değer katmaktan daha ziyade formalitenin yerine getirilmesi için yapılmaktadır. 

Taktiksel çözüm yeteneği ve zenginliği ile saha kenarındaki süreci yönetecek, değişkenlikleri anlık uygulayacak ve analitik çözümleri sağlayacak donanımlar yerine sadece hamaset ve nutuk üzerine yürütülen antrenörlük faaliyetinin başarılı olma şansı yok denecek kadar azdır.

Kayda alınacak hiçbir değer üretmeyen bu ilkel anlayışın, uluslararası futbol arenasında bir karşılığı yokmudur? Elbette vardır. Nitekim, her yıl yeniden belirlenen “Dünyanın En İyi Teknik Direktörler” listesinin ilk otuzunda bile, Türkiye’den hiçbir Teknik Direktörün ismi yer almamıştır.  

2018 yılının En İyi Teknik Direktörler listesini hazırlayan Four Four Two’na göre ilk beş sırasında; 1-Pep Guardiola (Manchester Cıty), 2- Zinedin Zidane(Kulüpsüz), 3- Diego Simone(Atletico Madrid) , 4- Massımılıanı Allegrı (juventus) ve 5-Jurgen Klop (Liverpool) yer almaktadır.

Pro Lisansa sahip adı geçen Teknik Direktörlerin öz geçmişlerine bakıldığında, bu Lisansın, sadece yakaya takılan bir karttan ziyade, çok büyük bir emek ve entelektüel birikimle, futbol adına yaratılan değerlerin bir ödül belgesi olduğu çok net bir şekilde görülür.

Futbol otoriteleri tarafından da dünyanın bir numarası olarak kabul edilen Pep Guardiola’yı diğerlerinden farklı kılan en önemli özeliği bir yazarın deyişi ile “İnatçı cahillerle dolu bir iş ortamında bile kültüre değer verme” anlayışıdır.

Ruhunu ve bedenini bir oyuna adayan Guardiola, Katalanca, İspanyolca, İtalyanca, İngilizce ve Almanca gibi dilleri iyi derecede konuşması, yazması, şiire ve kitap okumaya olan düşkünlüğü ile tam bir dünya vatandaşıdır.

Dünyanın her yerinde aynı kurallarla oynanan futbolun küresel bir oyun olması, bu alanda görev alanların, hele hele Pro lisans sahiplerinin, aynı zamanda bir dünya vatandaşı gibi hareket etmelerini zorunlu kılıyor.

Çünkü bunlar aynı zamanda birçok dil, ırk ve kültüre sahip futbolculardan kolektif bir güç oluşturmak zorundadırlar.

Takınmış oldukları sahte pozların, atıkları fiyakaların etkisi bir yaz yağmuru gibidir. Futbolda gerçek anlamda değer yaratanlar,  Guardiola gibi bilimsel verilerle ve çağdaş bir bakış açısıyla çalışan genç, dinamik ve vizyoner antrenörlerdir.

Dünyanın bu en güzel oyunun kurgusunu oluşturan antrenörlerin, mesleki ve kişisel gelişimini sağlamakla mükellef olan kurumların, futboldaki gelişmişliğe ayak uyduramayan bu çalışma anlayışını, çağdaş ve bilimsel yöntemler ışığında yenilemesi,

Bu mesleğin aynı zamanda onurunu ve kalitesini gösteren lisanslama işlemlerinin yeterlilik ve hakkaniyet ölçüsünde yapılması ve futbol adına gerçek anlamda değer üretemeyen bu demode antrenörlerin bu alandan arındırılarak, kendini bu mesleğe adamış yeni nesil antrenörlerin önün açılması gerekir…

 

 

Bu yazı toplam 1380 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.