Adil Kılıçaslan

Adil Kılıçaslan

Block-chain, para, insan ve devlet

Block-Chain birbirine bağlı zincir demetleri demektir.

Sistemin işleyişi, insanlar arası alışveriş, ödeme işlemleri bir gurup (dünyada 10.000) kayıt tutucu tarafından kaydı tutulur. Kaydın geçerli olması için alışverişin kabul edilen özelliklerde ispatı gerekir.

Kayıtlar merkezi bir bilgisayar tarafından tutulmaz. Kayıt tutucuların bilgisayarları ve dünya üzerindeki binlerce kayıt tutucunun bilgisayarlarında da kayda girer.

Böyle baktığınızda aynı cep telefonundaki bankalar gibi çalışır. Bankalar da kayıt tutar. Bankaların kazancı sadece sahibi olmadıkları parayı kredi vermektir.

Block-chain sistemini sadece para hareketleri olarak düşünmeyin.

Devletler de kayıt tutar. Mesela tapu, nüfus (doğum, evlilik, ölüm, miras), eğitim (yetkinlik tanımlayan diploma), kazanç, siyasi görüş (telefon konuşmaları, hareket kayıtları), sağlık (e-nabız), borç, alacak, haksızlık, mahkeme.

Burada sıkıntı oluşturan devleti yönetmek üzere seçilen parti iktidarının; yönetime devam etmek için liyakatsiz kayıt tutucuları işe almasıdır. Bu yapı ülkemizde 1938’den sonra başlamıştır. Halk itiraz etse de siyasi görüşlü kayıt tutucular hep iktidardalar.

Bize cazip gelen block-chain sistemindeki kripto paraların liyakat sahibi kişilerce ve sadece numarayla-şifreyle tanımlı insanların işlemlerini yapmalarıdır. Kayıt tutucular bizi tanımazlar.

Şu an devlet kurumlarında ve özerk kurumlarda 5 (beş) milyon kişi çalışıyor.

Aynı işler block-chain sistemine dönüştürülse 80 bin kişi gerçekleştirecek.

Yani bin kişinin işlemlerine 1 kişi. Şu an 20 kişiye bir devlet çalışanı düşüyor.

Bu çalışanların maaşları, makam araçları, lojmanları, öğlen yemekleri, ulaşımları tarafımızca ödeniyor. Devlet kurumlarına gittiğimizde bize üstten bakıyorlar.

Devlet her işlemimizde kayıt parası alıyor. Bu da yetmiyor, ortak yatırım bedeli diye vergi topluyor. Yapılan yatırımlarda da kullanma parası alıyor. Yatırımları sorgusuz satıyor.

Biz vatandaş olarak neyin sahibiyiz? Devlet yöneticileri karar veriyor, parayı biz ödüyoruz. Sanki oturmadığımız evi satın almak gibi. Satın aldığımız eve de sahip çıkamıyoruz.

Geliri de nereye gidiyor belli değil. Yanınızda çalışana işletmenin giderleri için avans veriyorsunuz ama avansı nereye harcadığını, fişlerini vermiyor. Böyle birisini yanınızda çalıştırır mısınız?

Çalışanlarıma avans verirdim. Şehir dışına işe giderlerdi. Döndüklerinde avans hesabını isterdim, hesap veremezlerdi. Ne yapmam gerekliydi?

Devlet tanımından ne anladığıma gelirsek.

Devlet, kişilerin zevk aracı değil, kişinin hareketlerinin toplum yapısına etkisinin sıfırlanmasını sağlayan sistemdir.

Devlet bu yapının kayıtlarını tutan, halkın özgürlüğünü, eşitliğini, dış tehlikelerden koruyan sistemin yönetimidir.

Halkın gelişimi için eğiticilerle genç nesile hayatın kolaylıklarını anlatılmasıdır.

Tek kişinin bile hakkının savunulmasıdır.

Saygılarımla,

Adil Kılıçaslan

Yönetim Sistemleri Baş Denetçisi

 

Bu yazı toplam 496 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.