BELİRSİZLİKLER ÇEMBERİNDE EKONOMİ

Kripto paralarındaki sert düşüş, emtia alımlarındaki yön arayışı, döviz piyasalarındaki merkez bankası toplantısına doğru kurların hafif bir şekilde yukarıya doğru başını yukarıya kaldırması şeklinde özetlenecek hareketler devam ediyor.

Ama bir şeyin altını çizmek istiyorum. Her şeyden evvel Dünya aşıya koronavirüs üzerinde geliştirilen aşılara ve aşılama çalışmalarına başlamasına rağmen Dünya’da büyük belirsizlikler devam ediyor. Tünelden çıkılmadı hatta tünelin ucundaki ışık dahi görülmedi.

Hem ekonomilerin reel olarak küçülmesi, dünyadaki işsizliğin hiç olmadığı kadar 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en yüksek seviyeye çıkması önümüzdeki günlerde karantina tedbirlerinin uzamasına paralel olarak bu tabloyu daha trajik hale getirebilir.

15inci yüzyılda toprak sermayesinden para sermayesine geçen batı şimdi para sermayesinden bilgi sermayesine geçiyor. Bu geçişte değerler değişecek, yeni sektörlerin sesi geliyor. Değeri düşmeyecek sektörler eğitim, tarım ve üretim sektörüdür. Bu sektörler insanlık bitinceye kadar değerini korur.

Böyle bir dönemde hiçbir şey yokmuş gibi hisse senetlerinde rekor üstüne rekorlar kırılması ya da diğer varlıklarda devam eden parasal hareketliliğin bir yerde sonu gelecek. Çünkü Dünya ekonomisi sonuçta topladığımızda 200 küsür ülkeyi bir araya getiriyoruz. Bunların gayrisafi yurtiçi hasılası 85 trilyon dolar. Dünyada şuanda 300 trilyon dolara yakın borçluluk var.

Borçluluğun nasıl çevrileceği gelişmiş ekonomilerde borçlanma mekanizmaları (gelecek hayali satışı) iyi gelişmiş ve mevcut bulunmakta ayrıca sermaye piyasaları da çok gelişmiş.

Ya Türkiye’nin?

Ülkemizin borcu karşılayacak gelirleri azalırken,işsizlik ve diğer problemlerle boğuşurken nasıl bu krizlerin içerisinden çıkabileceğine dair cevap yok bir bulgu yok …

Özellikle aşılarda bile kafa karıştırıyor... (FAZ-3)

Vaka sayılarında azalma yok...

Dünyada can kaybı 2 milyonu aştı…

Vaka sayısı da 100 milyonu geride bırakacağız gibi…

Maalesef umutlar için küçük vesileler bekliyoruz. Tıpkı aşıda olduğu gibi…umudumuzu tüketmemeliyiz.

EN KÖTÜ KARAR KARARSIZLIKTAN İYİDİR.

Sercan Gölcü

SMMM, Ekonomist, Kariyer Danışmanı

 

 

Bu yazı toplam 4411 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar