1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR

  3. Diyarbakır Genelevinde ‘Osmanlı tüzüğü’ kriz çıkardı!
Diyarbakır Genelevinde ‘Osmanlı tüzüğü’ kriz çıkardı!

Diyarbakır Genelevinde ‘Osmanlı tüzüğü’ kriz çıkardı!

Diyarbakır Genelevindeki bazı evler, Osmanlı döneminden kalma tüzük gerekçe gösterilerek kapatıldı.

A+A-

Osmanlı döneminden kalma tüzük ile yönetilen Genelevde ‘pencere’ krizi

Diyarbakır Genelevindeki bazı evler, Osmanlı döneminden kalma tüzük gerekçe gösterilerek kapatıldı.  Hayat kadınları bu duruma sert tepki gösteriyor. Genelev işletmecisi ve bazı hayat kadınları, Ahlak Şube polisleri ile bazı doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundular. Hayat kadınları,  “Osmanlı döneminden kalma tüzük gerekçe gösterilip çalıştığımız evler kapanıyor. Sürekli ceza veriliyor, ağır hakaretlere maruz kalıyoruz. İnsan onuruna yakışmayan muamelelere tabi tutuluyoruz. Kentte binlerce randevu evi var, polis bunlarla mücadele edeceğine kapı ve pencerelerimizle uğraşıyor”.

genel-ev-(1).jpg

Türkiye’deki ilk resmi genelev, İstanbul Beyoğlu’nda Sultan Abdülaziz (1830-1876) döneminde açıldı. Aradan 189 yıl geçmesine rağmen Türkiye’nin birçok yerindeki Genelevler bu dönemden kalma tüzükle yönetiliyor. Tüzük eski olunca ve yenilenmeyince ilginç uygulamalar yaşanıyor. İlginç uygulamaların yaşandığı illerden biri de Diyarbakır.

1991 yılında açılan Diyarbakır Genelevi (Beyaz evler) kentin 5 kilometre dışında. Tesisin etrafına 3-4 metrelik duvarlar örülmüş. İçeriden dışarıyı görmek pek mümkün değil. Burada çalışan hayat kadınları, demir parmaklıkların ardında müşteri bekliyor. Kadınlar gelen müşterilerle ilk görüşmeyi pencereden yapıyor. Buradaki pazarlığın ardından içeri geçiliyor. Ancak Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne bağlı Ahlak Polisleri, Osmanlı döneminden kalan tüzük maddelerini dikkate alarak, hayat kadınlarının pencereden görüşmesini yasakladı, ağır cezalar getirdi. Tüzüğü gerekçe gösteren polisler bazı evleri mühürlerken, Genelev işletmecisi ve hayat kadınları bu duruma tepki gösteriyor.

Doktor ve Polisler hakkında suç duyurusu

Diyarbakır Genelevinde bünyesinde 60 kişi çalıştıran işletmeci D.P, 20 yıldır sektörün içinde. 12 evi bulunan D.P ile hayat kadınları N.P, Ö.S, M.K, S.Y, S.S ve S.Ç, Ahlak Şube Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü Zührevi Hastalıklarla Mücadele Komisyonunun bazı üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundular. 

Dans etmek, pencereden konuşmak suç

İşletmeci D.P ve hayat kadınları tarafından yapılan suç duyurusunda, “İşletmecisi ve çalışanı bulunduğumuz Diyarbakır Genelevi 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununa dayanılarak kurulmuş ve yasal olarak faaliyetine devam eden bir yerdir. Yine 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununa dayanılarak yürürlüğe konulan Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü uyarınca denetlenmektedir. Ancak ilgili birim çalışanları, işyerlerimizde çalışan kişileri ve bizleri sürekli rahatsız ederek, aslı astarı olmayan nedenlerle, işyerlerimizi kapatmakta, çalışanların dışarı baktıkları, dans edip oynadıkları ve pencerelerin açık bırakıldığı gerekçe gösterilip tutanak tutulmakta. Çalışma tescillerinin iptal edileceği belirtilerek tutanaklar çalışanlara zorla imzalatılıyor. Tutanaklar verilmediği için itiraz edemiyoruz, gıyabımızda alınan kararlar nedeniyle cezai yaptırımlara maruz kalıyoruz. Bu kişilerin mevcut tutumları ve haksız kararları nedeniyle birçok işletme kapatılmış, bazı kadınların nakil talepleri kabul edilmemekte”.

Kompleks şehir dışında, duvarları yüksek

genel-ev-(10).jpg

Tüzüğün detaylı incelenmesi durumunda gerçeğin anlaşılacağı belirtilen suç duyurusunda, “Tüzüğün yasaklar başlıklı 76, idari hükümler başlıklı 79. ve devamı maddeleri incelendiğinde, zaten bahsi geçen genelevin komleks olarak yapıldığı, yüksek duvarlar nedeniyle dışarıdan iç kısımların görülmediği, yerleşim alanlarının dışında olduğu, giriş çıkışların tek kapıdan yapıldığı, girişte özel güvenlik tarafından kontrollerin yapıldığı görülecektir. Bu nedenle tutanak haline dönüştürülen tüzük ihlalleri, tüzüğün 100. Maddesinde belirtilen ceza hükümleri arasında yer almamakta. Ancak yetkililer, kanunun ve diğer mevzuat hükümlerinden kaynaklı yetkilerini aşarak işlem yaptıkları görülecektir. Hatta bu yıldırmaya yönelik uygulamalarını komisyon kararı almak suretiyle yapmaya çalışmakta, ilk girişlerin kaldırılması ya da firarlı girişine izin vermeme yolunda karar almasına olanak tanıyan bir mevzuat hükmü bulunmazken, bu yönde karar alınıyor”

Yasal olmayan taleplerde bulundular

Ahlak polisi tarafından yapılan denetimler sırasında çalışanlara kötü muamele ve ağır hakaretler yapıldığı belirtilerek, “Çalışanlarımız komisyon tarafından sebepsiz veya yasal nedenlerle çağrıldığında sabahtan başlayıp yerine göre saat 15.00-16.00 ya kadar bekletilmiş, hatta kendilerine hazır olda dur, oturmayacaksın, ayakta bekle gibi uygulamalara maruz kalmaktalar. İnsanlığa yakışmayan, insan onurunu zedeleyen davranışlara muhatap olmuşlardır. Biz bugüne kadar şikayet edilenlerin yasal olmayan taleplerini görmezden gelmeye çalıştıkça gerek Ahlak Şube çalışanları gerekse, İl Sağlık  Müdürlüğü yasal olarak çalışmamızı engellemek için ellerinden gelenleri kamu gücünü kötüye kullanarak yapmaktadırlar. Bizler yasal olarak haklarımızı kullanmaya çalıştıkça,  haklı taleplerimizin reddi halinde yasal yollara başvurdukça, üzerimizde baskıyı daha da artırmaktadırlar. Konuya ilişkin tutanaklar ve kararlar Ahlak Şube ve Sağlık İl Müdürlüğünden istendiğinde şikayetimizde haklı olduğumuz ortaya çıkacaktır. Söz konusu şikayetimizin taraflarının kamu personeli olmaları nedeniyle gizlilikle yürütülmesi talebimiz bulunmaktadır. Açıkçası görevleri gereği yasalara uygun hareket etmeleri gereken bu kişiler bizim yasal çalışma hakkımızı engellemekte, yaptığımız iş nedeniyle ayrımcılığa tabi tutmakta, aşağılamaktayız. Yaptıkları suçtur.

Bu kişiler hakkında soruşturma açılsın

Yukarıda belirtilen nedenlerle çalışmamızı engelleyen, kanunda belirtilen görev ve yetkiden kaynaklanmayan gerekçelerle işlem tesis eden, gerçeğe aykırı işlem yapan, bunları yasal hale dönüştürmek için bizleri tehdit ederek imza atmaya zorlayan, kamu gücünün arkasına saklanarak çalışanlarımızı ve bizi tehdit eden, hakaret eden, yıldırmaya çalışan kişilerin suç işledikleri açıktır. Bu nedenlerle söz konusu kişiler hakkında soruşturma açılmasını talep ediyoruz” denildi.

genel-ev-(8).jpg

Ayağa kalkmayacaksın

Yaşadıkları sorunlara dair Tigris Haber’e konuşan mülk sahibi D.P, “18 yıldır Diyarbakır Genelevinde çalışıyorum. 2 yıldır bazı sorunlarla karşılaşıyoruz. Emniyet ve İl Sağlık Komisyonu tarafından baskılara maruz kalıyoruz. Ahlak polisi burada çalışan kadınlara, ‘Ayağa kalkmayacaksın, müşterilerin gözünü bakmayacaksınız’ şeklinde tutanaklar tutuluyor, evlerimiz kapanıyor. Kendimizi hiçbir şekilde savunamıyoruz. Burada kimse bizi dikkate almıyor. Biz vergi ve sigortamızı ödüyoruz. Erkek çalışanlarla birlikte 60 kişi çalışıyor” dedi.

Konya’da genelev olsaydı tecavüzler olmayacaktı

Geçtiğimiz ay Konya’da yaşanan olayı hatırlatan D.P, “Bildiğiniz gibi 3 Afganlı 14 yaşındaki bir erkek çocuğuna tecavüz etti. Konya’da genel ev olsaydı bu çocuklar bu duruma maruz kalmayacaktı. O sapkınlar 50 TL ile o duygusunu bastıracaktı. Bizim burada yaptığımız iş ‘namus bekçiliğidir’. Burada çalışan kadınları kimse küçük görmesin. Bunlara saygı duymalıyız. Ailelerimizin sağlığını koruyan bu kadınlardır. Buradaki evlerin kapatılması durumunda toplum olarak bizi büyük tehlikeler bekler. Buraya, sapkın duyguları çok yüksek olan insanlar geliyor. Karısını komşusuna, öz yeğenine benzeten ve şuan söyleyemeyeceğim çok aşırı derecede sapkın olan kişilikler geliyor. İnsanlar burada o duygularını bastırıyor. Buraların olmadığını farz edin, dışarıda kız, erkek ve bebeklere tecavüz eden sapkınlar toplumsal bir soruna neden olur. Buralar olmasa, bunlar dışarıda olmadık şeyler yaparlar ve kimse güvende olmayacak. Burası Diyarbakır’ın namus bekçisidir” şeklinde konuştu.

Cezaevinde özgürlük var, burada yok

genel-ev-(9).jpg

Sokaklarda ahlaksızlığın diz boyu olduğunu dile getiren D.P, “Emniyet güçlerinin bu şekilde buraya baskı yapmalarını anlamış değilim. Burada zaten emniyetin gölgesi altında yaşıyoruz, hata yapma gibi bir durumumuz asla yok. Dışarıdaki fuhuşla ilgilenilmiyor. Ofisin ortasında travestiler, dışarıda çalışan kadınlar cadde ortasında pazarlık yapıyor, peki Emniyet bunu görmüyor mu?. Sadece ofiste yüzlerce randevu evi var. Bunlar bilinmiyor mu?. Daha önce müdür beyin kapısına kadar gittim ama görüştürmediler. Bende Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım ve vergilerimizi ödüyoruz. Son bir yılda 4-5 ev kapandı. Camların açılması yasak, bunları kapatacaklarmış. Cezaevi bile böyle değil. Orada çıkıp volta atabiliyorlar, ama biz kapının önüne bile çıkamıyoruz. Biz özgürlüğümüzü istiyoruz” dedi.

Maddenin değişmesi için dava açacağız

Yaşadıkları sorunun eski tüzükten kaynaklandığını ifade eden D.P, “Sultan Aziz döneminde bu evler resmileştirilmiş. Ama o dönemdeki evler çarşı ortasında olduğu için cam ve kapı açmama maddeleri bu yüzden var. Buda sokaktan geçen aile ve çocuklar rahatsız olmasın diye getirilmiş. Müşterilerde işaretli olan evlerin kapısını çalıp öyle içeri girerlermiş. Hala o dönemden kalma tüzüğü uyguluyorlar. Ama unutulan bir şey var. Biz şehir dışındayız, dağın başındayız. Bizi gören hiç kimse yok, duvarları gördünüz 3-4 metre yüksek ve tek girişi var. Tüzük maddelerinin değişmesi için dava açacağız. İnşallah olumlu olur. 21. Yüzyılda bu tüzüğün olması çok ayıp” diye konuştu.

4 çocuğum için buradayım

genel-ev-(6)-001.jpg

Annesi ve 4 çocuğuna baktığını dile getiren S.Ç, “Muayene günü bize psikolog getirdiler. Bizim psikolojimiz gayet iyi. Burada konuşmaya korkuyoruz, bir nevi cezaevinde gibiyiz. Keyfimiz için buralarda çalışmıyoruz. 4 çocuğa bakıyorum, annem kalp hastası. Gelin burayı kapatın ama siz de bize bakın. Neden ellerimizden haklarımız alınıyor. ‘Canlarınız bize emanet diyorsunuz’ ama bir yandan dışarı atmak istiyorsunuz. Ben dışarı gidip çalışmak istersem orada mutlaka biri sarkıntılık yapacak çünkü benim vesikam var. Ben tescilliyim. ‘Ya devlet sen beni koruma altına aldıysan’ bırak bende rahat çalışayım. Ben bugün burada çalışamazsam çocuğumu nasıl okutacağım, anneme nasıl bakacağım. Dışarıda kiminle karşılaşacağımız belli değil ama burada istediğimizi seçebiliyoruz. Gece kafamızı bırakıp yatıyoruz neden bizi dışarı atmak istiyorsunuz. Benim şuan giydiğim kıyafetin aynısı dışarıda gezen kadının da üzerinde var. Kimseyi de teşhir etmiyoruz, sadece bizi biraz özgür bırakın. Ekmeğimizi elimizden almayın başka bir şey istemiyoruz” dedi.

Bizde devlet memuruyuz

İki çocuk annesi olduğunu belirten S.S adlı hayat kadını ise, “Günde 50-60 kişi ile karşılaşıyoruz. Burada çok acayip şeylerle karşılaşıyoruz. Biz burada 50 TL ile buraya gelen kişinin duygusunu rahatlatıyoruz. Ama biz yoksak bu kişiler kime saldıracak, bunu yapmak yerine buraya geliyor. Dışarıda o kadar ahlaksızlık varken polis neden bizimle uğraşıyor. Ofiste o kadar randevu evi var ama onlarla ilgilenilmiyor. Polis, ‘Buradan çıkın diyor’. Dışarıda rezil mi olalım, ben yarın kızlarımı nasıl okutacağım. Herşeyi yasalara uygun yapıyoruz. Onlar nasıl polisle bizde devlet memuruyuz. Biz onlara nasıl saygı duyuyorsak onlarda bize saygı duymalı. Tek isteğimiz özgürlük. Polisin gölgesi altında olmamıza rağmen sıkıyorlar, dışarıya gidin çalışın diyorlar. Biz nereye gidip çalışsak başımıza neyin geleceği belli olmaz. Güvenceli diye buraya geliyoruz, polise güvenerek geliyoruz ama bizi esir aldılar. Birçok genelevinde çalıştım ama Ahlak ve Sağlık bizi rahat bırakmıyor. Dışarıdayken ‘gidin Genelevde çalışın diyorlardı’ şimdi de burada çalışmamıza izin vermiyorlar. Gidip yol kenarlarında mı çalışalım” şeklinde tepki gösterdi.

Üniversiteli hayat kadını

genel-ev-(11).jpg

Marmara Üniversitesi Turizm İşletme bölümünden mezun olan S.Y ise, “İşsizlik alıp başını gittiği ve iş bulamadığım için bu işe girdim. 3 kardeşiz. İki kardeşimi ben okutuyorum. İki yıldır burada çalışıyorum. Buradaki şartlar son aylarda çok zorlaştı, hareket bile edemiyoruz. Oysa burası güvenilir ve sağlıklı bir tesis. Sağlık Müdürlüğü ve Ahlak Şube bizi çok sıkıştırıyor. Kaçak çalışıyormuşuz gibi muamele ediliyor. Camı açmak yasak, ayağa kalkmak yasak. Hiçbir şeyde itiraz hakkımız yok. Ne yapacağımızı artık bilemiyoruz. Birkaç yerde genel ev kapatıldığı için fuhuş oranının artığına dair haberler gördüm. Bence genelev her ilde olmalı. Olursa tecavüz olayları bu kadar fazla olmaz. Burada kimseye sıkıntı vermiyoruz. Vergimizi veriyoruz, sigortamızı yatırıyoruz. Zorla çalıştıran yok. Emniyet güçleri bize ikinci sınıf muamelesi yapıyor. Çarşamba günleri komisyon kuruluyor. 7-8 erkeğin önüne sandalye koyuyorlar anlat diyorlar; pencereyi neden açtın, neden ayağa kalktın diye soruyorlar. Buraya her gittiğimde çok üzülüyorum. Polisin uygulamalarından korkuyoruz. Ben okumuş kültürlü bir kadınım. Uygulamalar bizi rahatsız ediyor” diye konuştu.

(Haber Merkezi)

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.