Adil Kılıçaslan

Adil Kılıçaslan

Ekonomi kültürümüz ve sonuçlar

Amerika ve Avrupa Birliği son zamanlarda ülkemize ilgi duymaya, sözleşmeler konusunda taviz koparmaya çalıştıkları açıkça belli oluyor.

Bu konuda yaşadıklarımızı tarihte yaşananlarla kıyaslamaya çalıştım. Karşıma sonucu hoş olmayan örnekle karşılaştım.

25 Aralık 1991 tarihinde Mihail Gorbaçov’un istifa etmesiyle, Sovyetler Birliği dağılmıştır.

Dağılma çok boyutlu bir olay olsa da bu dağılmanın bazı önemli nedenleri olmalı.

Değerlendirmeniz için Sovyetlerin dağılması ile ilgili kök sebepleri sıralamaya çalıştım. Sivil toplum örgütler ve muhalif her duruş yok edilmeye başlanmış, yönetim tek partinin kararlarına bağlanmıştı!

Devlet toplumun her noktasını sindirmişti. Halk değerlerinin yok edildiğini gördüler.

İnsanlar kendilerini enayi hissetmemek için kuralların düzelmesi için çabalarından vazgeçtiler.

Çaba ve yetenek ödüllendirilmemiş, vasat ve çalışkan olana aynı gözle bakılmış.

Toplumun temel örgüsünü oluşturan insan ilişkileri, yani aile, din, tarih, dil rejimin hedef tahtası haline gelmiş. Parti aileden de dostluktan da önce gelmiş.

Asıl büyük neden ekonomik nedendi. Sovyetler Birliği açık olarak ekonomik anlamda geri kalmıştı.

Sovyetler Birliği halkın en büyük beklentisi olan refahı getirememişti. Halk kot pantolon istiyordu. Halk baskıyla susturulsa bile gerekli maddi kaynak da bu sistem ile üretilemiyordu.

Devlete küskün bir halk vardı. Sovyet Devletleri daha zor durumlara düştüğünde bile çıkabilmişti fakat sistemin benimsenmemesi onun zaaflarının hoş karşılanmasına imkan vermiyordu.

Sovyet yöneticilerinin canice uygulamalarını halk görmüştü. Sorun rejimin benimsenmemiş olmasıydı.

Sınıfsız toplum oluşmamış yeni ayrıcalıklı bir sınıf oluşmuştu.

Bal tutan parmağını yalar anlayışı Sovyet yöneticilerine de mantıklı gelmişti. Eşitlik uğruna çıkılan yol partinin kaymak tabakası olması sürecine dönüştü.

Parti, kendine rant sağlama konusunda çok başarılı olmuştu. Liyakat, partiye sadakat kadar önemli değildi.

NiccoloMachiavelli (Makyavel) “De Principatibus” (Prenslikler Hakkında)Kitabında, prense tavsiyeleri yer almaktadır.

Prens dünyaya yön veren bir kitaptır. İtalyan yöneticilerden sonra diğer Avrupa ülkelerine de bir düşünce akımı yaymıştır ve hala önemli devlet eleştirilerinin arasına girmektedir. Prens kitabında; “Zaman zaman halkı aldatmak gerekebilir. Ne zaman erdeme aykırı bir iş yapacaksanız sanki o işin sizinle ilgisi yokmuş gibi davranın. Nasıl olsa hile yapmak zorunda kalacaksınız. Hile yapmadığınızın görüntüsünü yaratmak için elinizden geleni yapın. Sizin gerçekte ne yaptığınızı halk bilemez. Bunu sır gibi saklayın.” Diye yazmıştır.

Makyavel’in sözlerinin gerçek olmasını istemem!

Gelelim ekonomimize;

Ekonomi toplum kültürünün ticarete yansımasıdır.

Ekonomi kuralları kültürün kurallarına uygun olmalıdır. Yaşadığımız ekonomi sistemi kültürümüzün karşılığı değil.

Ahilik, bu vatanın kültürüyle oluşturduğu ekonomi sistemidir.

Ahilik, Osmanlı Devletini kurmuştur. 17.yüzyılda ahilik yerine gedik teşkilatı ile duraklama başlamış. 18. Yüzyılda gedik yerine lonca teşkilatlanması gerilemeyi başlatmıştır.

Bu yıl, Ahilik (Ahi Evran) yılı ilan edildi. Ölen sistemin seneyi devriyesi gibi anma işimize yaramaz. Olması gereken Avrupa’nın örnek aldığı Ahilik sisteminin canlandırılmasıdır.

Devlet kuralları kültürümüze uygundur. Fırsatçılık, ekonomi sistemi olmamalı. Kumar sadece kâğıtla oynanmıyor. Ticarette, yönetimde kumar oynanmamalı!

Adil Kılıçaslan/Yönetim Sistemi Baş Denetçisi

 

 

 

Bu yazı toplam 962 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.