Muhammed Esen

Muhammed Esen

Gürültü Çağında Sessiz İnsanların Kayboluşu

Gürültü Çağında Sessiz İnsanların Kayboluşu

Eskiden sessizlik bir eksiklikti. Bugün ise lüks haline geldi.

Sabah gözümüzü açar açmaz birileri konuşuyor. Telefon konuşuyor, ekran konuşuyor, bildirim konuşuyor, reklam konuşuyor. Gün bitiyor ama ses bitmiyor. İlginç olan şu ki; hiç olmadığı kadar çok konuştuğumuz bir çağda yaşıyoruz ama birbirimizi belki de hiç olmadığı kadar az dinliyoruz.

Sessizlik artık sadece sesin yokluğu değil. Düşünmenin başladığı yer.

Bir insanın kendi fikrini oluşturabilmesi için önce kendi sesini duyması gerekir. Fakat günümüz düzeni bize bunu pek tanımıyor. Her konuda hazır yorumlar var. Hazır öfkeler, hazır kahkahalar, hazır taraflar… Bir olay yaşanıyor; insanlar ne düşüneceğine karar vermeden önce, başkalarının ne düşündüğüne bakıyor. Sonra aynı cümleler, farklı ağızlardan tekrar ediliyor.

Bu yüzden artık fikirler değil, yankılar dolaşıyor.

Oysa insan zihni boş kaldığında çalışır. Bir tren yolculuğunda camdan dışarı bakarken, elektrik kesildiğinde odada tek başına otururken ya da uzun bir yürüyüş sırasında… En güçlü düşünceler, çoğu zaman hiçbir ekranın olmadığı anlarda doğar.

Belki de bu yüzden sessizlikten korkuyoruz.

Çünkü sessizlik bize başkalarını değil, kendimizi gösteriyor. Ertelediğimiz soruları, susturduğumuz pişmanlıkları, yarım bıraktığımız hayalleri önümüze koyuyor. Gürültü ise bunların üzerini örtüyor. Oyalıyor. Zaman geçirtiyor ama her zaman zaman kazandırmıyor.

Bugün üretkenlikten çok meşgul görünmeye değer veriliyor. Bir gün boyunca onlarca mesaj yazan, yüzlerce içerik tüketen insanlar akşam olduğunda “Bugün ne düşündüm?” sorusuna çoğu zaman cevap veremiyor. Çünkü düşünmek ile bilgi tüketmek aynı şey değil.

Belki de çağımızın en büyük yoksulluğu para değil; dikkat yoksulluğu.

Dikkatini koruyamayan insan, zamanını koruyamaz. Zamanını koruyamayan insan ise hayatını başkalarının gündemine emanet eder. Böylece kendi hikâyesinin yazarı olmaktan çıkar, başkalarının senaryosunda küçük bir figüran haline gelir.

Sessizlik bu yüzden bir kaçış değil, bir direnme biçimidir.

Her gün birkaç dakikalığına bile olsa ekranlardan uzak kalabilen, hiçbir müzik açmadan yürüyebilen, sadece düşünmek için oturabilen insanlar belki de geleceğin en güçlü insanları olacak. Çünkü bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, onu anlamlandırabilmek gerçek beceriye dönüşüyor.

Belki de ihtiyacımız olan yeni bir uygulama, daha hızlı bir internet ya da daha büyük bir ekran değil.

Belki de sadece birkaç dakikalık gerçek sessizlik.

Çünkü insan, en çok kimsenin konuşmadığı yerde kendi sesini duyar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi
SON YAZILAR