Barış Forumu’ndaki mesajlar umut verdi

Barış Forumu’ndaki mesajlar umut verdi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan “Bizler 21. yüzyılda bu coğrafyada bu süreçte aynı barışı sağduyuyla, hukukla, akılla yazabiliriz diyoruz. Yeter ki savaşın çözmediğini barışın çözebileceğine inanalım” dedi.

Mümin AĞCAKAYA - Şaban YILMAZ

TİGRİS HABER - Diyarbakır’da 12-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu”nun açılışı gerçekleştirildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Ali Emiri Toplantı Salonu’nda yapılan açılışa DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerlerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeydan Karalar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlar Serra Bucak ve Doğan Hatun, DEM Parti Milletvekilleri, Cengiz Çandar, Serhat Eren, Sevilay Çeleng, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, siyasetçi Veysi Aktaş, Barış Anneleri, Meclisi temsilcisi, Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, Halepçe Valisi Nuxsha Nasih Ahmed ve akademisyen Özgür Sevgi Göral ile çok sayıda davetli katıldı.

whatsapp-image-2026-05-12-at-19-18-47.jpeg

Formun açılışında konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, kayyım atanan belediyelerin eşbaşkanlarının da forumda yer aldığını belirterek, Neslihan Şedal, Ahmet Türk ve görevden uzaklaştırılan Zeydan Karalar’ı özel olarak selamladı.

Bucak, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmada, foruma katılan tüm konuklara teşekkür etti. Bucak, Duhok Valisi Ali Tatar, Erbil Valisi Omed Hoşnav, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, HDP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, milletvekilleri, belediye başkanları ve basın emekçilerinin katılımının kendileri için büyük önem taşıdığını söyledi.

Bucak, kayyım atanan belediyelerin eşbaşkanlarının da forumda yer aldığını belirterek, görevden uzaklaştırılan Neslihan Şedal, Ahmet Türk ve Zeydan Karalar’ı özel olarak selamladı.

Toplumsal barışa yerelden güçlü bir katkı sunmayı hedeflediklerini ifade eden Bucak, “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine yerel yönetimlerden güçlü bir ses ve yanıt vermeyi çok önemsiyoruz” dedi.

İki yıllık görev süreleri boyunca kayyım uygulamalarıyla karşı karşıya kaldıklarını hatırlatan Bucak, barış sürecinin aynı zamanda kayyumların geri çekilmesi ve seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesi anlamına geldiğini vurguladı. Bucak, “Bunun bir an önce gerçekleşmesini umut ediyor, bunu talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumunda, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’dan gelen dayanışma mesajları okundu. Mesajlarda, barışın yerelden örgütlenmesi ve toplumsal bir sözleşmeye dönüşmesi gerektiği fikri ön plana çıktı.

whatsapp-image-2026-05-12-at-19-18-47-2.jpeg

Yeni bir toplumsal sözleşme vurgusu

​Figen Yüksekdağ, foruma ilettiği değerlendirmesinde barışın sadece siyasi bir kavram değil, hayatın her alanında yeşermesi gereken bir değer olduğunu belirtti.

​“Barış özlemi çağın kaderini belirleyecek”

​Özgürlük ve barış mücadelesinin gündelik yaşamın bir parçası olduğunu ifade eden Yüksekdağ, başarı deneyimlerinin yol gösterici olduğunu vurguladı:

​“Türkiye’den, Diyarbakır’dan, Rojava’ya, Filistin’e, İran’a kadar halkların, kadınların, bütün kurtuluş özlemi taşıyanların barış ve özgürlük adına birleştiği bir hakikat, çağın kaderini belirleyecektir. Bu asla uzak bir hayal değildir; hepimize oturduğumuz mahalle, gittiğimiz okul, çalıştığımız tarla, fabrika, işyeri; katıldığımız miting-eylem, yattığımız zindan kadar yakındır. Bütün toplumsal yaşam, üretim ve etkileşim alanlarında barış ve özgürlük kavramlarının yükselen değerine dönüşmesi, yeni bir toplumsal örgütlenmeye ve sözleşmeye pratik zemin sunması mümkündür, gereklidir.”

whatsapp-image-2026-05-12-at-19-18-47-3.jpeg

​“Onurlu barış arayışına katkı sunacağına inanıyoruz”

​Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı ise ortak mesajlarında, forumun mevcut siyasal tıkanıklığı aşmada yol gösterici bir rol üstleneceğine olan inançlarını şu sözlerle dile getirdiler:

​“Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu adıyla düzenlediğiniz anlamlı ve değerli buluşmanın başarılı geçmesini temenni ediyor, emeği gelen herkesi kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yaşanan derin siyasal ve toplumsal çöküşten çıkışa ışık tutacak, yol gösterecek kıymetli tartışmalarla onurlu barış arayışına da büyük katkılar sunacağınıza olan inançla hepinize içten selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda bir arada olabilmeyi diliyoruz.

Barış ve özgürlük adına birleşenlerin hakikati

Türkiye’den, Diyarbakır’dan, Rojava’ya, Filistin’e, İran’a kadar halkların, kadınların, bütün kurtuluş özlemi taşıyanların barış ve özgürlük adına birleştiği bir hakikat, çağın kaderini belirleyecektir. Bu asla uzak bir hayal değildir; hepimize oturduğumuz mahalle, gittiğimiz okul, çalıştığımız tarla, fabrika, işyeri; katıldığımız miting-eylem, yattığımız zindan kadar yakındır. Bütün toplumsal yaşam, üretim ve etkileşim alanlarında barış ve özgürlük kavramlarının yükselen değerine dönüşmesi, yeni bir toplumsal örgütlenmeye ve sözleşmeye pratik zemin sunması mümkündür, gereklidir.

Gerçekleştirdiğiniz forumun, Türkiye halkları açısından hayati önem taşıyan bir süreçte, barışın toplumsallaşması çabalarına büyük katkı yapacağına inanıyorum. Toplumsallığın yerellikle eş anlamlı olduğunu düşünürsek, bu katkının anlamı daha öne çıkacaktır. Barış, özgürlük, demokrasi farkındalığının toplumun ana yaşam damarlarından kılcal damarlarına kadar yayılma iradesi temelden, yani yerelden büyüyecektir.

Başarı deneyimimiz rehberimizdir

Etkinliğinizin, Sayın Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve iradesini sahiplenen, güçlendiren bir verim ortaya çıkaracağına inanıyorum. Zira böylesi bir verim yükseltme etkinliğine çok ihtiyaç var. Umudu, yeni başlangıçları ve kurucu misyonu örgütlemek elbette kolay değildir. Ama her tür zorluk karşısındaki başarı deneyimlerimiz, rehberimiz ve güvencemizdir. Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyor; özlemle dayanışmayla selamlıyorum.”

MHP’li Feti Yıldız’ın mesajı: ‘Tartışmalar barışa katkı sunacak’

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na gönderdiği mesajda, forumda yapılacak tartışmaların toplumsal uzlaşma, kardeşlik ve barışın güçlenmesine katkı sunacağını belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim ve 22 Ekim 2024 tarihlerindeki adımlarını “yüzyılın en cesur siyasi hamlesi” olarak nitelendiren Yıldız, yarım asırlık şiddet sorununun çözümü için tarihi bir fırsat yakalandığını belirtti. Yıldız, yıllarca güvenlik politikalarına ayrılan kaynakların bundan sonra eğitim, sağlık, tarım, teknoloji, istihdam ve altyapı yatırımlarına yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Toplumsal barışın yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, hukukun üstünlüğü, demokratik katılım, eşit yurttaşlık ve toplumsal dayanışmayla sağlanabileceğini kaydeden Yıldız, Türkiye Yüzyılı vizyonunun bu ilkeler üzerine inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Demokrasi ve hukuk vurgusu

Son olarak konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, barışın bir heves ya da dönemlik bir slogan olmadığını vurgulayarak, “Barış emek isteyen, akıl isteyen, cesaret isteyen, süreklilik isteyen büyük bir inşa sürecidir. Bu yüzden bu forumun programında yer alan başlıkların genişliği tesadüf değildir” dedi.

Forumun başlıklarında hukuk, demokrasi, emek, kadın özgürlüğü, çevre, gençlik, ekoloji ve yerel demokrasinin yer aldığını belirten Bakırhan, “Bu başlıkların her biri barışın bir parçasıdır. Bu açıdan forumdaki tüm etkinliklerin yol açıcı olmasını diliyorum ve olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Amed sıradan bir şehir değil”

“Amed sıradan bir şehir değil. Bir kenti, kent yapan onun itirazıdır, onun vicdanıdır. Onun omuzlarında taşıdığı tarihi yüktür” diyen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bir dönem Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer dediler. Başka bir dönem Kürt meselesinin çözüm yolu Diyarbakır’dan geçer dediler. Bunlar kendi dönemi için doğruydu, kıymetliydi. Fakat bugün bizler de bu salondan o doğrulara çok daha kıymetli bir doğru eklemek istiyoruz ve Amed’den bu salondan diyoruz ki onurlu bir barışın ve kalıcı bir çözümün yolu Diyarbakır’dan geçer.”

“Orta Doğu’daki pek çok siyasi bilmecenin çözüm anahtarı Amed’in iradesindedir” diyen Tuncer Bakırhan, “Bu irade Ankara’nın çözüm perspektifiyle buluştuğu gün Türkiye sadece kendi iç meselesini değil, bölgenin en karmaşık denklemlerini de çözme kapasitesine kavuşur. Türkiye, Orta Doğu’nun demokratik öncü gücü olur. Amed bunu hak ediyor, Türkiye bunu hak ediyor” şeklinde konuştu.

Barış meselesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyleyen Bakırhan, “Yaklaşık 3 bin 300 yıl önce yanı başımızda Mısırlılarla Hititler arasında tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması imzalandı. Bu anlaşma çok önemlidir. ‘Neden barış olmalıdır?’ sorusunun en iyi cevabı ondadır. Kadeş, savaşın hiçbir şeyi çözmediğini, ortak çıkarların kılıçtan değil sözleşmeden geçtiğini, iki halkın geleceğinin birbirinin yıkımı üzerine değil, birbirinin tanıması üzerine kurulabileceğini kanıtlamıştır” dedi.

Tuncer Bakırhan “Bizler de yirmi birinci yüzyılda bu coğrafyada bu süreçte aynı barışı sağduyuyla, hukukla, akılla yazabiliriz diyoruz. Yeter ki savaşın çözmediğini barışın çözebileceğine inanalım” ifadelerini kullandı.

“Yurtta sulh yurtta hukukla mümkündür”

Cumhuriyetin en güçlü sözlerinden birinin “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi olduğunu hatırlatan Bakırhan, “Bu söz bize sadece dışarıda savaş istememeyi anlatmaz. Aynı zamanda içeride de huzuru, adaleti ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Biz bugün bu sözü ülkemizde toplumsal barışla tercüme etmek zorundayız. Çünkü yurtta sulh ancak yurtta hukukla, eşitlikle mümkündür” dedi.

Tuncer Bakırhan, “Yürütme erki, çözüm iradesi göstermek zorunda. Bir devlet toplumun hakikatine sırt çeviremez. Yok sayamaz” diye konuştu.

“Asıl tehlike hakları inkâr etmektir”

1983’te 2932 sayılı kanunla Türkçe dışındaki dillerin yasaklandığını, 1991’de bu yasak kaldırıldığında “kıyamet kopmadığını” hatırlatan Bakırhan, “Ülke bölünmedi, devlet çökmedi. Demek ki asıl tehlike hak tanımak değil, hakları inkâr etmektir” dedi.

Tuncer Bakırhan “Bizler yaptıklarımızdan ibaretiz. Gece gündüz barış için ter döküyoruz. Arkadaşlarımızla çalışmalar yürütüyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.