Denizler Ankara'da mezarları başında anıldı
TİGRİS HABER - Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) ve '68 gençlik hareketinin önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, 12 Mart cuntası tarafından idam edilmelerinin 54. yıl dönümünde mezarları başında alındı. Karşıyaka Mezarlığı’nda bir araya gelen siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ortak basın açıklaması düzenledi.
Anmaya Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, KESK MYK üyeleri, KESK’e bağlı sendikaların yöneticileri, Halkevleri, TİP, EHP, YSP, TMMOB, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Öğrenci Kollektifleri, Devrimci 78’liler Federasyonu ve Kızılırmak Yerel Dernekleri Federasyonu üyeleri katıldı.
Açıklamayı okuyan KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü Yaşar Polat, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ni hatırlattığı konuşmasında, “Tıpkı Denizler’in 6. Filo’yu denize döktüğü gibi, emperyalistlerin Ankara’da kurduğu bu savaş sofrasına izin vermeyeceğiz. NATO’nun dağıtılması için mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
Türkiye işçi sınıfının bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin sembolleri olan Denizlerin idamlarının 54 yıl önce burjuvazi tarafından gerçekleştirildiğini söyleyen Yaşar Polat, “Tüm dünyada sömürülenlerle hakim sınıflar arasındaki çatışma büyümüş; emperyalizmin karşısında işçi sınıfı ve halkların mücadelesi ayağa kalkmıştı. Eşit ve özgür bir dünya hedefiyle hareket eden milyonlarca insanın birleşik mücadelesi, devrimci olanakları güçlendiriyordu. Sömürü düzenini yıkma iddiası birçok ülkede halkları sararken, antiemperyalist ve savaş karşıtı mücadele döneme karakterini veriyordu. Türkiye’de ’68, işçi sınıfı, köylülük ve gençliğin iç içe geçtiği birleşik bir mücadele süreciydi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bu hattın en ileri temsilcilerindendi” diye konuştu.
“Denizlerin mücadelesi bugün de günceldir”
Denizlerin emperyalizme, savaşa ve sömürüye karşı yaktığı mücadele ateşinin bugün de yolu aydınlattığını söyleyen Polat, “Dün olduğu gibi bugün de emperyalist sistem krizlerini savaşlarla aşmaya çalışıyor. Ortadoğu’dan Doğu Avrupa’ya ve Pasifik’e kadar dünyanın farklı bölgelerinde savaş gerilimi tırmanıyor. ABD emperyalizminin hegemonya mücadelesi, dünya halklarını paylaşım mücadelesinin ortasına, savaş ve sömürünün girdabına sürüklüyor. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarından İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü katliamlara uzanan bu tablo, emperyalistlerin kabarık suç dosyasının yalnızca bir kısmı. Emperyalistler, dünya halklarının geleceğini, tıpkı ’68’de olduğu gibi, kendi aralarındaki paylaşım mücadelelerine kurban etmek istiyor. Bu kapışmanın bedeli yine halklara ödetilmek isteniyor” dedi.
Türkiye ise “tarafsızlık” iddiasına rağmen NATO üyeliği, topraklarındaki askeri üsler ve ABD emperyalizmi ile İsrail Siyonizm’iyle sürdürdüğü ilişkilerle bu savaş politikalarının doğrudan bir parçası olduğunu belirten Polat, “Saray rejimi, halklara barış değil, emperyalistlerle uyumlu bir dış politika dayatmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de bağımsızlık mücadelesi aynı zamanda savaş politikalarına karşı mücadeledir. Denizlerin mücadelesi bu yüzden bugün de günceldir” dedi.
NATO Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak
7-8 Temmuz’da Ankara’da emperyalistlerin NATO Zirvesi’nde bir araya geldiğini ifade eden Polat, “Bu zirvede savaş politikaları yeniden masaya yatırılacak; silahların halklara doğrultulmasının planları yapılacak. Tıpkı Denizler’in 6. Filo’yu denize döktüğü gibi, emperyalistlerin Ankara’da kurduğu bu savaş sofrasına izin vermeyeceğiz. NATO zirvesinin iptal edilmesi, Türkiye’nin NATO’dan çıkması, tüm askeri üslerin kapatılması ve NATO’nun dağıtılması için mücadeleyi büyüteceğiz” diye konuştu.
Bugün saray rejiminin politikalarının, ülkenin doğasını, emeğini ve geleceğini tekellere açarken; emekçilere açlık sınırının altında ücretler, gençliğe ise güvencesizlik ve geleceksizlik dayatıyor diye devam eden Polat, “Son elli yılda uygulanan politikalar Türkiye’yi ucuz iş gücü cennetine dönüştürürken, işçi sınıfının örgütlü gücü sistemli biçimde zayıflatılmak istendi; darbeler, baskılar ve katliamlarla emeğin kazanımları hedef alındı. Ancak bu tablo karşısında büyüyen mücadele, Denizlerin açtığı yoldan ilerleyenlerin mücadelesidir. Bu mücadele; sömürüye, yoksulluğa, geleceksizliğe ve bağımlılığa karşı işçi sınıfının ve onun saflarında gençliğin ortak mücadelesidir” dedi.
“Bugün geçmişten aldıklarımızı büyüterek geleceğe taşıyacağımızın ilanıdır”
İktidarın baskı ve yasak politikalarını eleştiren Polat, “Gazeteci Hakan Tosun’un katledilmesinin hesabı soruluyor; davası bugün başladı. Hakan Tosun, insanca bir yaşam mücadelesinin parçasıydı ve bu nedenle katledildi. Onun mücadelesinin takipçisi olacak, cezasızlığa karşı duracağız. BİRTEK SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen hâlâ tutuklu. Kendisinin de ifade ettiği gibi: Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilir, işçinin ölümüne neden olabilir, cinayet işleyebilirsiniz; kimse sizden hesap sormaz, çünkü yasalar zenginler için işler. Tam da bu yüzden Mehmet Türkmen, gazeteci İsmail Arı ve Alican Uludağ da ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasıyla, yani adaletsizlikleri dile getirdikleri için tutuklu yargılanmaya devam ediyor” dedi.
Faşist saldırıların sürdüğünü ancak mücadelenin de devam ettiğini söyleyen Polat, “Bugün Denizlerin izinden yürüyen yüzlerce, binlerce gencin; işçilerin, emekçilerin birlikte mücadelesini büyütme günüdür. Bu yalnızca bir anma değil, geçmişten aldıklarımızı büyüterek geleceğe taşıyacağımızın ilanıdır. Sömürüye, savaşa ve baskıya karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini her alanda büyütecek, mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.
Kaynak:Evrensel Gazetesi




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.