1. YAZARLAR

  2. Ali Abbas Yılmaz

  3. Erk’e karşı durmadan, erkek şiddetiyle yüzleşemeyiz
Ali Abbas Yılmaz

Ali Abbas Yılmaz

Muhabir / Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Erk’e karşı durmadan, erkek şiddetiyle yüzleşemeyiz

A+A-

Emine Bulut, 10 yaşındaki kızının gözleri önünde “ölmek istemiyorum” çığlığında, eşi tarafından  hunharca katledildi. Yeni bir kadın cinayeti ile toplumun her kesiminde bir kez daha erkek şiddeti tartışıldı. Ama ya sonrası… Yeni bir kadın cinayetine kadar yine herkes erkek şiddetinin kaynağı olan erkek egemen anlayışı kendi yaşamında gün be gün üretmeye devam ediyor.

Oysa tüm bu yaşananlar bir gün sonrasında, hayatın her alanında; kadına, çocuğa, engelliye, yeni yeni şiddet örnekleri ile uygulanmaya devam ediyor. Kadınıyla erkeğiyle erkek egemen zihniyeti yaşamın her alanında herkesi kendi payınca üretmeye devam ettiği sürece, aslında bu kısır döngü devam edecek.

Yeni bir kadın cinayeti ile bir an için sarsıldığımızı düşünsek de bu sarsıntının hükmü ne yazık ki, yaşamın içine karıştığımız anda bir anda buharlaşıyor ve eski tas eski hamam erkek egemen anlayışın ömrünü uzatacak davranışlarla yaşamaya devam ediyoruz.

Neden böyle, çünkü erkek egemen anlayışla köklü bir hesaplaşma ve onu yaşamımızda bütünüyle söküp atma zahmetine girişmiyoruz. Girişmiyoruz, çünkü işimize gelmiyor. Ayrıcalıklı olma, güç için başkasına tahakküm etme lüksünden vazgeçmek istemiyoruz. Çünkü yaşamımızı başkalarının güçsüzlükleri üzerine kurmuşuz. Hep bir hükmetme, hükmedilme psikolojisi içindeyiz. Hani, derler ya “gücü gücü yetene”. Bunu toplumdaki statüsü en kabadayı olanından tutun da en altta can çekişenine kadar hepsinin davranışında görmek mümkün.

Kimsenin kendisini ezene, kendisine hükmedene bir itirazı yok. Herkes kendinden zayıf gördüğünün üzerinden kendi ezikliğini giderme peşinde. Herkesin derdi kendisine göre zayıf olanla. Patrondan zılgıtı yiyen, ona karşı hakkını arayamayan işçinin, evine geldiğinde eşine, çocuğuna diklenmesi, onlar üzerinden, yerlerde sürünen erk’ini ayağa kaldırmaya çalışması. Emperyal sermayeye karşı süt dökmüş kediye dönen paragözlerin, emeğini sömürdüğü işçinin boğazını daha da sıkmaya çalışması. Erkeğin kadına, kadının çocuğa, güçlünün güçsüze tahakkümü ve bunun sözel şiddetten, psikolojik şiddete, yetmedi, oradan fiziksel şiddete, cinsel şiddete varması vs.

Bütün bu şiddet türleri ile her gün karşı karşıya kalan bir toplumda yaşıyoruz ve aslında bu şiddetin üretilmesinde hepimizin de belli bir payı var. Ama her e hikmetse Emine Bulut’un “Ölmek İstemiyorum” çığlığını ancak o öldükten sonra duyabiliyoruz ve bir iki sosyal medya paylaşımı ile vicdanımızı rahatlattığımızı düşünerek yastığa başımızı koyuyoruz. Ve ertesi gün erkek şiddetini vareden sistemin girdabında bir yaşam sürmeye devam edebiliyoruz.

Sabah sabah sokağımızdaki engelli bir bireye sataşarak şaka yaptığımızı zannedip, kahkahalarla savurarak yolumuza devam ettiğimizde, erk’ek şiddetine hizmet ettiğimizin farkında bile değiliz. Erkek şiddeti sadece kadına yönelince mi erkek şiddetidir? Çocuğunu döven annenin şiddetini nereye koymak gerekiyor? Şiddetin her türlüsü erk için yapılır. Ama tabii ki, erkek egemen sistemde en çok şiddeti erkekler uygular; kadına, çocuğa, yaşlıya, engelliye, güçsüze. Haliyle erkek şiddetine karşı mücadeleyi erk’i elinde bulunduran erkeklere karşı yoğunlaştırmak gayet doğal bir refleks. Yalnız, erkek şiddetinin erkek egemen anlayış olarak kadınıyla erkeğiyle toplumun her kesiminde içerili olduğunu ve her gün her ortamda yeniden üretildiğini de akıldan uzak tutmamakta fayda var. Çünkü erkek egemen anlayışla topyekun mücadele için buna ihtiyaç var. Yoksa herkesin birkaç günlüğüne erkek şiddetine karşı gibi görünür ve ardından bu şiddeti doğuran atmosfer içinde hiç bir rahatsızlık duymadan dolanıp durur ve bu kısır döngü de devam eder gider. 

Bu yazı toplam 698 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.