1. YAZARLAR

  2. Zafer Burakmak

  3. Dönem menüsünde günün rengi
Zafer Burakmak

Zafer Burakmak

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Dönem menüsünde günün rengi

A+A-

Zamanın ruhunun zamansız değiştiği bir dönemdeyiz. Geçen yılla aynı hızla dönen dünya, hayatı değiştirmekte oldukça aceleci davranıyor. Aslında her günün kendine özgü ruhu, yaklaşımı, davranış modeli olagelmiştir. Toplumlar günün gerektiği kişilik modellerine meyletmiş ve bunun örneklerini siyasetten dine, müzikten edebiyata kadar birçok alanda göstermiştir.

Edebiyatta Dostoyevski, Tolstoy gibi Rus edebiyatının zirvelerinin kitaplarında altını çizdikleri meziyetler ile rol modelleri, onlardan kısa bir süre sonra bir diğer Rus yazar Gonçarov’un yazdığı Oblomov kitabında görmek ne mümkün. Dostoyevski ve Tolstoy’da vicdan, merhamet, insanlık temaları işlenip ön plana çıkartılırken, Gonçarov, bunları yüklediği kahramanına “miskin” yakıştırmasıyla savaş açar. Oblomov insanlara çok iyi, merhametlidir ama çalışmadan duran bir tembeldir. Bu yüzden kendisiyle birlikte etrafını da çürüten bir ura döner. Toplumu donuklaştıran, olduğu yerde saymasına neden olan bir kamburdur. Hırs nedir bilmeyen, kanaatkâr zihin, tembel bir vücutla hedef alınır. Zira o günün Rusya’sında öncekilerin övdükleri değerler değil, kitaptaki bir diğer karakter olan Ştolts’un yerinde duramaz çalışkanlığı gereklidir. Hatta bu övgü öyle bir noktaya gelir ki, hayatın amacı çalışmaktır, denir; “Şöhret aramadan, durmadan çalışmak ve işini yaptığını görerek ölmek.” Bunun için daima çalışan bu karakterin, çocukluğunun anlatıldığı övgü kokan satırlarda, başka bir kitapta olsa kötü karakterde yerilen şu ifadeler yer alır; “Dersleri bitince köylü çocuklarıyla kuş yuvası bozmaya gider, derslerde, dualarda sık sık cebinden kuş yavrusu cıvıltıları işitilirdi.” Gonçarov, kendince günün gereklerini dikkate alarak karakterler çizmişti. Çok iyi, merhametli de olsa duran kişi kötü, hırsına yenik de düşse çalışan iyiydi. Çünkü gün, kendinde olmayanı aşerirdi.

Bizde, “Alın verin ekonomiye can verin” kampanyalarını duymuşsunuzdur. Ekonomiyi canlandırmak için insanları alışverişe, tüketime yönlendiren devlet kampanyaları. Sonraları aynı kaynaklardan kemer sıkma politikaları. Korona virüsü, bu zamanın değişen ruhunu panikletti sanki. Dışarıya davet edilen milyonlar, evde zincirlendi. Şimdilerde ise ara bir süreçle iş idare edilmeye çalışılıyor. Biraz tuhaf görüntüler çıkmıyor değil. Örneğin televizyonlarda hala ‘evde kal’ yayınları yapılırken aradaki reklamda tatil otellerinin kampanyalı çağrıları görülmeye başlandı. “Evde kal” yazılı toplu taşıma araçları, AVM’lere yüklüce insan taşıyor.

Ama olsun. Zamanın ruhu dedik ya, Gonçarov, bugün kitabı yazsa, yerden yere vurduğu Oblomov’un evden çıkmayan halini över, tüm dünyaya örnek gösterirdi. Daha düne kadar eleştirilen ‘eve kapanıkların’ karikatürize edilmiş övgülerini görmüşsünüzdür. Kim derdi ki, devletler insanların evde kalması için yalvaracak. Çıkmayın, gezmeyin, tüketmeyin, diyecek. Ama salgın zayıfladıkça topluma yönelik dil de değişiyor, değişecek. Şimdi yavaştan yavaşa Oblomovluğa alışan toplum yine durmadan büyük bir hırsla çalışan “Ştolts’a dönüştürülecek. Ya da farklı, apayrı bir dünya şekillendirilmeye çalışılacak. Çalışmanın ve tüketimin farklılaştığı bir dünya. Yok yok, bir avuç beyaz yakalıların evden çalışma örnekleriyle “dünya değişiyor” demeyeceğim. Çünkü öyle bir dünya yok, evden çalışma fabrikadaki işçiye de tarladaki çiftçiye de olmuyor. Ama fabrikada çalışıp, mümkün mertebe ortalarda gözükmeden evden tüketen karakterler pazarlanabilir. Kim bilir bunun edebiyatı bile hazırlanıyordur belki de.

 

Bu yazı toplam 7714 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.