1. YAZARLAR

  2. Ali Abbas Yılmaz

  3. Asgari ücrete azami çalışma ve 'fikir işçiliği'
Ali Abbas Yılmaz

Ali Abbas Yılmaz

Muhabir / Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Asgari ücrete azami çalışma ve 'fikir işçiliği'

A+A-

Türkiye'de gazeteci olmak zor diye sitem etseniz, bir anda ne kolay ki diye cevabı yapıştırırlar daha sözlerinizin sıcaklığı ağzınızdayken.

Evet, Türkiye'de her şey hem çok zor hem de bazı şeyler çok kolay. Birçok meslek gibi gazetecilik de zor ve bir gazeteci olarak haliyle kendi mesleğimin zorluklarından bahsedeceğim.

Yazmak, çizmek, fikir üretmek bir yana gazeteciyi en çok zorlayan, ekonomi. Çünkü gazetecilerin hali ekonomik anlamda gerçekten içler acısı. Fikir işçisidir gazeteci ama sadece fikri üretim yapmaz, çünkü aynı zamanda sahadadır ve sahanın da birçok zorluğuna göğüs germek zorundadır.

Haber takibi sırasında gazetecinin başına nelerin geleceğini Allah bilir. Hele ki toplumsal olaylara müdahale sırasında, kime niyet kime kısmet ne düşer gazetecinin payına kim bilir. Savaş muhabirlerinin yaşadıkları zaten saymakla bitmez.

Gazetecinin mesleğini yaparken yaşadığı zorlukları anlatarak yazıyı da okuru da şişirmenin bir anlamı yok. Ama kimisi asgari ücretin altında kimisi asgari ücrete kimisi de asgari ücretin biraz üstünde bir maaşa gazetelerde, ajanslarda, televizyonlarda çalışan basın emekçilerinin ekonomik sorunları üzerinde biraz durmakta fayda var.

Asgari ücret belirlenirken birçok etken üzerinde durulur ve bunlardan biri de vasıfsız işgücü emeğinin fiyatıdır. Yani, her hangi bir mesleği olmayan ya da herhangi bir işi meslek edinmeyen ama öğrenmeye niyet emiş bir işgücüdür söz konusu olan. Eğer vasıfsız bir işçiysen bir şekilde asgari ücrete de peşinen razısındır. Taaa ki, yaptığın, ettiğin işten az çok anlamaya başlayıncaya kadar. İşi biraz da olsa kaptın mı hemen patronun kapsını aşındırmaya başlarsın, çünkü artık az da olsa bir vasfın vardır ve ona göre bir ücret talebinde kendini güçlü görürsün.

Ama gazetecilikte öyle değil. Ne kadar da nitelikli haber üretsen nafile; bir türlü asgari ücretten uzaklaşamazsın. Ama sorarlarsa fikir işçisisin. Zaten asıl sıkıntı da burada, fikirde. Çünkü memlekette en az değer verilen şeydir fikir. Ya da şöyle diyelim, etrafta bilgiye dayanmayan o kadar fikir uçuşur ki, fikir erozyonunda gerçek fikirlerin de bir önemi kalmaz. O yüzden 'fikir işçisi' mi, boş ver gitsin.

Memleketteki fikir erozyonu bir yana doğru dürüst bir fikri üretim için adam akıllı bilgiye ihtiyaç olduğu işin ABC'si. Ama asgari ücrete ya da biraz altında biraz üstünde çalışan bir gazetecinin sağlıklı bir fikri üretim içinde olabilmesi için her şeyden önce ekonomik sorunlardan kafasını rahatlatabilmesi gerekiyor. Her gün ay sonu nasıl gelecek, bir ay işsiz kalsam nasıl geçinirim diyen bir gazeteci hangi ara fikir üretecek?

İş garantisi olmayan, geçim derdinden kafasını kaldıramayan bir gazetecinin fikri üretimde bulunmasının sıkıntıları bir yana; ola ki her şeye rağmen bir fikir çıktı ortaya ama bu sefer de işin sansür mekanizmalarına takılma derdi baş gösterecek. Yani, fikir üretmezsen bir dert, üretsen başka bir dert.

Neyse biz yine de fikir işçilerinin ekonomik sorunlarına odaklanalım. Çünkü her şeyde olduğu gibi son tahlilde ekonomi belirleyici. Fikir işçilerinin ekonomik sorunlarının bir çözüme kavuşması aynı zamanda meslekteki dejenerasyonun da önüne geçecek dinamikleri güçlendirecektir. Çünkü üç beş kuruş 'ek gelir' uğruna kalemlerin eğilip bükülmesi, gazeteciliğin onurunu fazlasıyla ayaklar atlına alıyor.

Elbette ki aç da kalsalar kalemini doğrudan, gerçekten, haklıdan yana şaşmadan, düzgünce tutabilen gazeteciler yine de yok değil ama yazık ki sayıları her geçen gün daha da azalıyor. Ve meslekte ömrünün yarısından fazlasını harcamış birçok deneyimli gazetecinin sebepsiz yere birden bire işine son verildiği bir yerde gazetecilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi ve iş güvencesi konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması ihtiyacı kendini dayatmaktadır.

Gazetecilerin yaşadığı ekonomik sorunlar çözüm beklerken, özellikle yerelde çalışan basın çalışanlarının tüm bu sorunları daha da katmerli bir şekilde yaşadığı sır değildir. Birçoğunda kadroları prosedüre bir şekilde uydurularak şişkin gösterilse de yerel gazetelerin birkaç kişinin emeği ile çıktığı ve çalışanlarının ağır iş yükü altında asgari ücretle, azami bir şekilde ezildiği ortadadır.

Yerel gazetelerin nitelik olarak çok geri olduğu ve toplum tarafından pek sahiplenilmediği söylenir ama yerel gazetelerin birkaç kişilik çalışan ile ağır çalışma koşullarında nitelikli bir yayını nasıl hazırlayabileceği üzerinde ne yazık ki hiç durulmaz.

Her zaman olduğu gibi sebep sonuç ilişkisi gözetilmeden meseleye yaklaşmak, sorunların çözümüne bir katkı sunmaz. Ve bu gidişle, ya bir bir işten atılmalarla ya da gazetecilerin bir bir gazetecilik dışındaki başka mesleklere “ek gelir” diye yönelmeleriyle, gazetecilik mesleği de nitelikli gazetecilik de gün be gün kan kaybetmeye devam eder.

 

 

Bu yazı toplam 521 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.