1. YAZARLAR

  2. Ekrem Yeşil

  3. Futbolun fidanlığı
Ekrem Yeşil

Ekrem Yeşil

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Futbolun fidanlığı

A+A-

Bir Kürt atasözü der ki ,”Her giha lı ser koka xwe şin tê.” Yani, her bitki kendi kökü üzerinde yeşerir. Kendi kökleri üzerinde yeşermeyenler ya kurur ya da ölürler. Futbol takımları da biraz bitkilere benzer. Kendi altyapıları üzerinde kök salıp yeşermeyen takımlar da kurumaya ve en sonunda yok olmaya mahkûmdurlar.

Dünya genelinde, çağdaş değerler üzerine modern bir altyapı sistemini oluşturan çok nadir kulüp bulunmaktadır. Kulüplerin büyük çoğunluğu,  hazır yetişmiş futbolcuları transfer ederek, büyük oranda dışa bağımlı bir hale gelmiştir. Tüketim endeksli bu anlayış nedeniyle, futbolcu maliyetleri inanılmaz rakamlara ulaşmıştır.

Söz konusu maliyetlerin hangi boyutlara vardığına ilişkin bir örnek verirsek; Üretimden ziyade daha çok yetişmiş futbolcuları transfer eden Fransa’nın PSG takımı, geçen yıl yapmış olduğu iki transferi için toplam 382,2 milyon Euro, (Neymar, 195,7 milyon ve Mbappe, 186,5 milyon) bonservis bedeli ödemiştir. Bir başka deyişle sadece bu iki futbolcunun bonservisine 2,293 milyar TL ödenmiştir.

Yaşamın hemen hemen her alanında olduğu gibi futbolda da, üretmenin aynı zamanda bir mutluluk ve zenginlik kaynağı olduğunu idrak eden kulüpler, uzun yıllar önce futbolun fidanlığı olarak da adlandırılan altyapı sistemini oluşturmak için yoğun bir mesai tüketmiştir.

Altyapı sistemi, tabiri caizse bir ekim işidir. Ekilenin, mahsule dönüşebilmesi için biraz zaman ve emeğe ihtiyaç vardır. Bu bilinçle hareket edenler, modern futbolcu üretim merkezlerinin sahibi olmuştur. 

Çağdaş altyapı sistemlerine sahip olan kulüplerden birkaç örnek verecek olursak ; Ajax’ın De Toekomst (Gelecek), Barcelona’nın La Masia (Çiftlik Evi), Sporting Lisbon’un Sporting Puma Akademisi (Yetiştir sat), Athletic Bilbao’nun (Basklı olmayan giremez) Nante’nin (Gizli yetenek bahçesi), Southampton’ın (Çocuk giren, yıldız çıkar) ve  Altınordu Futbol Okulları vb.

Birçoğu akademiye dönüşmüş olan bu altyapı sistemlerinin çalışma anlayışları farklıdır. Futbolseverler arasında en çok dilendirilen Ajax’ın De Toekomst (Gelecek)’tı ve Barcelona’nın La Masia (Çiftlik Evi)’sını biraz yakından tanımamızda fayda var

Her iki altyapının bütçe yapısına bakıldığında, Ajax kulübü yılık 64 milyon Euro gelirinin % 32 oranını, yani yaklaşık 20,4 milyon Euro’yu, Barcelona’nın ise yılda 960 milyon Euro hasılatının en az % 5 oranını, yani 48 milyon Euro’yu altyapı sistemi için harcamaktadır.

Yine bu iki alt yapı sisteminin kulanmış olduğu insan kaynağı hem nitel hem de nicel olarak üst seviyededir. “Her iki yılda bir en az 3 futbolcuyu A takıma vermeyi ilke edinen” De Toekomst’ta, 50’si Hollanda da, 5’ide yurt dışında olmak üzere toplam 55 gözlemci ile yurt içi ve yurt dışında futbolcu taraması yapmaktadır..

Değişik yaş guruplarına ilişkin olarak oluşturulan 12 takımı ve sekiz adet futbol sahası bulunan Ajax’ta altyapı faaliyeti için gözlemci, doktor, psikolog, diyetisyen, aşçı ve diğer çalışanlar dışında 25 antrenör görev yapmaktadır.

Oyuncularına “önce centilmenliği, sonra kazanmayı” öğreten Çiftlik Evi (La Masia), çok sayıda modern tesise sahip olup yüzü aşkın uzaman kadrosuyla faaliyetini sürdürmektedir.

Bu günün modern teknolojisi ve güncel bilgileri ile donatılan bu altyapı sistemlerinde; çocukların eğitiminin akamete uğramaması için idman programları, eğitim zamanlarına göre ayarlanmaktadır. Diğer yandan bu çocukların sosyalleşmesi, bilinçlenmesi ve kişisel gelişimlerini tamamlayabilmeleri için sinema, tiyatro, bale, bilardo, yüzme ve benzeri birçok sosyal etkinlik düzenlenmektedir.

Hepimizin bildiği gibi, altyapı faaliyetinin sıhhatli bir şekilde yürütülebilmesi için, üç temel kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar sırasıyla, yeteri kadar bir bütçenin olması, yeterli sayıda uzman kişinin görev alması ve çalışma, barınma ve dinlenmeye uygun tesislerin bulunması.

Türkiye’deki altyapı sistemlerine bakıldığında Altınordu dışında modern bir altyapı sistemine sahip kulüp bulunmamaktadır. Başta İstanbul’un üç büyükleri olmak üzere hiçbir kulüp altyapıya yeterince bütçe aktarmamaktadır. En fazla % 3 civarında bir payın aktarıldığı altyapı sistemi için, Diyarbakır’daki kulüplerimizin ayırmış olduğu pay ise bu oranın bile çok çok gerisindedir.

Ülke genelinde altyapıya ayrılan tesislerin yok denecek kadar az olduğu, var olan bu tesislerinde çalışmaya, barınmaya ve dinlenmeye uygun olmadığı görülmektedir. Genç nüfusun en yoğun olduğu illerden biri olan Diyarbakır’daki kulüplere bakıldığında altyapıdaki çocukların dinlenme ve barınma koşullarını sağlayacak tesisler şöyle dursun birçoğunun idman yapabilecek sahaları bile bulunmamaktadır.

Öte yandan alt yapıda görev alması gereken doktor, psikolog, diyetisyen, aşçı gözlemci olmadığı gibi bir çok kulüpte tam zamanlı olarak çalışması zorunlu olan antrenör bile bulunmamaktadır. Var olan antrenörlerin çoğu da altyapı için yeterli bir deneyime sahip değildirler.

Hiçbir değer üretmeyen bu tüketici anlayışıyla futbolun sürdürülemeyeceğini devasa bütçelere sahip kulüpler de anlayıp iyi bir altyapı sistemini oluşturmak için yoğun bir çaba sarfetmekteler.

Hele hele bizim gibi kaynağı kıt olanların, bugünden tezi yok hemen ama hemen sağlıklı ve verimli bir altyapı sistemi oluşturmaları gerekir. Düşünün bir kere, yüzlerce yıldız futbolcuyu dünya futboluna armağan eden La Masia’nın yetiştirmiş olduğu bir Messi’nin bile,  on yıllık süre içerisinde Barcelona’ya manen ve madden kazandıkları, La Masia için yapılan tüm giderlere eş değerdir.

Son olarak, ünlü yazar Lord Braugham’ın,” Üretici bir faaliyette olmayanlar, sadece fesat üretirler.” Sözü tüm futbol kulüplerimiz tarafından dikkate alınıp fesatlık yerine futbolcu üretmeleri en makbulüdür…

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 3144 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.