Dilan Karaman şüpheli ölümüne ilişkin Aileden etkili soruşturma çağrısı
Dilan Karaman’ın şüpheli ölümü ve sonrasında yürütülen sürece dair ailesi ve avukatları, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Eren Keskin, Dilan Karaman’ın ablası Gönül Karaman, İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun ile Şube Sekreteri Jiyan Kaya katıldı.
Toplantıda ilk olarak konuşan Eren Keskin, erkek egemen bir dünyada yaşandığını belirterek, “Buna karşı mücadele vermek gerçekten çok zorlu bir süreç ve bunu kadın hareketi elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. İşte Dilan böyle insanlardan biri. Keza ablası Gönül de yine hepimizin tanıdığı bu hareketin içinde yer alan ömrünü adamış mücadeleye. Verdiği mücadele insanları çok etkilediği için Dilan'ın ölümü sonrasında konuşuyoruz. Örneğin Garibe Gezer yakın bir zamanda yaşamı yitirdi ama Garibe’nin ismi cezaevlerinde izolasyon sistemiyle anılır. Dilan da böyle. Dilan, kadına yönelik şiddetin, erkek egemen sistemin nasıl hayatımızın tam da içinde olduğunu hepimize öğretmeye devam ediyor ve hepimiz ona göre bir tavır almak gerektiğini hissediyoruz. Bu çok önemli bir şey. Öyle bir aura ki öğretmeye devam etmesi aslında ona duyulan sevgiden, saygıdan kaynaklı bir şey” ifadelerini kullandı.
'ERKEK ŞİDDETİ TARTIŞILMADI'
Dilan'ın ölümünün ardından kurulan komisyona değinen Eren Keskin, bu komisyonun raporunun tartışmalara neden olduğunu ve kadın hareketinin başlattığı tartışma nedeniyle raporun geri çekildiğini hatırlattı. Eren Keskin, “Bize göre bu tartışma çok önemli. Hepimiz öğreniyoruz. Yani bu olaydan hepimiz çok şey öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz. En son TJA'nın açıklaması, DEM Parti Kadın Meclisi'nin açıklaması öğrenmeye devam ettiğimizi gösteriyor. Bütün bu tartışmalar olurken eksik bir şey oldu. Erkek şiddeti tartışılmadı. Genel olarak herkes kendi siyasi görüşleri üzerinden bir tartışma yürütmeye çalıştı. Erkek şiddeti geride kaldı. Oysa olayda gerçek anlamda Dilan'ı bu yaşamdan koparmaya götüren bir erkek şiddeti var. Bu olayda, erkek şiddetinin tartışılması gerekiyordu” dedi.
'RAPORDA SORUNLU İÇERİK VARDI'
Daha sonra açıklamayı abla Gönül Karaman okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Dilan’ın ailesi olarak, yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve etkili bir soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz. Komisyonun çalışma süresi boyunca ailesi olarak komisyonun iradesine güvendik ve herhangi bir açıklama yapmadık. Raporun tamamlanmış halini görme talebimiz yok sayıldı, aile olarak raporu kamuoyuyla birlikte okumak zorunda bırakıldık. Ailemizi hedef gösteren, şiddet fail Mazlum Toprak’ı gölgede bırakıp sorumluluğu başkalarına yükleyen bu rapora itiraz etmiş ve geri çekilmesini talep etmiştik. Hazırlanan raporun çok yönlü biçimde sorunlu bir içerik taşıdığını; hem eksik hem de yanlış değerlendirmeler içerdiğini bir kez daha vurgulamak isteriz. Ayrıca raporda Dilan’ın yaşamına ve ailesine dair yapılan değerlendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır.
ABLASINA GÖNDERDİĞİ SON MESAJ
11 Kasım sabahı saat 05.19’da ablasına mesaj yollayarak ‘Gönül abla Mazlum bir bahane bulup bana şiddet uyguladı, saçımı çekti ve beni evden kovdu. Taşınmam için bir miktar nakit para ihtiyacım var’ diye yazmıştı. Abla da sabah saatlerinde Dilan’ı aradı ve evden çıkmasını söyleyerek taşınması için para gönderdiği belirtildi. Gün içinde yapılan görüşmelerde Dilan tehdit ve baskı nedeniyle büyük bir sarsıntı yaşadı. Kedisini almak için eve gittiğinde Mazlum’un kendisini tehdit ettiğini, ‘Seni ailene de Diyarbakır’a da, partiye de rezil edeceğim’ diye tehdit ettiğini ve ‘Keşke kendini benim gözümün önünde öldürsen’ dediğini aktardı.
Dilan’la son konuşma saat 14.42’de gerçekleşti. Mazlum Toprak saat 17.22 civarı Dilan’ın Ankara’da yaşayan yakın arkadaşını arayarak Dilan’ın intihar ettiğini söylemiştir. Bunun üzerine arkadaşları ve yakınları hastaneye gitti. Hastanede bulunan Mazlum Toprak’a tepki gösterilmesi üzerine hastaneden ayrıldı ve ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
"YANITLANMASI GEREKEN SORULAR VAR"
Dilan Karaman dosyası tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır. Dilan’ın en son konuşmasının 14.42’de gerçekleştiği bilinmektedir. Buna rağmen hastaneye giriş saatinin 16.00 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu süre zarfında neler yaşanmıştır? Neden zamanında ve etkili bir acil müdahale yapılmamıştır? Olayın gerçekleştiği yerde Mazlum Toprak’ın yanında bulunan kişinin ifadesi alındı mı? Mazlum Toprak’ın bilgisayarı ve dijital materyalleri incelendi mi? Mazlum Toprak’ın ‘kırdım’ dediği bıçak inceleme için alındı mı? Erkek şiddetine maruz bırakılan hiçbir kadının akıbetinin karanlıkta kalmaması için mücadele edilecektir.”
Açıklamanın ardından ailenin avukatlığını üstlenen Jiyan Tosun söz aldı. Dosyada önemli eksiklikler olduğunu ifade eden Jiyan Tosun, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin kimliklerinin ve ifadelerinin dosyada yer almadığına dikkati çekti. Jiyan Tosun “İddiaya göre sağlıkçılara haber veriliyor ve sağlıkçılar olay yerine gidiyor. Ancak Dilan’a müdahale edilmediği ihtimali var. Buna rağmen dosyada sağlıkçıların isimleri yer almıyor ve ifadelerine başvurulmuş değil. Bu dosya açısından hayati bir eksikliktir. Polise haber verildiği, polisin olay yerine gittiği ancak Dilan’ın bilincinin açık olduğu gerekçesiyle müdahale edilmediği yönünde dosyaya yansıyan ibareler var. Buna rağmen savcılık aradan dört ay geçmiş olmasına rağmen hâlâ bu konuda bir adım atmış değil” dedi. Savcılığın bu yönde talimatları bulunduğunu ancak bunların yerine getirilmediğini ifade eden Jiyan Tosun, bunun soruşturma açısından ciddi bir eksiklik olduğunu söyledi.
‘TANIK İFADELERİ ALINMADI’
Mazlum Toprak’ın ifadelerinin diğer beyanlarla çeliştiğini belirten Jiyan Tosun, olay sırasında adı geçen bazı kişilerin de hâlâ dinlenmediğini kaydetti. Jiyan Tosun, “Mazlum’un ifadelerine baktığımızda ciddi anlamda gerçeği yansıtmayan beyanlar olduğunu söyleyebiliriz. Tanık beyanları ve aileyle yapılan görüşmelerden yola çıkarak arada zamansal olarak ciddi farklar olduğu görülüyor” diye belirtti. Önemli tanıklardan biri olduğu belirtilen Sıtkı isimli kişinin ifadesinin bugüne kadar alınmadığını belirten Jiyan Tosun, “Olayların içine dahil olduğu söylenen ve beyanı hayati nitelikte olan Sıtkı isimli kişinin ifadesi bugüne kadar hiçbir şekilde alınmamıştır. Bu dosya açısından hayati önem taşımaktadır” dedi. Dosyada yer alan beyanlarda Dilan Karaman’ın silahla tehdit edildiği, şantaja ve fiziksel şiddete maruz kaldığı yönünde ifadeler bulunduğunu belirten Jiyan Tosun, savcılığın bu iddialar hakkında resen bir soruşturma yürütmediğini söyleyerek, ekledi: “Bütün beyanlarda silahla tehdit edildiği, şantaja maruz kaldığı ve şiddet gördüğü yönünde ifadeler var. Ancak savcılığın bu yönde herhangi bir araştırma yapmadığını, resen bir soruşturma başlatmadığını görüyoruz.”
‘KAMERA GÖRÜNTÜLERİ İNCELENMEDİ’
Olayın yaşandığı çevredeki kamera kayıtlarının da incelenmediğine işaret eden Jiyan Tosun “Dosyada sadece ambulansın geldiği ana ait bir görüntü tutanağı var. Ancak öncesinde sokakta bir tartışma yaşanıp yaşanmadığı, Mazlum’un ve Dilan’ın oraya nasıl geldiği, yanındaki kişinin kim olduğu gibi önemli sorulara yanıt verecek kamera görüntülerinin alınmadığını görüyoruz. Eğer bu görüntüler bugüne kadar alınmadıysa silinmiş olma ihtimali yüksek. Bu durumda dosya açısından çok önemli delillere artık erişilemeyecek” diye belirtti.
SORUŞTURMANIN GENİŞLETİLMESİ TALEBİ
Söz konusu eksikliklerin giderilmesi için savcılığa başvuracaklarını dile getiren Jiyan Tosun, şöyle devam etti: “Bu eksikliklere ilişkin soruşturmanın genişletilmesi için gerekli taleplerimizi savcılığa ileteceğiz. Bundan sonra da dosyayı titizlikle takip edeceğiz. Dosyada bir gelişme olduğunda kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz.”
‘DEVLET SORUMLULUKTAN KAÇAMAZ’
Açıklamanın ardından tekrar söz alan Eren Keskin, sağlık görevlilerinin müdahale yükümlülüğüne ilişkin görüş almak için Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile görüştüklerini ifade etti. Eren Keskin, “Devlet bu dosyada sorumluluktan kaçamaz. Sağlık Bakanlığı personelinin de büyük sorumluluğu var. Bu nedenle bir hekime danışmak istedik. Şebnem Korur Fincancı çok net bir tıbbi kuralı hatırlattı. ‘Eğer bir intihar iddiası varsa kişinin bilincinin açık olup olmamasının önemi yoktur, müdahale zorunludur’ dedi” şeklinde aktardı.
Kaynak:Mezopotamya Ajansı




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.