1. HABERLER

  2. TOPLUM-YAŞAM

  3. Çocuklarda öz saygı ve narsisizm
Çocuklarda öz saygı ve narsisizm

Çocuklarda öz saygı ve narsisizm

Çocuklarımıza özgüven aşılayalım derken narsist yetişkinler olmalarına yol açmak mümkün.

A+A-

Sağlıklı çocuklar yetiştirmek isteriz. Her şeyin başının sağlık olduğunu seneler içinde öğrenmişizdir.

Güçlü çocuklar yetiştirmek isteriz. Hayat genellikle kolay şartlarda sürmez bildiğimiz için.

Kendine güvenen, öz saygısı ve özdeğeri yüksek çocuklar yetiştirmek isteriz. Sağlam bir içsel duruşun dış koşulları karşılamasının kolay olacağını bildiğimiz için.

 

Özgüveni sağlamak için çocuğumuzu takdir etmek, teşvik etmek, zaman zaman bol keseden övmek gerektiğini düşünebiliriz. İşte burada sıkıntı başlıyor. Yapılan araştırmalar, ebeveynlerin bol keseden dağıttıkları takdir dolu sözlerin geri tepebileceğini gösteriyor.

 

Amsterdam Üniversitesi'nden araştırmacı Eddie Brummelman, övgü ile narsisizm arasındaki karmaşık ilişkiyi ve çocukların sağlıklı bir şekilde öz saygı geliştirebilmeleri için ne yapmak gerektiğini araştırıyor. Çocuklarda öz saygı ve narsisizm arasındaki çizgiyi Brummelmann açıklıyor.

 

Narsisizm öz saygıdan farklı

Çalışmalarıma başladığımda, narsisizmin neredeyse öz saygı gibi olduğunu, narsistlerin son derece yüksek öz saygıya sahip insanlar olduklarını düşünüyordum. Araştırmamın gösterdiği en önemli şeylerden biri, narsisizm ile öz saygının birbirinden çok farklı olduğu gerçeği. Öz saygı zihin sağlığını iyileştirirken – kaygı ve depresyonu azaltması ya da sağlıklı ilişkilerin korunmasına yardımcı olması gibi – narsisizm zihin sağlığına küçük yaşlardan itibaren zarar veriyor.

 

Narsisizm, diğer insanlardan daha üstün olduğunuz ve onların sizden daha değersiz olduğu düşüncesi çerçevesinde şekilleniyor. İlişkiler daha rekabetçi hale geliyor ve kazanan yalnızca narsist kişi olabiliyor. Öz saygı ise bir birey olarak sahip olunan değeri merkezine alıyor ve diğer insanlara karşı herhangi bir üstünlük hissi söz konusu olmuyor. Aksine öz saygısı yüksek kişi, diğer insanları dengi olarak görüyor. İlişkilerde her iki taraf da istediğini alabiliyor.

Narsisizm sosyalleşme sonucu kazanılıyor

Narsisizm, diğer her kişilik özelliği gibi genetik bileşenlere sahip. Sonrasında narsisizme yatkınlığı görülen çocukların, henüz okul öncesi çağlarda oldukça aktif oldukları, ilginin merkezinde olmak istedikleri, duygusal açıdan tutarsız oldukları ve istediklerini elde edemediklerinde sinirlendikleri görülüyor.

 

Ancak ne zaman bir şeyin genetik bileşenleri olduğunu söylesek, bunların sabitlenmiş ve değiştirilemez olduklarını varsayıyoruz. Bu bir yanlış anlama. Narsisizm, sosyalleşme deneyimleri ile şekilleniyor. Çalışmalarımız, ebeveynleri tarafından fazla değer biçilen, özel muamele hak eden özgün ve olağandışı bireyler olarak görülen çocukların, narsistik özellikler geliştirdiklerini gösteriyor. Çocuklarına bu şekilde yaklaşan ebeveynler, çocuklarının yeteneklerini gözlerinde aşırı büyütmeye ve abartarak övmeye meyilli oluyorlar; akranlarının arasında öne çıkmaları için onlara baskı kuruyorlar. Bu şartlar altında çocuklar zamanla diğer insanlara kıyasla gerçekten de daha iyi olduklarını ve daha iyisini hak ettiklerini düşünmeye başlıyorlar.

 

Çocukların fazlasıyla özgüvenli mi yoksa narsist mi olduklarını nasıl anlayabiliriz?

Narsisizm, ilk olarak 7 yaşlarında ortaya çıkar. Çocuklar bu yaşlarda sosyal karşılaştırmalar aracılığıyla kişisel değerlendirmelerini yapabilmeye başlarlar. Küçük bir çocuğa kendini tarif etmesini söylediğinizde, tipik olarak “İyi bir ablayım/ağabeyim.” ya da “İyi futbol oynarım.” gibi

yanıtlar alırsınız. Bunlar sosyal karşılaştırmadan uzak, etki alanına özel kişisel değerlendirmelerdir. Narsisizm ise “Diğerlerinden daha iyiyim.” gibi sosyal karşılaştırmalar içeren genel bir kişisel değerlendirmedir.

 

Bazı çocuklar yoğun ölçüde özgüvene sahiptirler ve kişisel değerlendirmeleri gerçekdışı bir şekilde pozitiftir; ancak narsisizmin kilit karakteristiği, diğer insanlardan daha iyi olunduğuna ve daha iyisinin hak edildiğine dair inanıştır. Bir çocuk “Çok iyi futbol oynarım.” dediğinde, bu narsist bir söylem değildir. Ancak çocuk, kendi üstünlüğüne ciddi şekilde inandığında ve “Diğerlerinden daha özelim.” ya da “Hak ettiğim takdiri başkaları alıyor.” gibi söylemlerde bulunduğunda, narsisizmden şüphelenmek gerekir.

Övgü paradoksu ve şişirilmiş övgü

Bu paradoks, iyi niyetle yapılan övgülerin bazen istenmeyen sonuçlar doğurması durumudur. Bir çocuğun düşük özgüven gösterdiğine şahit olduğumuzda, ona kendini daha iyi hissetmesi için yardımcı olma arzusunu duyarız. Ve ne yazık ki övgünün işi çözeceğine dair bir teorimiz var. Ebeveynler, özgüvenlerini yükseltme girişimi ile öz saygısı düşük çocukları abartarak (Mükemmel bir iş çıkardın!) övüyorlar. Araştırmamızın ortaya koyduğu sonuç da tam olarak bu: aşırı övgü beklenmeyen sonuçlar doğurabilir. Örneğin bir çalışmada, ebeveyn-çocuk etkileşimlerini gözlemledik, ebeveynlerin ne sıklıkla çocukları övdüklerini belirledik ve öz saygı ile narsisizmin zamanla gelişimini izledik. Düşük öz saygıya sahip çocukların bolca abartılı övgü aldığını gördük. Ancak bu çocuklarda abartılı övgü ile birlikte ya öz saygı düzeyinin zamanla düştüğünü,ya da narsisizm seviyesinde yükseliş olduğunu gözlemledik.

Doğru bir şekilde övmenin yolu

Övgüyü, karakter değil, davranış üzerinden vermeye odaklanın. Aksi takdirde çocuklar, yaptıkları şeylerin ve bunları nasıl yaptıklarının karakterleri hakkındaki düşüncelerinizi değiştirdiğini düşünebilirler. Onları gerçek anlamda kontrol edebilecekleri ve değiştirebilecekleri şeyler konusunda takdir edin. Mesela bir dersten oldukça yüksek bir not aldığını varsayalım. “Bu gerçekten de harika; çünkü çok çalıştığını biliyorum.” demek, çok daha etkili ve verimlidir; çünkü çocuk, başarıyı bir süreçle ve bu süreçte verdiği gayretle ilişkilendirebilir. Bunun yanında, ebeveynlere şunu da söylüyorum: çocuğunuzu överken abartılı kelimeler kullanmayın, çünkü istemeden de olsa karşılanması güç beklentiler ve yüksek standartlar yaratabilirsiniz.

Öz saygıya sahip çocuklar yetiştirmek isteyen ebeveynlere tavsiyeler

Burada yapılması gereken en önemli çıkarım, çocuğunuza karşı tapınırcasına davranmadan da özgüvenini yükseltebileceğinizi, ona karşı sıcak ve ilgili olabileceğinizi anlayabilmeniz. Çocuğunuzla zaman geçirerek eşliğinden keyif aldığınızı hissettirebilir, dokunma ve sarılma içerikli ikili oyunlar oynayabilirsiniz. Onlara “Bence sen özelsin ve arkadaşlarından çok daha fazlasını hak ediyorsun.” demeden de kişiliklerini takdir ettiğinizi ve aranızdaki ilişkiye değer verdiğinizi hissettirebilirsiniz.

Çocuğunuzun narsistik özelliklerini olduğunu fark ettiğinizde, paniklemeyin. Oldukça yaygın bir durum bu. Ancak narsistik öz-imajın altında yatan inanışları tanıyabilmek önemli. Bunları anlamaya çalışın – çocuğunuz kendini olduğu gibi mi seviyor? Yoksa öz-imajı kırılgan mı? Sizden ya da çevresinden bu inanışlara katkıda bulunan mesajların gelip gelmediği üzerine düşünün. Hayatta önemli olan değerler ve insanların özlerinde eşit oldukları ve hiç kimsenin özel muamele hak etmediği üzerine konuşun.

Bu haber toplam 1923 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.