Coşkun: Amaç Anayasa değil, muhalefeti dağıtmak

Coşkun: Amaç Anayasa değil, muhalefeti dağıtmak

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ çıkışını değerlendirdi.

Ali Abbas Yılmaz - Özel

TİGRİS HABER - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ çıkışını değerlendiren Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun,  iktidarın yeni bir anayasa yapmaktan ziyade muhalefeti dağıtmaya yönelik bir hamle yaptığını belirtti. 

İktidar açısından bu doğru bir hamle’

 Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Yeni Anayasa’ çıkışını 2 nedene bağlayan Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun büyük ihtimalle iki nedeninin olduğunu düşünüyorum. Bir tanesi gündemi oluşturmak, gündemi kendisinin belirlediği konularda tartışılmasını sağlamak. Türkiye’de hem siyasi hem hukuki hem de ekonomik olarak çok önemli problemlerin yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu konuların konuşulması iktidar açısından ciddi bir problem teşkil ediyor. Bunun yerine yeni bir gündem ortaya koyup, bunun üzerinden kamuoyu algısının oluşmasını istemek iktidar açısından anlaşılabilir bir şey. İktidar açısından bu doğru bir hamledir.  İkincisi, muhalefetin üzerinde uzlaşmış olduğu bir hükümet sistemi var, parlamentarizm ve güçlendirilmiş bir parlamenter sistem ve bunun üzerinden tartışma yürütüyor. Yine yapılan kamuoyu araştırmaları Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemine yönelik tepkilerin giderek arttığını, desteklerin düştüğünü ifade ediyor. Bu tartışmaların, hükümet sistemine yönelik anayasa tartışmaların, muhalefetin belirlediği çizgide değil, kendisinin belirlediği çizgi üzerinden yürütmek iktidarın amaçlarından bir tanesidir. Yeni ve daha büyük bir hedef ortaya koyuyor ve bunun üzerinden bir anayasa tartışmasını açmak istiyor. Muhtemelen yarın ya da ertesi gün anayasa tartışmasına muhalefet partilerini davet edecek. Muhalefet partileri eğer buna gelmezse bu iktidar açısından yeni bir kutuplaşmanın, toplum içerisinde yeni bir kutuplaşmanın zemini yapılacak. Bakın işte anayasayı değiştirmek istiyoruz ama anayasanın değiştirilmesine destek vermiyorlar tarzında bir söylem önümüzdeki günlerde karşımıza gelebilir tabii ki.”

 ‘Muhalefetin bunu destekleme şansı yok’

Toplum nezdinde güvenilirliği günden güne zedelenen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tahkim eden bir anayasanın yeni de olsa topluma bir şey kazandırmayacağına işaret eden Coşkun şöyle konuştu: “yeni bir anayasa dediğinizde gerçekten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinden yeni bir anayasa tasarlıyoruz açıklamasını yaptığımızda buna muhalefetin katılmasının imkânı yok. Muhalefet zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine doğrudan karşı. Bu sistemin Türkiye’nin bütün parametrelerini geriye götürdüğünü, Türkiye’de bir tek adam yönetimini inşa ettiğini ifade ediyorlar. Dolayısıyla Türkiye’de demokrasinin kurumsallaşması için bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin terk edilmesini onun yerine güçlendirilmiş parlamenter sistemin getirilmesini ifade ediyorlar. Şimdi bu muhalefetin çok net bir duruşudur. Siz daha anayasa önerinizi getirdiğinizde ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni tahkim etmek için yeni bir anayasa yaparız derseniz ki, önce Bahçeli bunu söyledi daha sonra Erdoğan’da aynı minval üzerinde konuştu. Muhalefetin buna herhangi bir şekilde gelme şansı yok. Muhalefetin bunu destekleme şansı yok. Çünkü tamamıyla bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine karşı pozisyon almış bir muhalefet, hiçbir şekilde bunu destekleyemez. Desteklediğinde siyaseten çok zor durumda kalır, bunu seçmenlerine açıklayamaz.  Seçmenleri onları topa tutar. O nedenle buradan herhangi bir şey çıkmaz. Diğer taraftan tabii 2017’de bu anayasa değişikliği getirildi, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildi 2017’nin mucitleri de yine Ak Parti ve MHP.  Şimdi onların getirmiş olduğu anayasanın anayasal hükümet sisteminin Türkiye’ye nasıl bir tablo yarattığını gördük. Bu tablo kötü bir tablo dolayısıyla bu iki partinin rehberlik edeceği bu iki partinin kılavuzluğuyla gerçekleştireceği bir anayasa tasarısı Türkiye’yi belki bugünkünden daha geriye de götürebilir. Yani bu sisteme daha da otoriter bir ton kazandırabilir. O nedenle herkesin bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor.”

 ‘Anayasa yolunda Cumhur İttifakı’nın 2 ciddi handikapı var’

Yeni bir anayasanın toplumsal bir mutabakatın ürünü olması gerektiğini ve hâlihazırdaki siyasal iklimin gergin tablosunda böyle bir mutabakatın oluşma şansını değerlendiren Coşkun, şunları ifade etti: “Bir defa anayasa çağrısı yapıyorsunuz, toplumsal mutabakattan bahsediyorsunuz, toplumsal sözleşmeden bahsediyorsunuz ama onun arkasından gelen sözünüzde hemen muhalefeti suçluyorsanız burada toplumsal mutabakat falan çıkmaz, birincisi bu. İkincisi, yeni bir anayasa taahhüdünün ciddi alınabilmesi için öncelikle anayasa hükümlerinin uygulanması gerekiyor. 1982 anayasasına birçok yönden karşı çıkabiliriz, yanlış bulabiliriz, eleştirebiliriz vs. Bunlar siyasetin, hukukun içinde olan şeyler ve bunların değiştirilmesini talep edebiliriz. Ancak asgari bir hukuk güvenliği için, işlerin asgari bir şekilde hukuk dairesinde ilerleyebilmesi için öncelikle bu anayasal hükümlere uymak gerekiyor.  Oysa bugün bu çok eleştirdiğimiz, şikâyetçi olduğumuz anayasanın bile uygulanmadığı bir dönemden geçiyoruz. Anayasa Mahkemesinin kararlarının yasama, yürütme, yargı ve bütün devlet organlarını bağladığı anayasanın 153’üncü maddesinde çok net bir şekilde söylüyor. Yani, okuyan herkesin çok rahatlıkla anlayabileceği netlikte ifade ediliyor.  Buna mukabil Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir karar derece mahkemeleri tarafından yerine getirilmiyor. Buna ilişkin herhangi bir hukuki mekanizmayı çalıştırmadığınızda yeni bir anayasa, demokratik bir anayasa yapma sözünüzün inandırıcılığı da düşer. Anayasa yolunda Cumhur İttifakı’nın 2 ciddi handikabının olduğunu düşünüyorum.  Bunun 2017 yılında anayasa değişikliğiyle birlikte Türkiye’yi daha otoriter bir hale getirmeleridir. Dolayısıyla bu anayasa yapıcılarına yönelik ciddi bir şüphe var.  İkincisi ise inandırıcılık problemi; yani toplumun önemli bir kesiminde bu ittifakın gerek yeni bir anayasa yapma gerek muhalefet ile uzlaşma gerekse daha demokratik, daha uygun bir anayasa yapma konusunda ciddi bir şekilde kuşkuları, şüpheleri, endişeleri var. O nedenle bu kadar inandırıcılık problemi yaşayan bir iktidarın yeni bir anayasa yapabilmesinin de zor olduğunu düşünüyorum.”

Muhalefetin hiçbir şekilde müzakere edemeyeceği bir teklifle giderek…’

İktidarın yeni anayasa teklifinin ardında bulunan niyete işaret eden Coşkun şunları dile getirdi: “Bu anayasa çıkışı da özellikle son dönemde yaşanan olaylar üzerinde bu anayasa çıkışı da çok büyük ihtimalle yeni bir kutuplaşma ortamının oluşmasına zemin teşkil edecek şekilde kullanılabilir. Yeni bir anayasa yapmak istiyoruz ama muhalefet bunu engelliyor üzerinden, muhalefetin hiçbir şekilde müzakere edemeyeceği bir teklifle muhalefetin önüne gidip, sonra da bakın muhalefet anayasa yapmıyor deyip bunun üzerinden bir söylem geliştirebilir.”

Yeni bir anayasa yapma niyetinden ziyade siyaseten 2 siyasi partiye atılan bir olta var’

Cumhur İttifakı’nın meclis aritmetiğinin yeni bir anayasa teklifini oylatmasına yetmediğine dikkat çeken Coşkun, iktidarın yeni anayasa çıkışı ile muhalefet içinde ikilik yaratmayı hedeflediğine değinerek şunları ifade etti: “Şimdi bir anayasanın değişikliğinin olabilmesi için asgari 200 vekilin teklif vermesi ve 360 vekilin de bunu oylaması gerekir. Şimdi Ak Parti’nin ve MHP’nin meclisteki milletvekili sayısı buna yetmiyor. Yani dolayısıyla Ak Parti ve MHP’nin anayasayı değiştirmek ve anayasa değişikliğini halkoyuna götürmek içinde parlamentoda yeterli bir gücü yok. Kesinlikle muhalefetin buna destek vermesi lazım. Peki, kim muhalefetten buna destek verebilir? Burada muhalefetten çok büyük ihtimalle burada İYİ Partiye atılan bir olta var.  Çünkü CHP ve HDP’nin herhangi bir şekilde buna destek vermeyecekleri açık. Ama İYİ Parti’nin de buna destek vermeyeceği açık, çünkü İYİ Parti ilk günden çok açık ve net bir şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine karşı bir tavır aldı ve kendisini parlamenter sisteme bağladı. Dolayısıyla parlamenter sistemin dışında bugünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini herhangi bir şekilde devam ettirecek bir öneriye İYİ Parti’nin evet demesinin siyaseten imkânı yok. O zaman burada demin konuştuğumuz hususa geri dönüyoruz. Bakın biz yeni bir anayasa yapmak istiyoruz, bunlar buna destek vermiyor. Bunlar gidip HDP ile yeni bir anayasa yapacaklar. İYİ Parti ve CHP gidip HDP ile bir anayasa yapacaklar. ‘Terör örgütünün’ siyasi koluyla bunlar yeni anayasayı görüşüyorlar deyip, muhalefeti dağıtmaya yönelik bir söylem geliştirecekler. Yeni bir anayasa yapma niyetinden ziyade siyaseten 2 siyasi partiye atılan bir olta var. İyi Parti ve Saadet’e. İkincisi bu anayasa tartışması üzerinden muhalefette ikilik çıkartma hikâyesi var, dava bu.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.