İddia ediyoruz Fırat Anlı’yı daha önce hiç böyle tanımadınız

İddia ediyoruz Fırat Anlı’yı daha önce hiç böyle tanımadınız

Fırat Anlı’nın ailesinden başkasının bilmediği özel hayatına ait cevaplar

 Nerede doğdu?, Çocukluğu nasıl geçti?, Marul satarken para kazanabildi mi?  Hiç aşık oldu mu? Eşiyle nasıl tanıştı? Evde neden hiç söz hakkı yok?, En güzel hangi yemeği yapar ?, Hangi kulübün taraftarıdır?, Bazı projeler neden hayata geçirilemedi?, Kırklardağı’ndaki yapıları neden içine sindiremedi? Fırat Anlı’nın bu sorular ve özel hayatı ile siyasi hayatı ile ilgili sorulara verdiği samimi cevapların tümü muhabirimiz İlyas Akengin’in özel röportajında

 

“Öcalan Newroz’da bütün soru işaretlerini giderecek”

BDP’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Fırat Anlı çözüm sürecine ilişkin, “Öcalan Newroz’da bütün soru işaretlerini giderecek açıklama yapacaktır. PKK ve Öcalan’ın barışa dair umutları sürüyor” dedi. Ergenekon tutuklularının bırakılıp, KCK’lıların içeride tutulmasına tepki gösteren Anlı, “Denize düşen Başbakan Ergenekon yılanına sarılma ile karşı karşıya. Bunu yaparsa tarihinin en ağır vebali altına girer. Eli kanlı Ergenekoncuların elini kolunu sallayarak çıkması, Hatip Dicle’nin ‘dağa çıkabilirler’ diye içeride tutulmasını kabul edemeyiz”

anli-2-002.jpg

 

 

İlyas AKENGİN’İN ÖZEL RÖPORTAJI

KCK ana davasından tahliye olduktan sonra BDP’nin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı gösterdiği Fırat Anlı ile seçime bir hafta kala restorasyonu yapılan tarihi Cemil Paşa Konağında buluştuk. Anlı, Öcalan’ın Newroz’da vereceği mesaj, seçim hedefleri, kentte yaşanan sorunlar ve özel aile yaşantısına ilişkin muhabirimiz İlyas Akengin’e çok samimi açıklamalarda bulundu.

Çocukluğum Dicle nehri gibiydi

 

Çocukluğunuz nasıl geçti?

Fiskaya Mahallesinde doğdum. İlkokulu Cahit Sıtkı Tarancı, Ortaokulu Süleyman Nazif’te, Lise’yi ise Cumhuriyette okudum. Çocukluğumuz tıpkı Dicle nehri gibiydi. Arkadaşlarımla Dicle nehrine gider balık tutardık. Vaktimizin büyük bir bölümü nehir kenarları ve bostanlarda geçerdi. Yüzmeyi de Dicle nehrinde öğrendim. İç kale ve Sur içini çok iyi biliyorum, çünkü hayatımız hep buralarda geçti. Hz. Süleyman’ın arka tarafındaki bahçelerden marul getirir ve satardık. Çocukken ayakkabı boyacılığı, su, simit ve ayran sattım. Bir ara Hey taksi durağı önünde tezgahımız vardı. Tezgaha ağabeyimle birlikte bakıyorduk. Öğlene kadar ben çalışıyordum, sonra ağabeyime devrediyordum. Ancak akşam ağabeyim eve geldiğinde örneğin iki lira kazanmışsak hepsini harcar öyle gelirdi. Bu nedenle hiç para yüzü görmedim, hep zarardaydık. Çocukken hiç oynayamadık. Ordu Pazarının arkasında Lojmanlar vardı, o zaman halka açıktı, gider oradaki parkta oynardık.

anli-4-003.jpg

Kitap kurduydum

Peki gençliğiniz nasıl geçti?

Diyarbakır’ın hemen her mahallesinde oturmuşuz. Kayapınar dışında eski Diyarbakır’ı iyi bilirim. Her genç gibi gençlik dönemlerinde çok fazla yapılacak bir şey yoktu. Yazın arkadaşlarla bazen  spor yapıyorduk, kitap okurdum. Evde bulunan tüm kitapları okudum. Kitap kurduydum diyebilirim. Ağabeyim o dönem, devrimci gelenekten geldiği için evdeki tüm siyasi içerikli kitapları da okurdum. Mardin Kapıda Hamza amca adlı bir akrabamızın oto tamirci dükkanı vardı. Onun yanına gider dini içerikli kitapları da orada  okurdum. Adalet Partisini tutuyordu. Serdengeçti’nin tüm kitaplarını okumuştum.

Gençlik aşkınız oldu mu?

Diyarbakırlıların deyişi ile ‘davamız çok olurda ama hiç kimsenin haberi olmazdı’. Ama hiç öyle bir şeyimiz olmadı. Yetiştiğimiz çağlar politik atmosferin yükseldiği dönemlerdi. 85’te liseye başladım, o tarihlerde politik ortam yeni yeni gelişmeye başlamıştı. Sendikaların eylemi vardı. 87-88’lerde bulduğumuz eylemlere korsan bir şekilde katılıyorduk. Hatta polisler yaşımız küçük diye gelip bizi çıkartıyordu.

anli-5-003.jpg

Eşimi çok seviyorum. Çok kahrımı çekti

Eşinizle nasıl tanıştınız, görücü usulü ile mi? Yoksa severek mi evlendiniz?

Eşim İzmir’de büyüdü. Eşim uzaktan akrabamız olur. Onunla tesadüfen tanıştık. O Elazığ Tıp’ta okuyordu ben de Diyarbakır’daydım. Doğru dürüst bir birimizi tanımıyor ve görmemiştik. O Elazığ Tıp’ı kazanınca gidiş gelişlerimiz oldu. 95 yılında ben tutuklanınca her hafta görüşüme gelirdi. Biz de baktık kimse kahrımızı çekmeyecek, kimse bizi almayacak, bu nedenle evlenmeye karar verdik. (gülerek) şaka tabi bir tarafa ben eşimi seviyor ve ona saygı duyuyorum. Bütün Kürt kadınları gibi o da çok çekti. Ama bunu hiçbir zaman yansıtmadı. Bu evlilikten bir erkek bir kız çocuğumuz var.

 

Evde karar verme hakkım yok

Evde eşbaşkanlık sistemi var mı?

Ben evin kullanıcısıyım. Karar verme hakkım yok. Bana sunulan imkanlar ve hizmetlerden yararlanıyorum oy hakkım da pek yok. Daha çok ev ahalisini kararlarına uyuyorum. (gülerek).  Yemek yapma şansım çok olmadı. Ama cezaevlerinin yemek yapma konusunda bir katsısı oldu. Yanımızda çok tecrübeli aşçılar olunca onlardan bir şey öğrendik. Kıt imkanlara harika yemekler yapmayı cezaevlerinde öğrendik. Güzel ve lezzetli yemekler yapıyorlardı. Çıktıktan sonra çocuklarla yemek yapmaktan büyük bir keyif alıyorum. Özellikle makarnayı hamurunu açarak kendim hazırlayarak yapmayı çok seviyorum.

anli-7-003.jpg

Barcelona…Barcelona…

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Lisedeyken Beşiktaş’ı tutuyordum. Çünkü o dönemler demokrat bir takımdı. Ama sonradan futbol milliyetçiliğin ırkçılığın güdümüne girdi. Kürtler de bu tabulardan kaynaklı kendini dışlanmış hissetti. Ben Ortaokuldan beri Barcelona’yı tutuyorum çünkü Katalanlar bağımsızlık mücadelesi veren bir bölgedir. Sadece futbol değil, voleybol ve basketbolda oynadım.

Raylı sistem neden yapılmadı?

Biz 10 yıl önce böyle bir söz vermedik. 2007-2008 yılında bir hafif raylı sistemin ihtiyaç olduğunu söyledik. Belediyemiz bütün engellemelere rağmen ulaştırma bakanlığından projeyi geçirtti. Şuan Diyarbakır’da uygulanmaya hazır dört dörtlük bir proje var. Biz bu projeyi artık hazırlamayacağız, yapacağız.

Kırklardağı konusu ise, hiçbir insanın içine sinen bir durum değildir

Kırklardağı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bugün de Dicle Vadisi ve Stadyumun yeri kentten koparılıp AVM yapılmak isteniyor. Hatta bazı parti adayları kazansak ta, kazanmasak ta, oraya alışveriş merkezi yapacağız diyorlar. Ben de buradan söylüyorum, yapamazlar, yıkılması gerekiyorsa biz yıkacağız. Kırklardağı konusu ise, hiçbir insanın içine sinen bir durum değildir. Şimdi orada bir mülkiyet hakkı var. Bunu ortadan kaldıran bir düzenleme yapmak istiyorsanız o araziyi kamulaştırırsınız. Şimdi o binalar yapıldı, o binaları da kamulaştırmak zorundasınız. Kent bunu ciddi bir şekilde tartışır, Kırklar dağı ıslah projesi hazırlanabilir.

Şeyh Sait için ne yapacaksınız?

Aile ile bu konuda irtibatımız var. Alman hastanesi ne yazık ki o dönem yapılınca bütün öngörüler allak bullak oldu. Keşke o bölge arsa iken alınabilseydi. Burada Şeyh Sait’in torunları var. Onlarla direk iletişimde olacağız. Din adamlarımızın görüşünü alacağız ve ona uygun bir karar vereceğiz. Bir şekilde ismini yaşatacağız. Bu Dağkapı meydanına mı olur, başka bir mekan mı buluruz, mutlaka onların anılarını yaşatacağız. Bu kent onlara hak ettiği hürmeti gösterecek. Mezar yerinin açıklanması konusunda ise hükümet hep kaçak güreşiyor.  Hükümet, Şeyh Sait, Seyit Rıza ve Saidi Kurdi’nin mezar yerinin bulunması için ciddi bir girişimde bulunmuyor.

Vali, hükümetin kamu hizmetlerini koordine görevi yürüten kişi olacak

Valilikle ilişkileriniz nasıl olacak?

Biz her zaman uzlaşma ve diyalog içinde olacağız. Sorunlarımızı görüşerek çözmede kararlıyız. Ancak 31 Mart’tan sonra Büyükşehir belediyesi yasasında değişikliğe gidilecek. Artık valiler sembolik olarak görev alacaklar. Vali bir nevi hükümetin kamu hizmetlerini koordine etme görevi yürüten kişi olacak. Çünkü artık yerel yönetimlerin güçlendiği bir döneme girilecek. Yüz binlerce insanın oyu ile seçilmiş belediye başkanının pozisyon olarak valilerin tahakkümü altında olması kabul edilemez, bu doğru değildir, çünkü belediye başkanı Valinin memuru değildir, belediyeler meşru bir zemine oturuyor. Belediye başkanları artık o kentin temsilcileri olacak. Valiler artık engelleyici değil, denetleyici bir pozisyonları olacak. Bu yıl bile bütçe maddesine eklenen bir madde ile, okulların yapımı belediyelere devir edildi. Büyükşehir belediyesi bütçesinin yüzde 10’nun sadece eğitim faaliyetleri için harcayacak.

Elektirik kesintilerinin ‘kaçak var’ gerekçesine  dayandırılması  doğru mu?

Türkiye enerji ihtiyacının yüzde 70-80’nini Kürdistan’dan sağlanıyor. Ama ne yapılıyor biz özelleştirdik diyor, paranı halktan al, alamazsan kesebilirsin diyor. Böyle bir zihniyet olabilir mi. Bunlar insanları hem elektriksizliğe hem susuzluğa mahkum ediyor. Bu yurttaşlık hukuku değildir.. Yoksul insana belli bir derecede elektrik ücretsiz verilebilinir.

Trafik sorunu neden çözülmüyor?

Diyarbakır’da kaç trafik memuru görev yapıyor ben bunu çok merak ediyorum. Eskiden polisler beyaz eldivenle geziyordu, şimdi trafik emniyetin işinden çıkmış, hatta belediyeye karşı tepkinin büyümesi noktasını getiriliyor. Bu doğru değil. Biz de emniyeti sıkıntıya sokacak şeyler yapabiliriz. O zaman tüm kurumsal yapılar bir birini zor duruma bırakacak adımlar atsın. Emniyet ya bu trafik düzenleme işini kendisi yapsın, ya da yapamıyorlarsa belediyeye devredilmesini tartışabiliriz.

Ergenekoncular bırakıldı, KCK tutukluları halen içerde?

Görüyoruz eli kanlı Ergenekoncular bırakıldı. Bunlar adam boğazlamış, kan dökmüş ve her türlü insanlık suçunu işlemiş kişiler.Ellerini, kollarını sallayarak ve şereflendirilerek çıktılar. Bunlara haksızlık edilmiş gözü ile sundular. Peki Hatip Dicle ve binlerce siyasetçimiz için ne deniliyor, ‘bunlar dağa çıkabilir’ denilerek tahliye talepleri reddediliyor. Biz bunları görüyoruz, aptal değiliz. Bu nedenle herkesin ciddi olması gerekir. Benim kaygım o dur ki, Başbakan denize düşütü, denize düşerken de Ergenekon yılanına sarılma ile karşı karşıya. Bunu yaparsa tarihinin en ağır vebali altına girer.

 

Peki Ak Parti yoksa, çözüm sürecini kiminle çözeceksiniz?

PKK Ortadoğu’nun en büyük örgütlerindendir. Kürt meselesinin basit bir mantıkla çözülmeyeceği görüldü. Kürt sorunun çözümü noktasında siz adım atmazsanız PKK’nin silah bırakmasından söz edemezsiniz. Hükümet seçimlerden dolayı bir oyalama sürecine girdi. Görünen o ki, hükümet sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Yönetme krizi derinleşmiştir. Bizlerin ve PKK’nin bu sorunun buz dolabında soğutulmaya çalışılmasını beklemek hayalci bir tutumdur. Keşke Kürt sorunu çözülse ve silahlı güçlerin tümü dağdan inse ve toplumsal barış olsa. Hükümet yok diye biz hemen savaş seçeneğini mi halkın önüne koyuyoruz. Hükümet olmayabilir ama halklar var. Biz barışta ısrarcı isek her türlü çözümü buluruz. Çözüm için ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız.

Öcalan’ın Newroz mesajı ne olacak?

Bir yılık sürece bakıldığında ne bir asker, ne bir polis ve ne bir gerilla yaşamını yitirmedi. Bu tablo toplumsal uzlaşmanın ne kadar gerekli olduğu görüldü. Hepimizin derdi ne yapıp ne edip silahsız çözümü kalıcı hale getirmekti. Çünkü Allah muhafaza bir cenaze gelirse o zaman ortada çözüm süreci diye bir şey kalmazdı. Bu konuda çok büyük adımların atılmasına gerek yok. Öcalan Newroz’da bütün soru işaretlerini giderecek açıklama yapacaktır. PKK ve Öcalan’ın barışa dair umutları sürüyor. Ama böyle giderse çözüm diye bir şey kalmaz. Eğer toplumsal bir barış olacaksa önce geçmişimizle hesaplaşmalıyız. Çünkü bunu yapmadığımız takdirde hiç bir şey olmamış gibi barışamayız. Türkiye’nin dört bir yanı çalkalanıyor. Eğer yol almak istiyorsak gemimizi sağlam kazığa bağlamamız lazım.

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.