Diyarbakır maske yasağına uydu

Diyarbakır maske yasağına uydu

Diyarbakırlı vatandaşlar aşırı sıcaklara rağmen maske yasağına uyarak çarşı pazarda maskeleriyle dolaştı.

Ali Abbas Yılmaz - Yılmaz Yiğitler / Özel

Diyarbakır’da son süreçte hızla artan koronavirüs vakalarına karşı İl Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alınan ek tedbirler kapsamında maskesiz sokağa çıkma yasaklanmıştı. Bugün yürürlüğe giren ve il genelinde uygulanan maske zorunluluğuna vatandaşlar büyük oranda uydu.

Kentin en işlek caddelerinde yapılan sıkı denetimlerin etkisiyle vatandaşlar maskesiz sokağa çıkmazken, son süreçte salgının hızla yaygınlaşmış olması sonucu vatandaşlarda oluşan kaygı da maske takma refleksini güçlendirdi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya ise Tigris Haber’e normalleşme sürecinin başlamasıyla birlikte Diyarbakır’daki korona vakası artışlarını değerlendirdi.

Normalleşme sürecinin erken başladığını ve her ilin kendi özgün koşulları yerine genel bir şablona göre hızlı bir açılmanın yaşandığını ve bunun da vaka artışlarında etkili olduğunu söyledi.

Diyarbakır’da vakalar neden bu kadar hızla arttı?

Türkiye’deki normalleşme kararların İstanbul’a göre alındığını ve illerin özgünlüklerinin hesaba katılmadığını belirten Yerlikaya, “Bölgede şuan birinci dalga sönümlenmeden ciddi vaka artışlarıyla karşı karşıya kalındı. Bu neden böyle oldu bunun çok çeşitli faktörleri var. İnsanlarda bir rehavet olduğunu düşünüyorum. Artık bu iş bitti ya da yaz geldi gibi. Tabii bu süreç insanlarda bir yorgunluk, bıkkınlık, 3 aylık salgın sürecinin yarattığı psikolojik sıkıntıların da etkisiyle biraz yılgınlık oluştu. Bununla beraber hükümetin de ‘bu işi başardık’ demesinin getirdiği bir rehavet de olduğunu düşünüyoruz. Seyahat kısıtlamasının kaldırılmasıyla birlikte diğer illerden özellikle de İstanbul’dan ilimize gelen vakalar da oldu. Yine toplu bayramlaşma ve ibadetlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. Bütün bunların toplamında çok ciddi bir vaka artışı ile karşı karşıya kaldık” dedi.

Diyarbakır’daki vakaların üçte biri normalleşme sürecinde çıktı

Diyarbakır’da vaka artışlarının geldiği noktaya dikkat çeken Yerlikaya, “Diyarbakır’da bugüne kadar testi pozitif çıkan vaka sayısının bin 500’e ulaştığını düşünüyoruz. Şuan hastanelerde 250’ye yakın hastanın tedavi altında olduğunu biliyoruz. Sürecin başından bu yana mevcut vaka sayısının üçte birinin bayram sonrası süreçte ortaya çıktığını da söyleyebiliriz. Bu salgın kişisel mesafe, hijyen ve maske kuralları uygulanarak tüm toplumun dayanışma halinde üstesinden gelebileceği bir süreçtir. Bu süreci tüm toplumun duyarlılığı ile en az zararla atlatabilmeliyiz. Başarıncaya kadar rehavete kapılmamak gerekiyor” diye belirtti.

halis-yerlikaya1.jpg

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Halis Yerlikaya, kentte 1 Haziran’dan bu yana hızla artan vaka sayısını değerlendirdi.

Normalleşme sürecinin tüm yurtta tek bir şablonla ve hızla hayata geçirilmesinin her ilin kendi içindeki özgünlüklerini hesaba katmadığını ve bunun da vaka sayılarında bir artışı tetiklediğini ifade etti.

Diyarbakır’da aşırı sıcaklar altında bunalan vatandaşların normalleşme sürecinde adaptasyon sorunu yaşadığını ve kentte öteden beri varolan rahatlığın normalleşme konuşunda da bir gevşemeye  neden olduğunu vurgulayan Yerlikaya, vatandaşlara maske, sosyal mesafe ve dezenfektasyon konusunda tedbirlere sıkı sıkıya uymaları telkinlerde bulundu.

‘Türkiye’deki kararlar sanki İstanbul’a göre alınmış gibi’

Diyarbakır’da normalleşme sürecinden bu yana vaka artışlarını değerlendiren Yerlikaya, şöyle konuştu: “Sürecin başından itibaren vaka sayılarına baktığımızda Diyarbakır nispeten iyi giden yerlerden biriyken özellikle 1 Haziran itibariyle ‘normalleşme’ sürecinin bayram sonuna gelmesiyle de birlikte çok ciddi artışlarla karşı karşıya kaldık. Açıkçası bu durumdan endişeliyiz. Son süreçte hastanelerde hiç görmediğimiz kadar bir artış var. Aslında bu normalleşme ya da açılma sürecinin nasıl olmasıyla ilgili TTB olarak defalarca kamuoyuna açıklamalarda bulunmuştuk. Her yerin aynı şekilde açılması doğru değil. Karar süreçlerinin halk sağlığı ve epidemiolojik verilerle yönlendirilmesi gerektiğini söylemiştik. Yine Covid-19 hastalarına yönelik izolasyon ve filyasyon çalışmalarının yapılması gerektiğini söylemiştik. Salgınla ilgili insanların sosyal açıdan desteklenmesi gerektiğini söylemiştik. Salgın belli kişilerde ortaya çıktığında çok yıkıcı sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz. Şuan Türkiye’deki kararlar sanki İstanbul’a göre alınmış gibi. Ama bölgede şuan birinci dalga sönümlenmeden ciddi vaka artışlarıyla karşı karşıya kalındı. Bu neden böyle oldu bunun çok çeşitli faktörleri var. İnsanlarda bir rehavet olduğunu düşünüyorum. Artık bu iş bitti ya da yaz geldi gibi. Tabii bu süreç insanlarda bir yorgunluk, bıkkınlık, 3 aylık salgın sürecinin yarattığı psikolojik sıkıntıların da etkisiyle biraz yılgınlık oluştu. Bununla beraber hükümetin de ‘bu işi başardık’ demesinin getirdiği bir rehavet de olduğunu düşünüyoruz. Seyahat kısıtlamasının kaldırılmasıyla birlikte diğer illerden özellikle de İstanbul’dan ilimize gelen vakalar da oldu. Yine toplu bayramlaşma ve ibadetlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. Bütün bunların toplamında çok ciddi bir vaka artışı ile karşı karşıya kaldık.”

‘Maske kullanımı konusunda sorunlar var’

Salgının henüz bitmediğini belirten Yerlikaya, çok ciddi bir hastalıkla karşı karşıya kaldığımızın gözardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “ Salgına karşı herhangi bir antiviral tedavi de yok. Vatandaşlarımızın normalleşme denilen şeyi eskiye dönmek gibi algılamaması lazım. Hijyen kurallarına uyulması, maske takılması, sosyal mesafe konusuna gerekli özeni göstermek gerekiyor. Tabii maske temini, dağıtımı konusunda da belli sıkıntılar oldu. Türkiye genlinde de ilimizde de maskeye para ayıramayacak, maske alamayacak insanlar da var. Tabii şuan maskeye erişimde değil ama maskenin kullanımı ile ilgili ciddi sorunlar var. Hasta olan biri maske taktığında salgını bulaştırmada ciddi azalmalar yaşandı. Dolayısıyla kalabalık ortamlarda maskenin koruyucu olduğunu ve mutlaka kullanılması gerektiğini söylüyoruz. Diyarbakır’da alınan zorunlu maske takılması kararının da gecikmiş ama olumlu bir karar olduğunu düşünüyoruz. Yine kişisel mesafe kurallarına uyulması gerektiğini de yeniden ifade etmek isterim” diye konuştu.

‘Ateş düştüğü yeri yakıyor’

TTB olarak vaka artışlarından endişe duyduklarını ifade eden Yerlikaya,                “Ateş düştüğü yeri yakıyor. Çoğu kişi belki bu hastalığı atlatabiliyor ama riskli yaş grubunda olanalar ya da kronik rahatsızlığı bulunanlarda bu hastalığın ciddi hayati sonuçları olabiliyor” dedi.

Diyarbakır’da virüse karşı aşırı bir rahatlık vardı

Diyarbakır’daki vaka artışlarının kente özgü nedenleri üzerine duran Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Siz bir vakayı yakaladığınız zaman o vaka nereden geldi, bu hastalığı nereden kaptı. Hangi kişilerle temasta bulundu. Bütün bu süreçlere hakim olmak gerekiyor. Bütün vakaların analizini kendi içinde yapmak lazım. Ama açıkçası Diyarbakır’daki vakalarla ilgili elimizde net veriler yok. Ama ilimiz bazında baktığımızda bir dönem sokağa çıktığınızda sanki hastalık hiç yokmuş gibi bir rahatlık vardı. Bağlar’da, Sur’da  söz konusu bu rahatlık hep söylenegeliyordu. Bu rahatlığın birinci etken olduğunu düşünüyorum. Tabii bir takım sosyo-kültürel alışkanlıklarımızın buna zemin hazırladığını söyleyebilirim. Tabii bu iş biran önce bitsin raddesine de vardı. Bir de insanlarımızda gözüyle görmediğine karşı bir rehavet de söz konusu. Yalnız bu sadece Diyarbakır’a özgü bir durum da değil bölgede de öyle. Batman’da Siirt’te bölgenin belli illerinde de vaka artışları söz konusu.”

‘Henüz birinci dalga atlatılmamışken hızlı bir biçimde normalleşme başladı’

Normalleşme sürecinin erken başlatıldığına işaret eden Yerlikaya, şunları ifade etti: “Tedbirlerin gevşetilmesinde her ilin kendi yapısına, vaka sayısına göre bir programın hayata geçirilmesi gerekiyordu. Ama bu yapılmadı. Bütün her yerde herkese aynı elbiseyi giydirme anlayışının da vaka artışlarında payı olduğunu düşünüyorum. Bir kez daha altını çizmek gerekiyor, halkımız normalleşmeyi eskiye dönmek olarak algılıyor ama bu böyle değil. Uzun bir süre daha virüsle yaşamayı öğrenebilmemiz gerekiyor. Henüz aşısı bulunamayan ve bulaşılığında bir şey kaybetmeyen bir virüs. Tabii biz başından beri normalleşmenin hızlı yapılmasından, ani bir açılmadan kaygılı olduğumuzu belirtmiştik. Ancak bir takım ekonomik kaygılar bunda belirleyici oldu. Henüz birinci dalga atlatılmamışken hızlı bir biçimde normalleşmenin başlaması ve tedbirlerin biranda bırakılmasının olumsuz sonuçlarını yaşadık. Bir tedbiri gevşetirsiniz, sonuçlarını alırsınız ve buna göre diğer adımlara geçersiniz. Yani daha ihtiyatlı bir süreç yönetimi gerekiyordu. Öncelikle AVM’lerin açılmış olması bile ekonomik kaygılarla sürecin yönetildiğini gösteriyor. Biz açıkçası normalleşmenin erken gündeme geldiğini düşünüyoruz. Tedrici olarak belli bazı açılımların yapılıp bunların sonuçlarının görüldükten sonra diğer aşamalara geçilmesinin daha doğru olduğu kanaatindeydik.”

Rehavete kapılmak yok

Diyarbakır’da vaka artışlarının geldiği noktaya dikkat çeken Yerlikaya, “Diyarbakır’da bugüne kadar testi pozitif çıkan vaka sayısının bin 500’e ulaştığını düşünüyoruz. Şuan hastanelerde 250’ye yakın hastanın tedavi altında olduğunu biliyoruz. Sürecin başından bu yana mevcut vaka sayısının üçte birinin bayram sonrası süreçte ortaya çıktığını da söyleyebiliriz. Bu salgın kişisel mesafe, hijyen ve maske kuralları uygulanarak tüm toplumun dayanışma halinde üstesinden gelebileceği bir süreçtir. Bu süreci tüm toplumun duyarlılığı ile en az zararla atlatabilmeliyiz. Başarıncaya kadar rehavete kapılmamak gerekiyor” diye belirtti.

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum