1. YAZARLAR

  2. Ali Abbas Yılmaz

  3. Eğitimin hali…
Ali Abbas Yılmaz

Ali Abbas Yılmaz

Muhabir / Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Eğitimin hali…

A+A-

Yeni eğitim öğretim yılı açılışları yapıldı. Açılışa katılanların yüzünde gülücükler eksik değildi. “Neşeli neşeli” bir eğitim öğretim yılı başladığına yönelik pozlar verilse de bütün bunlar, gerek öğretmenlerin gerek öğrencilerin gerekse de velilerin yaşadığı sıkıntıları gizlemeye yetmedi.

Yine, memleketin her yerinde olduğu gibi Diyarbakır’da da eğitim öğretimdeki aksaklıklar bir biri ardına su yüzüne çıkıyor.

Kimi okullar öğrenci bulmazken kimi okullarda da kayıt yaptıran öğrenciler kendilerine yer bulamıyor. Yine, 50 – 60 kişilik sınıflarda öğrencilerin tıkış tıkış hali normalleşen görüntüler olarak karşımıza çıkmaya başladı.

İmam Hatip Liseleri kontenjanlarını nasıl dolduracaklarının telaşına düşerken, diğer liseler ise kayıt yaptıran öğrencilerini yerleştirebilecekleri derslik, oturtabilecekleri sıra bulmanın derdine düşmüş vaziyette.

Hal bu ki, bizde en çok değişikliğin yaşandığı, ikide bir “her şey çok güzel olacak” nutuklarının atıldığı bir alandır, eğitim-öğretim. Son 20 yılda kaç Bakan değişti Milli Eğitim’de sayısına yetişemez olduk. O kadar şey değişti ama eğitim öğretimdeki keşmekeş bir türlü değişmedi.

Öğrenciler okullara adrese dayalı mı yerleştirilsin, puana göre mi yerleştirilsin bu konuda uygumlalar karmakarışık. Karmakarışık, çünkü her yerde ne yeterli, nitelikli okullar ne de nitelikli eğitimciler mevcut değil. “Sözleşmeli öğretmenlik” uygulamasının eğitime katacağı nitelik bellidir. Bunun için müneccim olmaya gerek yok.

Tüm bu karmaşa içinde bir de “tam gün eğitim” modeli hayata geçirilmeye çalışılıyor ama bunun için pilot olarak seçilen okulların fiziki koşulları ortada. Kapasitelerinin iki katı öğrenci yerleştirilen okullarda öğrenciler üst üste. Okullarda ne laboratuar ne atölye bir şey kalmadı, hepsi dersliğe çevrildi. Böyle bir ortamda öğrencilerin doğru dürüst bir eğitim görmesi bir yana doğru dürüst nefes alması sıkıntılı bir hale geldi.

Yani, iş nitelikli eğitimden çıkmış, çocukların sağlık sorunlarının baş göstereceği sıkıntılı alanlara dönüşmüş vaziyette. Ama her ne hikmetse hala her şey güllük gülistanlık muhabbetleriyle vatandaşın aklıyla alay ediliyor. Öğretmenler de öğrenciler de veliler de ne yaşadıklarını nasıl ortamlarda eğitim öğretim yapılmaya çalışıldığını çok iyi biliyor.

Kimse sorunları görmezden gelmeye çalışmasın, çünkü bunun bir faydası yok. Devekuşu taklidinin bu memleketin çocuklarına bir hayrı dokunmaz. Sorunların gerçekliğiyle doğru dürüst yüzleşmekte ve üstesinden gelmek için çaba harcamakta yarar var.

Her ne kadar kayıt parası yok dense de velilerden, “5 kilo sıvı sabun, 2 top A-4 kâğıdı, temizlik fırçası, çöp poşeti”, vs. isteniyor. Tabii her semtte her okulda bu istekler farklılık gösteriyor. Bu görüntüler “sosyal devlet” ilkesine yakışmıyor. Vatandaş zaten vergisini veriyor ve bu ülkenin hazinesi bu insanların ödediği paralarla doluyor. Nitelikli bir eğitim hizmeti her öğrencinin hakkı, çünkü zaten bunun parasını her çocuğun anne babası devlete peşin peşin ödüyor.

Hal böyle iken eğitime ayrılan bütçeyi her defasında budamayı bıraksanız da eğitme hak ettiği payı ayırsanız fena mı olur?

 

Bu yazı toplam 372 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.