Diyarbakır’ın görünmeyen krizi: Halının altındaki sorunlar taştı!
Şaban Yılmaz - Özel
TİGRİS HABER - Diyarbakır’da son günlerde yaşanan intiharlar, kadın cinayeti ve madde kullanımıyla ilgili tartışmaları değerlendiren Uzman Psikolog Sadık Sun, yaşanan olayların birbirinden bağımsız tekil vakalar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Sorunlar çözülmedi, halının altına süpürüldü. Sorunların yığılmasıyla daha büyük sorunlar açığa çıkmaya başladı” dedi.

Kentte son dönemde yaşanan intiharlar, kadın cinayetleri ve bağımlılık sorunlarının yalnızca bireysel psikoloji üzerinden açıklanamayacağını ifade eden Sun, ekonomik, sosyal, travmatik ve çevresel faktörlerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“BİRBİRİNDEN KOPUK TEKİL TRAJEDİLER DEĞİL”
Diyarbakır’da yaşanan olaylara geniş bir perspektiften bakılması gerektiğini belirten Sun, şunları söyledi: “Son dönem Diyarbakır’daki olaylar zincirine psikolog gözüyle baktığımızda, bunların birbirinden kopuk ve sadece psikoloji bilimiyle açıklanabilecek tekil trajediler olmadığını görüyoruz. Madde kullanımındaki artış, kadın cinayetleri ve intiharlar; ekonomik, sosyal, travmatik ve çevresel faktörlerin iç içe geçtiği durumların dışa vurulmuş hali olarak değerlendirilmelidir.”

Bölgede uzun yıllar boyunca yaşanan çatışmalar, zorunlu göçler, toplumsal gerilimler ve güvenlik politikalarının toplum üzerinde önemli etkiler bıraktığını dile getiren Sun, bu süreçlere deprem, pandemi, kayıplar ve yas süreçlerinin de eklendiğini söyledi.
“KOLEKTİF TRAVMALAR RUH SAĞLIĞINI ETKİLİYOR”
Toplumun uzun yıllar boyunca farklı travmatik süreçlerden geçtiğini belirten Sun, bu durumun bireylerin ruh sağlığı üzerinde etkili olabileceğini ifade etti. Sun, “Bölgedeki uzun yıllara dayanan çatışmalar, zorunlu göçler, toplumsal gerilimler ve kolektif olarak yaşanan travmaların yanı sıra deprem, pandemi, kayıp ve yas süreçleri, insanlarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu başta olmak üzere depresyon ve anksiyete gibi sorunların ortaya çıkmasına veya derinleşmesine neden olabiliyor” dedi.
”İŞSİZLİK VE YOKSULLUK GELECEK KAYGISINI ARTIRIYOR”
Ekonomik sorunların bireylerin psikolojisini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Sun, işsizlik, eğitimden kopuş ve düşük gelir düzeyinin özellikle gençler üzerinde ciddi bir gelecek kaygısı oluşturduğunu belirtti. Sun, “İşsizlik, eğitimden kopuş ve insanların geçimlerini sağlamakta zorlanmaları, geleceğe ilişkin belirsizlik ve kaygıyı artırıyor. İnsanların kendilerini ekonomik ve sosyal olarak güvende hissetmemesi, zamanla umutsuzluk, öfke ve çeşitli psikolojik sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor” diye konuştu.
“AİLE BAĞLARI ZAYIFLADIKÇA GENÇLER FARKLI GRUPLARA YÖNELİYOR”
Aile yapısındaki değişimlerin de toplumsal sorunlar üzerinde etkili olduğunu belirten Sun, boşanmaların artması ve aile içi iletişimin zayıflamasının özellikle çocuklar ve gençler açısından önemli sonuçlar doğurabildiğini söyledi.
Sun, aile bütünlüğünün bozulmasıyla birlikte ebeveyn denetiminin ve duygusal desteğin azalabildiğine dikkat çekerek, “Kimlik ve aidiyet arayışı içerisindeki gençler, kendilerini kabul edecek farklı arkadaş gruplarına yönelebiliyor. Aile ve okul bağlarının zayıfladığı durumlarda arkadaş çevresi daha belirleyici hale geliyor. Bu durum bazı riskli davranışların yaygınlaşmasına da zemin hazırlayabiliyor” ifadelerini kullandı.
ATAERKİL YAPI VE DEĞİŞEN TOPLUMSAL ROLLER
Toplumsal cinsiyet rollerindeki değişimin de aile içi ilişkiler üzerinde etkili olduğunu belirten Sun, geleneksel erkeklik anlayışının değişen toplumsal koşullarla birlikte bazı kişiler açısından bir uyum sorununa dönüşebildiğini ifade etti. Kadınların eğitim ve çalışma hayatına daha fazla katılmasıyla birlikte toplumsal rollerin değiştiğini dile getiren Sun, bazı erkeklerin geleneksel “aile reisi” ve “geçim sağlayan kişi” rollerindeki değişime uyum sağlamakta zorlanabildiğini söyledi.
Sun, “Bazı kişilerde değersizlik, yetersizlik ve utanç duyguları ortaya çıkabiliyor. Bu duygular sağlıklı biçimde işlenmediğinde öfke olarak dışa vurulabiliyor. Erkek, ataerkil yapıyı sürdürmeye çalışırken kadınların daha eşitlikçi yaklaşımlarını benimsemekte zorlanabiliyor” dedi.
YALNIZLIK VE SOSYAL DESTEK EKSİKLİĞİ
Modern yaşamla birlikte insanların sosyal ilişkilerinde de önemli değişimler yaşandığını ifade eden Sun, ekran bağımlılığı ve yüz yüze iletişimin azalmasının yalnızlık duygusunu derinleştirebildiğini belirtti. Artan boşanmalar, aile içi iletişim sorunları ve sosyal bağların zayıflamasıyla insanların kendilerini daha yalnız hissedebildiğini kaydeden Sun, sosyal destek mekanizmalarının ruh sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
“BAĞIMLILIK, YANLIŞ BİR BAŞ ETME MEKANİZMASINA DÖNÜŞEBİLİYOR”
Madde kullanımının yanı sıra kumar, problemli teknoloji kullanımı ve diğer davranışsal bağımlılıkların da üzerinde durulması gereken önemli sorunlar olduğunu belirten Sun, bazı kişilerin yaşadıkları sorunlardan kaçmak için bu yollara başvurabildiğini ifade etti.
Sun, “Madde kullanımı ve diğer davranışsal bağımlılıklar; acı verici anıları bastırmak, kaygıyı azaltmak, sorunlardan geçici olarak uzaklaşmak veya uyku sorunlarını hafifletmek amacıyla yanlış baş etme mekanizmalarına dönüşebiliyor. Ancak sorunlar ortadan kalkmıyor. Tam tersine, üzeri örtülen sorunlar zamanla birikiyor” diye konuştu.
“SORUNLAR ÇÖZÜLMEDİKÇE BÜYÜYOR”
Yaşanan olayların nedenlerine odaklanılması gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolog Sadık Sun, toplumdaki psikososyal sorunların yalnızca sonuçları ortaya çıktığında tartışılmaması gerektiğini söyledi.
Sun, sözlerini şöyle tamamladı:
“Toplum olarak çoğu zaman sorunları ancak bir trajedi yaşandığında konuşmaya başlıyoruz. Oysa önleyici çalışmaların çok daha erken yapılması gerekiyor. Ruh sağlığı hizmetlerinin güçlendirilmesi, bağımlılıkla mücadele, gençlerin eğitim ve istihdamla bağlarının korunması, ailelere psikososyal destek sağlanması ve sosyal dayanışma mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Çünkü sorunlar halının altına süpürüldüğünde ortadan kaybolmaz. Sorunlar çözülmedikçe büyür ve bir süre sonra daha ağır sonuçlarla karşımıza çıkar.”




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.