Diyarbakır’da gençlerin yüzde 60’ı işsiz

Diyarbakır’da gençlerin yüzde 60’ı işsiz

Türkiye’de erken bir seçimin zorunlu olduğuna dikkat çeken Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, kentteki ekonomik sıkıntılar, işsizlik ve kentsel dönüşüm ve artan vaka sayılarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Tigris Haber - Özel

TİGRİS HABER - İktidarın erken seçimden kaçamayacağını belirten Altaç, “İktidarı kaybetme korkusu kesinlikle var. Zaten emareler ortada bugün bir bakanın söylediğini diğer bakan yalanlıyor. Cumhurbaşkanı’nın söylediğini sahada göremiyoruz. Hükümetin küçük ortağının yaptığı hükümetin açıklamalarıyla örtüşmüyor” diye konuştu.

Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, erken seçim, ekonomi, kentsel dönüşüm ve kentteki korona vakalarında son duruma ilişkin Tigris Haber’e değerlendirmelerde bulundu.

 ‘Erken seçim zorunlu’

Türkiye’de erken seçimin maddi temelinin olduğunu ancak iktidarın erken seçimden korktuğunu ifade eden Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, şöyle konuştu: “Erken seçim doğrusu bence Türkiye’de şunda artık bir zorunluluk hali arz etmeye başladı. Çünkü şundan dolayı Türkiye’de seçimler niye yapılır: Seçimler sıkıntılar arttığı zaman, problemler arttığı zaman,  vatandaşın yaşamı, iş, aş konularında istediğini bulamadığı zaman seçim olması gerekiyor. Şimdi bu kriterler Türkiye’de var mı? Bunlar tartışılır, bunları tartışırsak onun çok üzerinde problemler var. Yani Türkiye’de şuanda çok ciddi bir ekonomik kriz var. Her ne kadar Maliye ve Hazine Bakanı, ya da Merkez Bankası Başkanı ya da ilgili şahıslar rakamlarla oynasalar bile biz sahada ekonomik krizin boyutlarını görüyoruz. Neden? Sabah uyanırken cebimizdeki para ile akşamki para aynı para, fakat dolar ve Euro ya da altının durumuna göre alım gücü düşüyor. Biz burada ekonomik kriz yok diyebilir miyiz? Böyle bir şey yok bu birincisi, ikincisi ise toplumsal bir huzursuzluk var mı? Var. Bugün haksız yakalanmalar, haksız tutuklanmalar yargılamalar soruşturmalar oluşturulmak istenen baskı ortamı bu hususlarla ilgili Türkiye’de adaletin, özgürlüklerin yaşandığının ya da olması gerektiği gibi işlerin yürüdüğünü kim söyleyebilir? Mümkün değil. Türkiye’de şuanda çok ciddi bir özgürlükleri yaşama problemi var. Düşünceleri açıklama problemi var, örgütlenme problemi var. Şimdi siz böyle bir durumda Türkiye’de yeni bir erken seçim ya da seçim olmaması gerektiğine dair bir şey söylerseniz vatandaş bunu kabul etmez, güler geçer. Artı Türkiye çok ciddi manada kutuplaştı yani düşününki Türkiye’de 83 milyon vatandaş var ve biz vatandaşa şunu açıklıyoruz. Benim adamım, benim olmayan adamım yani bana taraftar olanlar, bana taraftar olmayanlar ya da benim partili olanlar, benim partili olmayanlar. Bizim partimizden olmasa bile bize destek vermese bile bizi eleştirse bile bizim vatandaşa yaptığımız çalışmaları beğenmese bile herkes bu ülkenin aslı unsurudur 83 milyon vatandaşın tamamı bu ülkede yaşama hakkı var ekonomik anlamda yaşamını sürdürme hakkı var Türkiye’deki kaynaklardan eşit derecede faydalanma hakkı var. Benim adamım olunca kaynakları ona aktarırım, beni eleştiren adam olunca ben orada pres uygularım, benim adamım olunca bütün alanları açarım benim adamım olmayınca işte kapıya kilit vururum ceza yaptırırım böyle bir düşünceye ülkeyi yönetmeye çalışıyor bunu kabul etmek mümkün değil. Bir diğer husus Türkiye’den Cumhuriyet’ten bugüne kadar hep şunu bize dayattılar, birileri bize dayattı etnik grubumuzdan inanç grubumuzdan bizi ayrıştırmaya çalıştılar ama hiçbir dönemde benim partim olan ya da benim partim olmayan diye bir ayrımı dayatmamışımdır bunu şuanda yaşıyoruz. Daha kötüsü bence bu benim partimden olunca herkes vatansever, benim partimden olmayınca vatan haini, ihanetçi bunu “dayatmaya çalışıyorlar” bu Türkiye’nin kaldıracağı bir şey değil ve hükümette bu konuda yanlış yaptığının bence farkında geri dönüş yapmak içinde yapmaları gereken hususlar belli ancak Türkiye’de inandırıcılıklarını kaybettikleri için Türkiye’de artık vatandaşın kendilerinden herhangi bir beklentilerinin olmadığını bildikleri için yapmıyorlar geri adım da atmıyorlar.”

‘İktidarı kaybetme korkusu’

 AK Parti ve koalisyon ortağı MHP’nin sandığa gömülmekten korktuğu için erken seçimden uzak durduklarını ifade eden Altaç, şunları söyledi: “Hükümet kaybedeceğini biliyor. Çok net söylüyorum kendileri bizden daha iyi biliyor. Çok iyi anketlerde yaparlar haftalık aylık bilmem böyle güncel gelişmelerde anket firmaları üzerine Türkiye’nin nabzını ölçmeye çalışıyor ve yaptığı bütün çalışmalarda da Türkiye’de karşılıklarının her geçen gün biraz daha eridiğinin farkındalar. İktidarı kaybetme korkusu kesinlikle var. Zaten emareler ortada bugün bir bakanın söylediğini diğer bakan yalanlıyor. Cumhurbaşkanı’nın söylediğini sahada göremiyoruz. Hükümetin küçük ortağının yaptığı hükümetin açıklamalarıyla örtüşmüyor. Çok net bir şekilde yani bunu bizim söylememize belki gerek bile yoktur. Çünkü yaşanıyor zaten. Yaşanan bir hususu siz dile getirseniz de getirmeseniz de vatandaş bunu yaşadığı için en iyi takdir edecek olan kendisidir. Bundan 15 20 gün önce Maliye ve Hazine bakanı dolar kuruyla ilgili tahminlerini açıklarken 2023te 8.2 olarak açıklamıştı. Bugün aradan 15 20 gün geçti 8.3larda şimdi böyle bir yönetim anlayışının olduğu bu ülkede tabii ki vatandaş geleceğiyle ilgili kaygıyı yaşar ve tepkisini de dip dalga şeklinde hissettirir şuan hükümet hissediyor biz de hissediyoruz. Çok büyük bir tepki var ancak mevcut hükümet sisteminde mevcut yönetim anlayışında kaynaklı vatandaş sessiz bir şekilde yaşamını devam ettiriyor ama biz şunun farkındayız yeter artık diyor vatandaş yaptığınız Türkiye’de bize de geleceğimize de zarar veriyor yapmayın bunu diyor ancak bunu sessiz bir şekilde söylüyor çünkü biz mevcut ortamda. Yani bunda hiç tereddüt yok, zaten bunu bildikleri için direniyorlar, erken seçim olmayacak diyerek 2023’ü bize gösteriyorlar. Ama biz şunun farkındayız çok kısa bir dönem içerisinde belki kendileri dillendirecek diyecekler ki biz erken seçime gidelim Türkiye’de yeni bir dönem başlatacağız. Siz düşünebiliyor musunuz bir bakan çıkıp diyor ki Milli Eğitimde yeni bir reform yapmamız gerekiyor ama bu reformu yapalım diyen kişi 20 yıldır Türkiye’yi yönetiyor zaten. Sağlık sektörüne bakıyorsunuz sağlık bakanı çıkıyor Türkiye’de sağlık sektöründe işte yeni bir hamle geliştireceğiz e zaten 20 yıldır siz yapıyorsunuz. Hükümetsiniz yani yeni mi aklınıza geldi. Eğer siz piyasaları rahatlatmak istiyorsanız ekonomiyi düzeltmek istiyorsanız 20 yıldan sonra mı düzelteceksiniz?  Vatandaş soracak bunu, sandıkta kendilerine soracak. Onun için erken seçimin kaçışı yok. Sandığa gömülme korkusundan erken seçim yok diyorlar.”

‘Gırtlaklarına kadar batmışlar yolsuzluğun içerisindeler’

Hükümetin ülkeyi yönetemediğine işaret eden ve erken seçimi hazırlayan koşulların fazlasıyla var olduğunu dile getiren Altaç, “Kriter sadece ekonomi de değil, bugün yasaklar, yolsuzluklar, yoksulluk, ekonomi ama yasaklar var. Her tiwit atanı 6 yıl önce 7 yıl önce 8 yıl önce atılan tiwit o günün şartlarında suç değil ama bugün bakıyorsunuz savcılıklar soruşturma açıyor. Bu nedir? Vatandaşı yargı organları üzerinden tehdit etmektir. Terbiye etmeye çalışmak, korkutmak, yıldırmak, sessiz olun, kimse konuşmasın, herkes bizim dediğimizi tekrar etsin. Bakın bu olabilecek Türkiye’de erişebileceğimiz en kötü durumlardan bir tanesidir. Yasaklar, yıllarca bu memleket, yasakların yaşandığı, yasaklardan dolayı, insanların haksız yere tutuklandığı yargılandığı süreci bizler yaşadık ama 21. Asırda uzayla ilgili, yapay zekâyla ilgili çalışmalar yapılırken halen kişi düşüncesi dile getirdi diye tiwit attı diye yargılıyorsak ve yargı üzerinden insanları korkutmaya çalışıyorsak bu artık Türkiye’nin hak ettiği bir şey değil. Türkiye’deki vatandaşların hak ettiği bir şey değil. Düşünün ki anayasa mahkemesi Türkiye yargı sisteminde en üst mahkeme olan anayasa mahkemesinin verdiği karar yerel mahkemelerce uygulanmıyor. Türkiye’nin geldiği nokta bu yolsuzluk, Türkiye’nin en büyük problemleri arasında olan bu bugün hangi kuruma el atsak, hangi kurumun içine böyle bir açıp ne var neler yapılmış diye bir baksanız. Yani gırtlaklarına kadar batmışlar yolsuzluğun içerisindeler.” diye konuştu.

‘Sayıştay raporlarında yazıyor’

Hükümetin yolsuzluk batağına saplandığını ifade den Altaç, şu ifadeleri kullandı: “Sayıştay raporları ortada, biz bu yolsuzlukları kafamızdan uydurmuyoruz. Hangi belediye hangi bakanlık, hangi yatırım nasıl harcama yapmış bunlar Sayıştay raporlarında yazıyor. Ama nedir Türkiye’de basını susturursanız, insanları susturursanız, muhalifleri susturursanız ve ülkeyi tozpembe, her şeyin güllük gülistanlık içinde olduğu bir yer olarak gösterirseniz ve herkesi de kendiniz gibi rahat zannedersiniz. Vatandaşın geçim derdi, işsizliği, sağlık, eğitim problemlerini göremezsiniz. Çünkü onlar başka bir dünyada, hayal aleminde yaşıyorlar. Gelsinler Diyarbakır’da gençlerin yüzde 60’ının işsiz olduğu bir kentte insanlar neler yaşıyor bir görsünler.”

‘Diyarbakır’da gençlerin yüzde 60’ı işsiz’

Her hafta il teşkilatları ile sahada olduklarını ve vatandaşın durumunu gözlediklerini belirten Altaç, “Esnafı, mahalleleri, evleri ziyaret ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı diyor ya, ‘Türkiye’de ekmek bulamayan var mı diye’ var gelsinler Diyarbakır’a görsünler. Diyarbakır’ın Şehitlik, Ben-u Sen, Dicle, İskenderpaşa mahallelerinde insanların nasıl geçim sıkıntısı yaşadıklarını görsünler. İnsanların nasıl ekmek bulamadıklarını hep beraber gezelim, görelim. Türkiye’de resmi işsizlik oranı yüzde 14 olarak açıklanıyor ama bu oran Diyarbakır’da çok farklı. Diyarbakır nüfusunun yüzde 50’si 35 yaşın altındadır. Bu kesimde işsizlik oranı yüzde 60’tan az değil. Sahada bu tabloyu görüyoruz, kentte hangi kahveye gitseniz, hangi alan gitseniz onlarca genç işsiz, kara kara düşünüyor. Diyarbakır’da sigortalı çalışan işçi sayısı edindiğimiz bilgilere göre 5 bin civarında. Yetkililer çıkıp resmi rakamları paylaşsınlar, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışan işçi sayısı nedir ve bunların ne kadarı sigortalıdır. Bizim şuan temel derdimiz aş ve iş. Diyarbakır’da gençler arasında işsizlik oranı yüzde 60’larda ve genel işsizlik oranı da totalde yüzde 45’lerde ise bu çok ciddi bir durumdur. Diyarbakır’da çalışanların büyük bir kısmı da ya asgari ücret ya da onun da altında bir ücrete çalışmakta. Bölgedeki insan kaynağımızın büyük kısmı genç nüfustur ve gençlerin yarısından fazlası da işsizdir. İşsizliği, yoksulluğu, geçim derdini ortadan kaldıracak projeler üretmezseniz hem vatandaşa ihanet etmiş olursunuz hem de ülkenize ihanet etmiş olursunuz. 7 yıldır hükmet açıklıyor, Silvan Barajı bitecek ve 2 milyon hektar alan sulanacak, 350 bin kişiye istihdam sağlanacak diye. Nerede Silvan Barajı’nın sulama kanalları, niye bitmiyor? Hükümet yatırımlar son aşamaya geldi diye açıklama yapıyor ama Silvan Barajı’nın sulama kanalları ve sulama altyapısıyla ilgili çalışmaların ancak yüzde 10’u tamamlanmış durumda. Yetkililerden bizim haricen aldığımız bilgi bu. Bunda bir yanlışlık varsa buyursunlar açıklasınlar. 7 yıl önce durum neydi şimdi ne? Eğer aynı ise demek ki, 7 yıl boyunca yerimizde saymışız” dedi.

‘Temel sorumuz şu: Kentsel dönüşümün bütçesi nerede?’

Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, Bağlar’daki kentsel dönüşüme ilişkin olarak ise şunları söyledi:  “Sur’da çok acı bir tecrübemiz var. Sur’u gezdik ve bu konuda çok ciddi endişelerimiz var. Vatandaş Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile bir sözleşme yapmış ama vatandaş ne evini alabilmiş ne parasını alabiliyor ne de muhatap bulabiliyor. Sayın Cumhurbaşkanı Bağlar ilçesi Kaynartepe Mahallesiyle ilgili bir kentsel dönüşüm kararnamesi imzalamış. Kentsel dönüşümün yapılacağı alanda bildiğim kadarıyla 10 bine yakın insan yaşıyor. Oradaki konut rezervi nedir, onu resmi kaynaklar açıklamalı. Kaçak yapılaşmanın olduğu bir alan olduğu için oradaki konut rezervi konusunda resmi rakamları görmek gerekiyor. Tabii ki, biz kentsel dönüşüme karşı değiliz. Diyarbakır’ın birçok ilçesinde kentsel dönüşüm bir ihtiyaçtır. Bağlar’ın yanında Yenişehir’de de Sanayi mahallesinde de böyle bir ihtiyaç var. Kaygımız şu, Kaynartepe ile ilgili bir kentsel dönüşüm çalışması yapılıyor ancak burada vatandaşın mağdur olmaması önemli. İkincisi kentsel dönüşümün kaynağı nedir bu açıklanmalı. Vatandaş bu konuda yeterince bilgilendiriliyor mu, bu da önemli. Kentsel dönüşüm süresi boyunca vatandaşın iaşesi nasıl sağlanacak? Kiralar nasıl ödenecek, vatandaş nerede ikamet edecek? Kentsel dönüşümde konutların yıkımı, yapımı ve vatandaşa maliyeti ne olacak? Temel sorumuz şu: Kentsel dönüşümün bütçesi nerede? Projenin tamamlanma süresi ve bu süreçte vatandaşın barınma sorunun çözümü bunlara ilişkin net bir planlama yok.”

Denetimler arttırılmalı

Kentteki koronavirüs vaklarındaki artışa ilişkin olarak bir değerlendirmede bulunan Altaç, şöyle konuştu: “Partimizin yönetiminde olan sağlıkçı arkadaşlarımızdan edindiğimiz bilgilere göre, şuan Diyarbakır’daki günlük vaka sayısı 700’ün altında değil. Zaman zaman bu sayı 800’ü de buluyor. Sağlık Bakanlığı’nın günlük paylaştığı tabloya göre ise neredeyse ülkedeki vakaların yarısına yakının Diyarbakır’da olması gerekiyor. Günlük 2 bin civarında vaka varsa bunun 800’ü Diyarbakır’dan. Demek ki, paylaşılan bu veriler sahadaki gerçeklik ile örtüşmüyor.  Yani, Diyarbakır’da ciddi bir vaka artışı var ve gerekli tedbirler alınmazsa virüsün bulaşı hızının havaların soğumasıyla daha da artacağından endişe duyuyoruz. Hâlihazırda var olan tedbirler de yeterli değil. Virüsü kontrol altına almak istiyorsak toplu ulaşım araçları dahil tüm toplu ziyaretler, etkinlikler konusunda ciddi tedbirler alınmalı. Fabrikalarda, işletmelerde işçilerin sağlığını korumak için işyeri sahiplerinin gerekli önlemleri alıp almadığı konusunda ciddi denetimler yapılmalıdır. Denetimlerde sıkıntılar olduğu bir gerçek ve bu konudaki eksiklikler acil olarak giderilmelidir. Bunun yanında kentte esnek çalışma sistemini olabildiğince yaygınlaştırmak gerekiyor.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.