Yasemin Kürmancı

Yasemin Kürmancı

İnsanı Anlamak, Hukuku Anlamaktır

İnsanı Anlamak, Hukuku Anlamaktır

yasemin-kose.jpeg

Bazen bir insanın mesleğini dinlersiniz…

Sonra hayatını dinlersiniz…

En sonunda anlarsınız ki onu farklı kılan ne diplomasıdır ne de unvanı.

Onu farklı yapan, insanın hayatına dokunma biçimidir.

Amed Radyo'da konuğum olan Avukat Berşan Boğra ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide hukuk konuştuk, sanatı konuştuk, gönüllülüğü konuştuk. Ama aslında bütün sohbet tek bir gerçeğin etrafında şekillendi:

İnsan, kendini geliştirmeyi bırakmadığı sürece gerçekten yaşamaya devam ediyor.

Hukuku İnsanla Buluşturabilmek

Toplumda avukat denildiğinde çoğu insanın aklına dava dosyaları, mahkeme salonları ve kanun maddeleri geliyor.

Oysa bir hukukçunun en büyük sorumluluğu bazen bir kanunu bilmekten önce karşısındaki insanı anlayabilmektir.

Berşan Boğra'nın anlattığı bir olay bunun en güzel örneğiydi.

Meslek hayatının ilk yıllarında işitme ve konuşma engelli bir müvekkiliyle iletişim kurmakta zorlanıyor.

Dosyayı çözmekten önce insanı anlayamamanın eksikliğini hissediyor.

Ve ardından hayatını değiştiren bir karar alıyor.

İşaret dili öğreniyor.

Çünkü adalet bazen bir dilekçede değil, bir insanın kendisini anlatabildiği ilk cümlede başlıyor.

Belki de hukuk tam da burada anlam kazanıyor.

Kendini Geliştirmek Bir Tercih Değil, Sorumluluktur

Bugün birçok insan okul bittikten sonra öğrenmenin de bittiğini düşünüyor.

Oysa hayat tam tersini söylüyor.

Berşan Boğra yalnızca avukatlık yapmıyor.

Tiyatro sahnesine çıkıyor.

Resim yapıyor.

Şarkı söylüyor.

Sivil toplum çalışmalarında yer alıyor.

Çünkü insan yalnızca mesleği kadar değil, dokunduğu alanlar kadar büyüyor.

Belki de bizi geliştiren şey yalnızca okuduklarımız değil; cesaret edip denediklerimizdir.

Sanat İnsanı Tamamlıyor

Tiyatro üzerine konuşurken söylediği cümle uzun süre aklımda kaldı.

Sanatın, bazen saatler süren konferansların anlatamadığını iki perdelik bir oyunla anlatabildiğini söyledi.

Gerçekten de öyle değil mi?

Bir tiyatro oyunu…

Bir şarkı…

Bir resim…

Bazen uzun cümlelerin anlatamadığı duyguları tek başına aktarabiliyor.

Belki de bu yüzden sanat yalnızca bir hobi değildir.

İnsanın kendisini tanımasının en güçlü yollarından biridir.

Güçlü Olmak Değil, Yere Sağlam Basabilmek

Söyleşimizin en dikkat çekici bölümlerinden biri gençlere ve özellikle kadınlara verdiği tavsiyelerdi.

Başarıyı yalnızca makamla ya da kazançla ölçmedi.

Kararlılıktan, özgüvenden ve vazgeçmemekten söz etti.

Ama en çok da şu düşüncesi dikkat çekiciydi:

"Bu hayattaki en büyük özgürlük, başkalarına olan muhtaçlığı azaltmak ya da tamamen bitirebilmektir. İnsanlar kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecek sanatlar ve meziyetler edinmelidir."

Aslında bu cümle sadece gençlere verilmiş bir tavsiye değil.

Hepimize verilmiş bir hayat dersiydi.

Çünkü özgürlük bazen yalnızca istediğini söyleyebilmek değildir.

Özgürlük, emeğinle yaşayabilmektir.

Bilginle ayakta kalabilmektir.

Kendi hayatının sorumluluğunu alabilmektir.

Ve en önemlisi…

Kendi ayakların üzerinde yere sağlam basabilmektir.

Hayata Dokunan İnsanlar Unutulmaz

Berşan Boğra'nın anlattıkları bana bir kez daha şunu gösterdi:

İnsanlar meslekleriyle tanınabilir.

Ama asıl hatırlananlar, başkalarının hayatına bıraktıkları izlerle yaşar.

Bir müvekkiline umut olmak…

Bir öğrenciye cesaret vermek…

Bir tiyatro sahnesinde insanlara düşünme fırsatı sunmak…

Bir gönüllülük çalışmasında omuz vermek…

Bunların hiçbiri tek başına büyük görünmeyebilir.

Ama hepsi bir araya geldiğinde bir ömrün gerçek değerini oluşturur.

Son Söz

Hayat bize sürekli yeni unvanlar kazandırabilir.

Ama asıl mesele, o unvanların arkasında nasıl bir insan bıraktığımızdır.

Belki de başarı, yalnızca iyi bir avukat, iyi bir sanatçı ya da iyi bir meslek sahibi olmak değildir.

Başarı…

Öğrenmeye devam edebilmek…

İnsan kalabilmek…

Ve dokunduğu her hayata küçük de olsa bir umut bırakabilmektir.

Çünkü insanın en büyük zenginliği sahip olduğu makam değil…

Kendini sürekli geliştiren aklı, üreten emeği ve kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecek bilgi, sanat ve meziyetleridir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yasemin Kürmancı Arşivi
SON YAZILAR