Hüseyin Demir: Cinnet geçirmekten korkuyorum

Hüseyin Demir: Cinnet geçirmekten korkuyorum

Sur mağduru anne baba hasta çocuklarının tedavisi için devlet yetkililerinden yardım bekliyor!

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi, Fatihpaşa mahallesinde ikamet eden Hüseyin Demir hem evinden hem çocuğundan oldu.

Sur’da yaşanan çatışmalardan ve yasaktan sonra evini terk eden Hüseyin Demir 9 ayda 4 ev değiştirmek zorunda kaldı. Şuan Mevlana Halit mahallesinde kalan Demir, eşi ve hasta 4 çocuğuyla birlikte çok zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.

Çocuklarının hastalığına çare bulmaları için devlet yetkililerine seslenen baba Demir, “Cinnet geçirmekten korkuyorum. Benim psikolojim de bozulmuş durumdadır. Çocuklarıma zarar vermekten korkuyorum. Böyle bir şey yaparsam yarın Allah’ın huzurunda nasıl hesap veririm. Devlet yetkililerinden istediğim çocuklarımın tedavisidir” dedi.

 

25 Nisan’da 12 yaşındaki çocuğu Geylani Demir’i kaybeden baba Hüseyin Demir’in diğer 4 çocuğu da aynı hastalıkla pençeleşiyor. 25 Nisan gecesi geçirdiği havale sonrası yaşamını yitiren küçük Geylani’nin acısı henüz yüreğinde tazeliğini koruyan baba Demir’in çilesi bitmek bilmiyor. Her gün çocukları gözlerinin önünde gün gün eriyen babanın çocuklarının tedavisi için çalmadığı kapı kalmamış.

 

4 aydır devletten aldığı kira yardımı da kesilen baba Demir’in çaldığı bütün kapılar yüzüne kapanırken, çocuklarının tedavisi için devletten yardım bekleyen babanın feryadı yürek yakıyor. Baba Demir’in 20 yaşındaki kızı Özlem Demir yatağa bağımlı bir hayat sürerken, 16 yaşındaki oğlu Abdulkadir, 13 yaşındaki Elif ve 9 yaşındaki Sema Nur ise her an baygınlık geçirerek hayati tehlike riskiyle burun buruna.

 

Doğma büyüme Sur’lu olan Hüseyin Demir 53 yaşında ve 4 hasta çocukla ne yapacağını şaşırmış durumda. DİSKİ’de Kaçak Su Kaybı biriminde çalışan Demir’in, işi olduğundan dolayı Sur mağduru olarak kendisine verilen kira yardımı 4 aydır kesilmiş. Sur’da iki katlı avlulu bir evi olan Demir ailesi kira yardımının kesilmesine bir anlam veremiyor. Devlet yetkililerine yaptığı başvurulardan bir sonuç alamayan Demir ailesi kendilerine yapılanın büyük bir haksızlık olduğunu düşünerek mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini istiyor.

 

Hüseyin Demir’in eşi Süheyla Hanım, biri yatalak 4hasta çocukla evde bir başına ne yapacağını bilemez halde büyük bir psikolojik yıkım yaşıyor. 20 yaşında ve yatalak olarak yaşama tutunmaya çalışan Özlem’in ihtiyaçlarını gidermek anne Süheyla Demir için büyük bir eziyet olmuş. Bir yanda Özlem’in yatağa bağımlılığı diğer yanda hasta 3 çocukla ayrı ayrı ilgilenme zorunluluğu Süheyla hanımın tek başına altından kalkabileceği iş değil.

 

Çocuklarının hastalığı ve içinde bulundukları yoksulluk altında ezilen bir anne baba olan Demir ailesinin çığlığı duyulur mu bilinmez ama ailenin böylesine bir yükün altında daha fazla dayanamayacakları ortada.

Şimdi Sur Mağduru baba Hüseyin Demir’in anlatımlarından Demir ailesinin yaşadıkları…

“5 tane özürlü çocuğumla beraber 9 gün çatışmanın altındaydım”

“Ben Diyarbakır Sur mağduruyum. Sur’da doğdum, Sur’da büyüdüm. Bundan 9 ay önce Sur’dan göç etmek zorunda kaldık. Fatihpaşa mahallesi Yenibahçe sokak’ta oturuyordum. 5 tane özürlü çocuğumla beraber 9 gün çatışmanın altındaydım. Elektrik yok, su yok 9 gün boyunca bu koşullarda mahsur kaldık. Sokağa çıkma yasağının kalkmasıyla birlikte çocuklarımı alıp Sur’dan çıktım. Taşınma sırasında sağ olsun polisler yardım ettiler. Kızım yatalak hasta yürüyemiyordu.

 

“Bugüne kadar 4 defa ev değiştirmek zorunda kaldım”

5 çocuğumdan birini 25 Nisan gecesi kaybettim. Sur’da olduğumuz zaman çocuklarımız sokakta serbest dolaşırdı. 5 çocuğumun beşi de sürekli baygınlık geçiriyorlardı. Sur’dan ayrıldım, Mevlana Halit mahallesinde gecekondu bir ev tuttum. Kar yağdığında ev damlıyordu, çocuklarım suyun içinde yatıyordu. Ev sahibi geldi durumumuzu gördü acıdı bize. Sonra başka bir ev tuttuk. Aynı mahallede tuttuğumuz yeni ev de alt katta rutubetli bir evdi ve doğru dürüst hava almıyordu. Bugüne kadar 4 defa ev değiştirmek zorunda kaldım.

 

“Sabah kalktığımızda baktık ki, çocuk gitmiş”

12 yaşındaki Oğlum Geylani’yi de bu nemli ve rutubetli evde kaybettim. Hasta çocuk, rutubetli evde, cam çerçeve kapalı doğru dürüst hava alamıyor. Hasta olduğu için dışarı çıkmasına izin veremiyoruz, baygınlık geçiriyor. Buralara da yabancı olduğumuz için kaybolmasından korkup dışarı bırakamıyorduk.  Çocuk dışarıya çıkamadığı için evde sıkılıyordu. Çocuk böyle bir ortamda daha çok havale geçirmeye başladı. Gece sürekli bayılıyordu, sabah kalktığımızda baktık ki, çocuk gitmiş.

 

“Evin bütün beyaz eşyalarını yeniden almak zorunda kaldım”

Oğlumu kaybettiğimde arkadaşlarım geldi, evin halini gördüler. Arkadaşlarımdan biri evini kiraya verdi. O zamandan beri burada oturuyorum. Evin bütün beyaz eşyalarını yeniden almak zorunda kaldım. Sur’daki evimden sadece bir oturma grubu çıkarabildim onu da Fare yemişti. Hatta oturma grubunu eve taşıdım, Fare de içinde gelmişti.

“4 aydır kira yardımı almıyorum”

Ben Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİ’de çalışıyorum. Kaçak su kayıp bölümündeyim.  Sur’dan ilk ayrıldığımda kira yardımı verilmişti ama 4 aydır bu yardım da kesilmiş durumda. Başbakanlığa, BİMER’e de bu konuyla ilgili mesaj gönderdim. Konuyla ilgileneceklerini söylediler. Bağlar Kaymakamlığından mesaj geldi, ikametim Sur’da olduğu için kendi alanlarının dışında olduğu için ilgilenemeyeceklerini bildirdiler. Sur Kaymakamlığından mesaj geldi, talebimin ret edildiği yazıyordu. İŞKUR’dan herhangi bir iş talebim de olmadı çünkü zaten çalışıyorum. Bana verilen kira yardımının kesilmesinin nedenini anlayabilmiş değilim. Ben 8-9 sefer Sur Kaymakamlığına gittim derdimi anlatmak için ama beni görüştürmediler. Vali Bey’e gittim onunla da görüştürmediler.

“Yatalak olan kızıma bakamayacaklarını söylediler”

Bir ara Sağlık İl Müdürlüğünden aradılar gittim konuştum, durumumu anlattım. Çocuklarımın hastalık raporlarını götürdüm, baktılar, incelediler. Sağlık İl Müdürlüğünden çocuk hastanesini aradılar ve bana bir yazı verdiler. Eşimi ve bütün çocuklarımı alıp hastaneye gitmemi söylediler. Söyledikleri tarihte hastaneye gittim ama sadece 3 çocuğuma bakacaklarını, yaşı büyük ve yatalak olan kızıma bakamayacaklarını söylediler. Bunun üzerine ben de bütün çocuklarımı aldım evime geldim. Ben yatalak olan kızımı ticari arabadan indirip bindirene kadar belim kırılmıştı. Bir sürü eziyet çekmişim onu hastaneye götürünceye kadar. Onlar ise yaşı büyük olduğu için bakamayacaklarını söylüyorlar.

“Çocuklarımın tedavisini istiyorum”

Ben devlet yetkililerinden özellikle çocuklarımın tedavisini istiyorum. Ayrıca bir de kira yardımının ödenmesini istiyorum. Evimin olduğu mahallede hala yasak var ve ben şimdi elin evinde kiradayım. Evim hiçbir zarar görmemiş, yasak kalksa evimde oturabilirim. Evim müstakil iki katlı bir evdir, en azından orada çocuklarım avluya çıkıp oynayabilirler.

“Benim korkum cinnet geçirmektir”

Eşim evde hasta çocuklara bakmaktan bunalmış, onun da çeşit çeşit hastalıkları çıkmış. Çocuklarım sürekli olarak bayılıyorlar, havale geçiriyorlar. Benim korkum cinnet geçirmektir. Benim psikolojim de bozulmuş durumdadır.  Cinnet geçirip çocuklarıma zarar vermekten korkuyorum. Böyle bir şey yaparsam yarın Allah’ın huzurunda nasıl hesap veririm. Devlet yetkililerinden istediğim çocuklarımın tedavisidir. Eğer tedavileri yurt içinde olmuyorsa yurt dışında çocuklarımın tedavilerinin yapılmasını istiyorum. Devletin çocuklarımın tedavi masraflarını karşılamasını istiyorum. Benim bu masrafları karşılayacak gücüm yok. Benim isteğim sadece çocuklarımın iyileşmesidir. Ama bugüne kadar hiçbir devlet yetkilisi ile görüşme imkânım olmadı, ne Kaymakamla ne Valiyle görüştürülmedim.”

Ali Abbas YILMAZ / ÖZEL HABER

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.