1. YAZARLAR

  2. Murat BAY

  3. Benzemeyin Affetmediklerinize
Murat BAY

Murat BAY

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Benzemeyin Affetmediklerinize

A+A-

Taciz, tecavüz, çocuk işçiler, küçük gelinler… Hiçbir cümleye sığmıyor yaptıklarımız. Gülüşünüzü çaldık, oyuncaklarınızı. Oyunlarınızı, yağmurunuzu. Affetmeyin bizi çocuklar. Boğulan umutlarınız için affetmeyin ve benzemeyin affetmediklerinize.

Evde oturup düşünmekten ve kendimi yargılamaktan başka bir şey yapmıyordum. Eskileri tüketmek denilen olay bu olmalıydı. Güzel günleri  görmüş müydük acaba? Zira gelecek zamanı kullanmak dil bilgisi dışında yıllardır  pek bir değişiklik yaratmıyordu. İnsanlığın neler yaptığını, sebep olduğu yıkımları özellikle de çocuklara karşı ne denli vahşi bir tavır sergilediğini düşünecek o kadar çok vaktim vardı ki tüm felaketleri ve hastalıkları bunların sonucu gibi görmeye başlamıştım.

 Nihayet beklenen haber geldi. Birbirini sevmeyen insanların ülkesinde haberler çabuk duyulurdu.  Nereden mi biliyorum,  baksanıza her yer kapalıyken alıyordum bütün havadisleri. Ülkelerin sınırları, insanların gözleri ve de mabetleri bile kapalıyken. Artık kimse çıkamayacaktı sokaklara.

Bir baş ağrısı mıydı yaşadığım veya baş dönmesi mi bilemiyordum. Zaten hayatımda en sık yaşadığım olaylardan biriydi bu durum. Sıklıkla tansiyonumun yüksek mi veya düşük mü olduğu konusunda da ikilemde kalırdım. Evin içinde çaresizlik bataklığına saplanmıştım. Sanki günlerce savaşmışız da elimde beyaz bayrak varmış gibi, karşımda doğaüstü bir güç varmış da yerle bir olmuşum gibi evimin orta yerinde teslim bayrağını açmıştım zafer naraları atan kuşatılmışlığıma. Karanlık, siyah ve acı. Sonra yine baş ağrısı.

Eğer karşılaşacağım şey hiçlikse ne fark eder ki geçen zamanın aceleciliği. Zamandı iniltilerimin arasına giren yaramaz çocuk, bazen de salgına yakalanan insanların iniltileri. Her seferinde pencereye koşup hiçbir şey göremeden yerime otururdum. Bu günlerde kulak gözden daha önemli bir organ haline geldi. Ölümü çoğunlukla duymaya başlamıştım, zorbaca bir kimlik değiştirme biçimi- ölüme hiç yakıştıramadığımı söyleyebilirim- . Bir şey göremiyordum, herkes ölüyordu, bir şey göremiyordum, her şey toprağın altındaydı, duyuyordum, bağırıyorlardı. Kulak daha önemliydi bu günlerde. Gözlerimi dört açmıştım ve hiçbir şey göremiyordum. Karanlık siyahı iyi besliyordu.

Hızla yayılan bir virüs sokakları ıssız bir adaya dönüştürmüştü. Yalnız  caddelerin sokak  lambalarındaki romantiklikten eser yoktu tabi. Kırık dökük insan hayalleri ve çoğunlukla bedenlerini terk eden ruhların olay yerinde bıraktığı son bir çığlık. Bunları yaşarken sigaramı nasıl içtiğimi tahmin edebilirsiniz. Bazen dertli bir tebessümle bazen de bana bile yabancı bir amaçla yakıyordum. Her seferinde duman yükselirken kül bana kalıyordu. Kendimi külümden yaratma mitinin çok uzağındaydım ama. Gerçeği söylemek gerekirse nasıl olduğum konusunda bir fikrim yoktu.

Kimsenin savaşları konuşacak hali kalmamıştı. Ticareti, haritaları, sınırların yarattığı çatışmaların da çok uzağındaydık. Trajik bir ders veriyordu yaşam, “birbirinizi sevin bundan böyle” der gibiydi. En çok da geçmişinizle yüzleşin. Kalbimi bir kenara bırakıp verdiğim bütün kararları gözden geçiriyordum. Çocuklar; affetmeyin bizi ve benzemeyin affetmediklerinize.

 

Bu yazı toplam 688 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.