Adil Kılıçaslan

Adil Kılıçaslan

Dünya kırılma tarihleri ve yeni yüzyıl

İnsanoğlunun bilinen tarihi boyunca çeşitli dönüm tarihleri vardır. Taş devri, tunç devri, ilk çağ, orta çağ, yeniçağ, yakın çağ, 1. Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı, Dinler çağı, kapitalizm, komünizm, sosyalizm, toplumculuk, bireysellik…
Bu tip kavramlar uzar gider. Değişmeyen kavram aşiret, kabile, aile gibi birlik ve beraberlikle toplumsal travmalara karşı koyabilmektir.
İnsanlar birlik içinde mutlu oldukça suç işlenmez, hırsızlık olmaz, taciz olmaz. Bahsettiğim kırılmalar toplumsal kavramların bozulmasıyla başlar, ekonomik sıkıntılar, krizlerle devam eder ve büyük patlamalarla sistem değişir.
Bozulmalar toplumsal kavramlar olarak görülse de finansal durumdaki bozulmalar toplumsal bozulmalara sebep olur. Bireysel davranışlar toplum tarafından ret edilmeyince kanserin vücudu sardığı gibi toplumu sarar ve hareketsiz bırakır.
Corona da yukarıda saydığım travma çeşitlerindedir. Tarih boyunca bir dolu bulaşıcı hastalık yaşandı. Toplumda hasar bırakarak, değişim yaşatarak kontrol altına alındı. Peki, bu travmadan nasıl kurtulabiliriz?
Kültürümüz ne batı ne doğu kültürüdür. Kültürümüz kavga değil hak koruma esaslıdır. Atasözlerimiz binlerce yıldır var. Bozulmamış Aşiret kültürümüzde bireyler arasında eşitlik ve düşünceyi değerlendirme vardır. Aşirette aksakallılar ve aşiret sözcüsü (aşiret reisi) vardır.
Yüzyıllar önce mülkiyetçilik yoktu. Aşiret reisi diğer aşiret üyelerinden daha zengin değildi!
Aksakallılar üyesi oldukları aşiret adına geçmiş tecrübeler ve tarih bilgileriyle ortak karar alırlar ve tüm aşiretin uygulamasını, hataların, eksiklerin takibini aşiret reisine yaptırırlardı.
Aşiretin aklı aksakallılardı, sesi aşiret reisi idi, gücü aşiret üyeleriydi.
Yaşadığımız sıkıntıları; birlik olduğumuzda, beraber çalışarak ürettiğimizle, kültürümüzü özümseyerek aşacağız.
Ürettiğimiz veya tükettiğimiz ürünün, hizmetin bir değeri vardır. Bu değer toplumumuzun kabul ettiği değerdir.
Emperyalizm kendi ürünlerini, hizmetlerini bize değer olarak süslü gösterdikçe ve özendirdikçe, emeğimizi bedavaya almakta kendi ürün ve hizmetlerini kat be kat pahalıya satmaktalar.
Size bir örnek vereyim 1960’larda üretilen buzdolapları ile şimdiki dolaplar arasındaki teknik fark nelerdir. İncelediğinizde o kadar komik şeylerin teknik fark olarak anlatıldığını göreceksiniz ki şaşıracaksınız.
Diğer bir örneğim; 90’lı yıllardan beri her 6 ayda bir yeni model bilgisayar, cep telefonu, televizyon çıkar. O kadar küçük değişiklikler süslü anlatılır ki yeni bir özellik zannedersiniz.
Her yıl otomobil markaları yeni model diye tanıtıma çıkarlar. Bir önceki modeller yeni model arasında neredeyse hiç fark yoktur (dikiz aynasına sinyal lambası koymak) ama en az 20 bin lira fiyat artışı koyarlar.
Üretim çok zor değildir. Sanayi sitesine gidip tamircilere, küçük üreticilere sorun. Asıl sıkıntı ürün pazarlaması diyeceklerdir.
Kuracağınız birlik üretirse ve diğer birliklerle takas yoluyla ihtiyacınız olan ürünü alsanız ne olur biliyor musunuz?
3 kişilik ailenin bir aylık yaşam ve konfor maliyeti 759 Lira olduğunu anlayacaklar. Bu rakamı isteyene ispat edebilirim.
Devletin düzenlediği bütün vergileri bu ülkede yaşayan herkes ödüyor.
Her bir üründe + vergi tanımı yapılmasa da Satış Fiyatı= VERGİ + maliyetten oluşuyor. Dikkat edin bu formülde vergi o kadar büyük ki büyük harfle yazdım.
 
Saygılarımla,
Adil Kılıçaslan/Yönetim Sistemleri Baş Denetçisi
 

Bu yazı toplam 560 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum