Erhan Sunar’dan iki kitap birden
Tigris Haber
TİGRİS HABER - Hafta başında raflarda yerini alan Erhan Sunar’ın ‘Son Sabah’ ve ‘Robert Walser’i Okumak’ kitaplarıyla ilgili, yayıncı kuruluş Öteki Yayınevi tarafından yapılan tanıtım açıklamasında şöyle denildi.
SON SABAH
“Günler kısalıyor,” derdi annem yanıbaşındaki pencereden laciverdimsi göğe bakarken. “Kış geldi artık,” derdi perdeleri çekip, elektrik ışığıyla henüz tanışmış evimizin eşyalarına, kararmış mobilyalarına göz gezdirirken. Beni yanına çağırır, kucağına alır ve bir başıma yetişemediğim balkonun korkuluklarına yanaşarak sokaktan gelip geçenleri gösterirdi. Sonradan, yetişkinlik yıllarımın uzunca bir dönemi boyunca rüyalarıma girecek bir şeyleri hayal edip kurar, birkaç kat yükseklikteki balkonumuzdan –ölmeden ve kendimi öldürmeden– atlayıp şehrin bana işaret edilen görüntüleri arasında kaybolduğumu düşünürdüm ben de. Derken annem beni sessizce tembihlercesine geriye çekilir ve yeniden zamanın geçmek bilmediği odamıza dönerdik. O akşam yemeğini hazırlamaya geçer, ben ise yakınlarda uydurduğum bir oyunun kurallarına girişirdim. O yaşlarda her çocuğun yapacağı gibi, ben de evde çoğunluğu ağabeyimden kalan oyuncak arabalarla vakit geçirmeyi sever, daha küçük bir kardeşimiz de olmadığı için bir tür güven ve hışımla onları birbirlerine çarptırır, istasyonlarda gezindirir, park edip seyrederdim. Dört yaşımın sonlarına doğru –sanki büyümemle orantılı biçimde– ağabeyimden yediğim dayaklar, o okula gittikten sonra onun eşyalarına yönelttiğim bir öfkeye öyle bir sertlikle dönüşürdü ki, o anda yanımda bulunmayan annemin bütün bunları görüp beni cezalandıracağını düşünürdüm. Ama annem bunu fark edemeyecek kadar kendi iç dünyasına dönüktü ve oyuncak sepetini çocuk odasına değil de oturma odasına dökmüşsem ikna kabiliyeti yüksek dokunaklı bir sesle onları toplamamı söyler, yeniden bir şeyler işlemeye ya da okumaya dönerdi.
ROBERT WALSER’İ OKUMAK
“Birçok iyi yazarın başına geldiği gibi, Robert Walser’in yapıtını da bugün artık yaşamından ayrı düşünemiyoruz. Yazarın çok uzun yıllar boyunca (yirmi sekiz yıl) kaldığı iki farklı akıl hastanesi geçmişinin büyük payı olabilir, ama sadece gelişigüzel bir okur tepkisi olarak da kalmaz. Sayıları hayli kabarık bir yazarlar topluluğu, her biri ayrı ayrı dikkat ve özenle de olsa, Walser’in herhangi bir romanına, öyküsüne ya da şiirine, kısa gazete yazılarına değinirken hep trajedilerle sürmüş gibi görünen uzun hayatının da peşine düşmüşlerdir. Okur veya yazar olalım, bu merakın altında herhangi bir hafif sebep yatmadığını okuyacağımız daha ilk metni bize gösterecektir. Robert Walser’in yetmiş sekiz yaşında öldüğü tarih olan 1956’dan başlayarak, bir ara unutulacak olup yeniden okunur olduğu günümüze dek, edebiyata derinden bağlı okurlar için adeta açık sularda bir deniz feneri olagelmesi, yine de bundan fazlasına bağlıdır: Bugün onu aynı zamanda kendi döneminin değeri geç teslim edilmiş bir yazarı olarak da görüyor ve Franz Kafka’nın, Hermann Hesse’nin, Max Brod’un veya diğer birçok çağdaşının neden hep daha fazla tartışılmasını önemsediklerini, kitaplarını hayranlıkla okumuş olmalarını daha yakından anlıyoruz.”
ERHAN SUNAR KİMDÎR?
Erhan Sunar, 1984 yılında Diyarbakır’da doğdu.
ODTÜ’de İngilizce Öğretmenliği okudu. ‘Veda Oyunu’, ‘Ölüm ve Adam’, ‘Geceden Önce’, ‘Nâzım Hikmet: Tepeden Tırnağa İnsan’, ‘Diğer Yarısı: Fotoğrafçının El Kitabı’, ‘Gene de Ölmez İnsan’ adlı kitapları yayınlandı. Ayrıca Joyce Carol Oates’in ‘İlk Aşk’ ve ‘Kapılarımı Kapatıyorum’ adlı iki romanını Türkçeye çevirdi.
Dijital kültür-sanat mecrası Oggito’nun sürekli yazarlarından. Diyarbakır’da İngilizce öğretmenliği yapıyor.
Kaynak:Haber Merkezi





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.