Diyarbakır’da son yılların en yoğun kar yağışı
Ramazan YAVUZ-ÖZEL
TİGRİS HABER - Diyarbakır kent merkezine hatırladığım kadarıyla son 25-30 yıldır bu denli kar yağmadı. Önceki yıllarda yağan kar ise genelde dağlık olan başta Kulp, Lice, Hani, Hazro, Çermik ilçelerimde yoğun şekilde etkili oluyor, zaman zaman ilçelerin yanı sıra yüzlerce köy yolu trafiğe kapanıyordu. Aralıksız bir şekilde iki gün üst üste kent merkezine bu denli kar yağdığını ve yolların karayolları ve belediye ekiplerinin yoğun çabasına rağmen bu denli beyaza büründüğünü hatırlamıyorum.

ARAÇLAR HA BİRE PATİNAJ YAPIYOR
Kenti adeta esir alan yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuklar yüzünden kafanızı hangi yola çevirseniz ha bire oldukları yerde tıkanıp kalan, kurtulmak için ha bire patinaj yapan araçlarla karşılaşıyorsunuz. Belli ki bir çoğu kış lastiği taktırmakta da üşenmiş. Evden dışarı çıkıp bir tur atmaya çalışıyorum. Ancak en fazla 300-500 metre yürüdükten sonra tekrar eve dönüyorum. Oturduğum Kayapınar’dan Sur’a gitmek istiyorum ancak telefonla aradığım arkadaşlarda işyerlerinin bazısının kar yağışı nedeniyle açılmadığını, bazı araçların hareket edemez hale geldiğini söylüyor. Haliyle vaz geçiyorum. Kent merkezi 1990’ların ortalarında bir iki yıl yoğun kar gördü ancak bu denli değildi. Tipi şeklinde yağan kar anında yeri tutuyor. Kar temizleme araçları ha bire yolları temizlemeye çalışsa da nafile. Bir saat sonra yollar yine karla kaplanıyor.

AKŞAM SAATLERİ ORTALIK HAREKETLENDİ
Akşam karanlık yüzünü gösterdiğinde gündüz saatlerindeki sessizlik yerini kalabalık gruplara bırakıyor. Oysa akşam daha da soğuk. Ancak aileler çoluk çocuk dışarı çıkıp karda fotoğraflar çekiyor, kar topu oynuyor. Bazı vatandaşlar ise gün boyu hareket ettirmedikleri araçlarının üzerinde biriken kar’ı temizlemeye çalışsa da yoğun tipi yüzünden başarılı olamıyor ve olduğu gibi bırakıyor. Gece dışarı çıkanların bir çoğu ha bire marketlere gidip alışveriş yapıyor. Bazısı oldukça geniş olan karla kaplı yollarda karşıdan karşıya geçerken hayli zorluk yaşıyor, düşmemek için çaba sarf ediyor.
Tipi şeklindeki kar, gece daha da yoğunlaşıyor. Gökyüzü, sarımsı bir renge bürünmüş ve ortam hayli aydınlık, gündüz gibi. Hani “Kar havası denir” ya. Aynen öyle. Balkon camından dışarı uzanan şofben borusunun üzerine gündüz saatlerinden beri tüneyen bir Kumru hiç hareket etmiyor. Tipiden korunmak için orayı kendine mesken tutmuş. Halen orada. Korkmaması için balkona çıkmıyorum.
PEKMEZLİ KAR: “İLK YAĞAN KAR’I YEMEYİN, İKİNCİSİ ŞİFALI”
Bazı vatandaşların ellerinde bakraçlar var. Pekmez katıp yemek için üstteki temiz kardan bakraçlarına dolduruyorlar. Eskiden büyüklerimiz derdi. “İlk yağan kar’ı asla yemeyin. İlk yağan kar pislik toplayandır. Köpekler ilk kar’ı sever. İkinci kar’ı bekleyin o şifalıdır. Ona pekmez katıp yiyin” diye. Ayın 29’unda yılın ilk kar’ı yağmıştı. 30’u güneşli geçti. 31’nin sabahında ise tekrar yağmaya başladı. Yani yılbaşı günü tekrar yağan ikinci Kar’ı pekmez katarak yemekte sakınca yok. büyüklerin dediğine göre. Tabii fazla yiyip hasta olmamak şartıyla. Bende pekmez katıp yedim. Pezmez’in enerji ve sıcaklık veren özelliğine Kar’ın da soğuğu eklenince bayağı güzel oluyor..

DONDURUCU SOĞUKTA ÇÖP TOPLAMA
Gece saat 19.00 civarı. Dondurucu bir soğuk var. Bazı İnsanlar turluyor ama geneli evlerinde kalmayı tercih etmiş. Bu dondurucu soğukta Belediye’nin çöp arabaları normal günlerdeki gibi iş başında. İki personel bu soğukta çöp arabasının arkasındaki bölümde ayakta duruyor. Araç hareket edince de düşmemek için tutunuyorlar. İşleri çok zor. Araç durdukça aşağı için çöp konteynırlarını boşaltıyorlar. Yollardaki ve site içlerindeki araçlar kar altında kalmış. Haberler göz atıyorum. Valilikten ve Belediyelerden ha bire vatandaşları uyaran açıklamalar var. “Kar lastiği takmayan araçlar trafiğe çıkmasın, buzlanmaya karşı dikkatli olunsun”. Kent merkezinin yanı sıra, çevre yollarda mahsur kalanların kurtarılması, kapalı ilçe ve köy yollarının açılması için yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veriliyor.

EN FAZLA KAR HANGİ YILDA YAĞMIŞ VE KAÇ SANTİM?
2026 yılına girdik. Gece saat 01.00 civarı. Kar yağışı durmuş olabilir umuduyla dışarı bakıyor. Halen devam ediyor. Duracak gibi de değil. Sonra araştırıyorum. Diyarbakır’a en fazla kar hangi yıl yağmış diye. 1970’li yılların başındaki yoğun kar yağışlarını hatırlıyorum. Evimiz Sur içinin eski adıyla Kavası Sağır mahallesi sonraki adıyla da Savaş mahallesindeydi. Evlerin geneli toprak damlıydı. Tabii bizimki de öyle. Çok fazla kar yağardı. Sokaklar, birde damlardan atılan Karla birlikte geçilemez hale gelirdi. Tabi o zamanlar imkanlarda kıt olduğu için Kar haftalarca yerden kalmazdı. Alçak damlı evlerin kapısı kardan zor açıldığı için damdan evine girenler bile oluyordu. Dedemde o yıllarda rahmete gitti. Büyükler ellerinde küreklerle sokaktaki karda yol açmaya çalışıyordu. Mardinkapı mezarlığında dedemin cenazesi gömülene kadar insanlar ısınsın diye rahmetli babam odun alıp götürmüştü. Birde Şehitlik semtinde yanılmıyorsam 1983 yılında Hicret Apartmanı çöktüğünde yoğun kar ve dondurucu bir soğuk vardı.
En fazla Kar hangi yılda yağmış araştırmasına dönersek. 16 Ocak 1973 Diyarbakır’a en fazla Kar’ın yağdığı yıl olarak kaydedilmiş. Kent merkezinde kar kalınlığı 65 santime ulaşmış. Yani az buz değil. 65 Santim. Şimdi araçların üzerinde biriken Kara bakıyorum. Sabahtan bu saate kadar aralıksız Kar yağışını da hesaba katarsak bence son 25-30 yılın en fazla kar yağışı bu iki günde olmuştur. Kar yağışı durduktan sonra yapılacak ölçümlerle ortaya çıkar.
Tamda bu havaya gidecek Ahmed Arif’in sesinden “Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi” şiirini dinleyerek yeni yıla merhaba diyelim.
DİYARBEKİR KALESİNDEN NOTLAR VE ADİLOŞ BEBENİN NİNNİSİ…
Varamaz elim
Ayvasına, narına can dayanamazken,
Kırar boynumu yürürüm.
Kurdun, kuşun bileceği hal değil,
Sormayın hiç
Laaaaal...
Kara ferman çıkadursun yollara,
Yarin bahçesi tarumar,
Kan eder perçem
Olancası bir tutam can,
Kadasına, belasına sunduğum,
Ben öleydim loooy...
Elim boş,
Ayağım pusu.
Bir ben bileceğim oysa
Ne afat sevdim.
Bir de ağzı var dili yok
Diyarbekir Kalesi...
Açar,
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan,
Savrulur Karacadağ,
Savrulur zozan...
Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, baharmışın gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbekir gibi,
Nelere, nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı...
Hamravat suyu dondu,
Diclede dört parmak buz,
Biz kuyudan işliyoruz kaba - kacağa,
Çayı kardan demliyoruz.
Anam sır gibi saklar siyatiğini,
"Yel" der, "Baharın geçer".
Bacım, ikicanlı, ağır,
Güzel kızdır, bilirsin.
İlki bu, bir yandan saklı utanır
Ve bir yandan korkar
Ölürüm deyi.
Bir can daha çoğalacağız bu kış.
Bebeğim, neremde saklayım seni?
Hoş gelir,
Safa gelir,
Ahmed ARİF'in yeğeni...
Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...
Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...
Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü...





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.