Diyarbakır’da ekonomik fren: “Tekstil, tarım, madencilik ve inşaatta gerileme yaşıyoruz”

Diyarbakır’da ekonomik fren:  “Tekstil, tarım, madencilik ve inşaatta gerileme yaşıyoruz”
Diyarbakır İş Konseyi Başkanı Mustafa Vural, 2024 ve 2025 ihracat verilerini karşılaştırarak kent ekonomisini değerlendirdi.

TİGRİS HABER - Tekstil, tarım, inşaat ve madencilik sektörlerinde yaşanan gerilemeye dikkat çeken Vural, sadece tarım ve inşaat sektörlerinin kent ekonomisine toplamda yüzde 65 oranında etki ettiğini belirterek, bu alanlardaki düşüşün Diyarbakır’ın ekonomik olarak fakirleşmesi anlamına geldiğini söyledi. Kentteki gerilemenin en temel nedenlerinden birinin finansa erişimde yaşanan sorunlar olduğunu vurgulayan Vural, Diyarbakır’ın bankacılık sistemi açısından çifte standarda maruz kaldığını ifade etti.

ANKA Haber Ajansı’na konuşan Diyarbakır İş Konseyi Başkanı Mustafa Vural, ihracat artışına rağmen sektör bazlı daralmanın kentin geleceği açısından ciddi riskler barındırdığını dile getirdi.

Diyarbakır’ın toplam ihracatında artış yaşadığını ancak bunun kent ekonomisinin genel tablosunu tek başına yansıtmadığını belirten Vural, şunları söyledi:

diyarbakir-is-konseyi-baskani-vural-tekstil-tarim-madencilik-ve-insaatta-gerileme-yasiyoruz-bu-kentin-fakirlesmesi-demektir.jpg

“Diyarbakır’ın 2024 yılında 245 milyon dolarlık bir ihracatı var ve bu ihracat rakamı 2025 yılında 275 milyon dolara çıkıyor. Yüzde 12’lik bir artış ekonomik anlamda iyi sayılabilecek bir artıştır. Ancak özellikle hazır giyim yani tekstil sektöründe, hububatta ve madencilikte gerilediğimizi görüyoruz Diyarbakır ölçeğinde.”

“Tekstil OSB açıldı ama ihracat geriledi”

Tekstil Organize Sanayi Bölgesi’ne rağmen sektörde gerileme yaşandığını vurgulayan Vural, beklentilerin aksine bir tabloyla karşılaşıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Tekstil OSB’nin açılması ile birlikte aslında biz Diyarbakır ekonomisinde bir sıçrama, en azından ekonomik anlamda bir büyüme beklentisi içerisindeyken tekstil sektörü 2024 rakamlarıyla 7,2 milyon dolar ihracat yapıyor. 2025 yılında ise 6,6 milyon dolar ihracat yapmış oluyor. Yani tekstil OSB ile ihracat rakamlarımızı artırmayı planlarken yüzde 7,6’lık bir gerileme durumu söz konusu.”

“Madencilikte ruhsat süreçleri girişimciliği baltalıyor”

Madencilik sektöründe yaşanan düşüşün yalnızca piyasa koşullarıyla açıklanamayacağını belirten Vural, ruhsatlandırma süreçlerine dikkat çekerek, “Madencilikte devletin ve hükümet politikalarının özellikle ruhsatlandırmayla ilgili zorlu bir süreç yarattığını görüyoruz. Güvenlik eksenli politikalardan kaynaklı ruhsatlandırma süreçleri 6 ay ile 2 yıl arasında sürebiliyor. Bu da girişimcinin girişimcilik ruhunu peşinen baltalıyor” dedi.

Vural, madencilikteki ihracat gerilemesini rakamlarla şöyle aktardı:

“2024 yılında 28,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleşmişken 2025 yılında bu rakam 22,9 milyon dolara düşüyor. Yani madencilik sektöründe yüzde 19,6’lık bir geriye doğru sapma söz konusu.”

“Tarımda yaşanan gerileme, kentin yüzde 35 fakirleşmesi demektir”

Tarımın Diyarbakır ekonomisindeki ağırlığına dikkat çeken Vural, girdi maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyleyerek şunları aktardı:

“Tarım sektörü kent ekonomisinin yaklaşık yüzde 35’ini etkiliyor. Enerji maliyetleri, gübre, mazot ve tohum fiyatları her gün artarken hasılat rakamlarının aynı kaldığını görüyoruz. Girdi maliyetlerinin yüksek olduğu ve hasat rakamlarının değişmediği bir tabloda tarım geriye gidiyorsa, bu kent için bir anda yüzde 35 fakirleşme demektir.”

“İnşaat sektörü durmuş durumda”

Finansa erişimde yaşanan sorunların inşaat sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Vural, sektörün lokomotif rolüne işaret ederek, “Merkez Bankası faiz baz oranlarını yüzde 38 açıklarken reel piyasada yüzde 40 ile 50 arasında faizler uygulanıyor. İnşaat sektörü yalnızca kendisini değil, yaklaşık 200 sektörü aynı anda harekete geçiren bir alandır. Ancak yüksek faizler nedeniyle inşaat sektörü durmuş vaziyettedir” dedi.

Vural, hizmet sektörüyle birlikte değerlendirildiğinde inşaatın kent ekonomisinin yaklaşık yüzde 30’unu etkilediğini de kaydetti.

“Bankalar Diyarbakır’dan çekiliyor, işletmeler göç ediyor”

Finansal erişim sorunlarının yalnızca faiz oranlarıyla sınırlı olmadığını belirten Vural, bazı bankaların kentten çekildiğini ifade ederek, “Bazı finans kuruluşları Diyarbakır’daki şubelerini kapatma kararı aldı. Kamu bankalarında ise bölge limitleri ya çok sınırlı ya da yok. Aynı finansal tablolarla İzmir’de üç katı kredi alınabilirken Diyarbakır’da bu mümkün olmuyor” şeklinde konuştu.

Bu durumun şirketleri başka kentlere taşınmaya zorladığını belirten Vural, “Ankara, İzmir, İstanbul gibi kentlere geçici olarak giden işletmeler, birkaç yıl sonra tamamen oraya yerleşiyor. Bu da Diyarbakır’ın ekonomik hacmini kaybetmesine yol açıyor" dedi.

BDDK ve hükümete çağrıda bulunan Vural, kredi politikalarında eşitlik talep ederek, “İzmir’de verilen kredi Diyarbakır’da neden verilemiyor? Aynı bilanço, aynı ipotek, aynı ciro. Biz pozitif ayrımcılık değil, eşit koşullar istiyoruz” ifadesini kullandı.

“Güvenlik sorunu çözülürse ekonomik sıçrama olur”

Güvenlik politikalarının yatırımcıyı ürküttüğünü ifade eden Vural, yeni süreçlere dair beklentisini şu sözlerle dile getirdi:

“Sermaye güvenli liman ister. Çatışmalı süreçler yatırımcıyı kentten uzaklaştırdı. Güvenlik meselesi ortadan kalkarsa Diyarbakır’da ciddi bir ekonomik sıçrama yaşanacağını düşünüyorum.”

“Kente özel teşvikler şart”

Teşvik sisteminin bölgenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiğini söyleyen Vural, tekstil ve tarım sektörleri için özel destek çağrısı yaparak, “Tekstil OSB’ye makul teşvikler verilirse, tarımda kullanılan enerjiye destek sağlanırsa birçok sorun ortadan kalkar. Sanayicinin ve yatırımcının önü açılır” dedi.

Teşvik politikalarının yerel paydaşlarla birlikte belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Vural, şunları kaydetti:

“Diyarbakır’a yönelik bir teşvik sistemi çıkacaksa, Ticaret Odası’nın, esnaf odalarının, İş Konseyi’nin görüşleri alınmalı. Koordinasyon sağlanırsa bu kent kendi kendine yeten bir ekonomik yapıya kavuşabilir.”

“Otoban ve tren hattı, ihracatı yüzde 20 artırır”

Ulaşım altyapısındaki eksikliklerin ihracatı olumsuz etkilediğini belirten Vural, yıllardır gündemde olan projelere dikkat çekerek şunları söyledi:

“Otoban ve tren hattı olmayan bir kent olarak dezavantajlıyız. Limanlara direkt ulaşım sağlayacak bir otoban kentin ihracatını en az yüzde 20 artırır. Bu Diyarbakır için çok kritik bir orandır.” (ANKA)

Kaynak:ANKA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum