1. YAZARLAR

  2. Ali Eşsiz

  3. Kimse merdivenlerden düşmesin diye
Ali Eşsiz

Ali Eşsiz

stajyer avukat
Yazarın Tüm Yazıları >

Kimse merdivenlerden düşmesin diye

A+A-

 “Öp beni Haydar” Diyarbakır Cezaevi tanıklarına göre işkencenin diğer adıydı.

 Üzerinde “Öp beni Haydar” yazan sopalarla, tutuklu ve hükümlüler işkenceye uğradıklarını anlatıyor. Kuru temizleme, merdivenlerden düşme gibi adları de mevcut. İşkenceye maruz kalanın kimliği sorgulanmadan karşı çıkılması gereken insanlık düşmanı bir uygulama olduğu konusunda uzlaşmalıyız. İşkence ve kötü muamele yasağı; istisnası olmayan, mutlak şekilde uygulanan bir yasak olmalıdır İşkence ve kötü muamele yasağını ama ve fakatlarla kabul etmek her şeyi anlamsız kılar.

İşkenceyi, BM Sözleşmesi şu şekilde tanımlar: “Bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatiyle uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir. Bu yalnızca yasal müeyyidelerin uygulanmasından doğan, tabiatında olan veya arızi olarak husule gelen acı ve ızdırabı içermez.”

 Bu tanımda; bir suçun işlediğinden şüphe edilen fiil sebebiyle manevi ağır acı verilmesinin de işkence kapsamında değerlendirildiği görülür. Ayrıca devamı maddesinde yer alan fail tanımında işkence yasağını çiğnemek için doğrudan kamu görevlisi olma şartının da yer almadığını görürüz. Kamu görevlisinin teşvikiyle bu suçu işleyenler de tanıma dahil edilir. Uluslararası ve yerel mevzuatların amacı göz önüne alındığında mağdurun rızası, fiili hukuka uygun hale getirmeyecektir. Aksi durumda mağdurun özgür iradesiyle gösterdiği rızanın tespiti zaten imkansıza yakındır.

TİHV’nin 2019 yılı Aralık raporuna göre işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla 840 kişi başvurmuştur. İHD’nin verilerine göre ise bu sayı 830 dur. Bu kişiler adına etkin soruşturmaların yürütülmediği kanısına, başvuruların sonuçsuz bırakılmasıyla yorumsuz bir şekilde varılabilir.

Anayasa md. 17/3 “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” ibaresine yer verir.

Türk Ceza Kanunu’nun İşkence başlıklı 94.maddesine göre ise “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

İşkence denince akla ilk gelen fiziksel acıdır. Ceza kanunumuzdaki hükümle algılama ve irade yeteneğini etkilemeye yönelik her davranışın da insanlık suçu olarak tanımlandığını görüyoruz.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesine Göre; Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

Bağlayıcılığı bulunan AİHS’e göre cezaların infazı da insanlık dışı ve aşağılayıcı olamaz. Her aşamada mutlak bağlayıcılığını devam ettirir. İster ulusal ve uluslararası mevzuatlar esas alınsın ister tüm dini inançlar referanslarıyla yaklaşılsın her koşulda insan vicdanıyla bağdaşan uygulamalar olmadığı görülecektir.

 İşkence ve kötü muamele yasağının ihlalini belgelemek önemli sorunlardan bir diğeridir.

İstanbul Sözleşmesinde insan hakları ihlallerinin araştırılması, soruşturulması ve belgelenmesi hususunda doğrudan başvurulacağı açıkça yazar. “Hekimin işkencenin önlenmesindeki en önemli rolü işkencenin belgelenmesinde ortaya çıkar. “Hekim bu sorumluluğunu, muayene sonrasında elde edilen fiziksel ve ruhsal tıbbi bulguların kötü muamele iddiasıyla uyumlu olup olmadığını saptamak ve adli veya diğer uygun mercilere iletmek üzere raporlayarak gerçekleştirir. “ hükmüyle işkenceyi belgeleme konusunda hekimlerin sorumluluğu dile getirilmiştir. İşkenceyi belgelemede üzerine düşeni yapan hekim, kuvvetle muhtemel devam edecek işkence ve kötü muamelelerin devamı engelleyecektir. Ayrıca tıbbi sonuç ve bulgular birçok adli merci için yol gösterici olması bakımından da önem taşır. Hekimin, gerekirse cezaevi ve eklentileri dışında muayene konusunda ısrarcı olması yükümlülüğü de yer alır.

Tutuklu muayenesi kelepçeli ve güvenlik görevlileri nezaretinde yapılamaz!

İşkence ve kötü muamele emarelerine rastlayıp bunu raporlamayan veya bildirmeyen hekim TCK 280 uyarınca bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilir.

İşkencenin sınır ve mekan tanımadığını unutmayarak olağanlaşması engellenmelidir. İnsan Hakları Derneği Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi 2016 İnsan Hakları İhlalleri Raporuna göre cezaevlerinde yaşam hakkı ihlallerinin çoğunluğunu intiharlar oluşturmakta. İntiharların ise işkence, kötü muamele ve cezaevi koşullarından kaynaklandığı düşünülüyor. Günler önce Şanlıurfa- Halfeti’de yaşananlar sonrası“ Şanlıurfa Barosuna yapılan toplam 51 mağdur/mağdur yakını başvurusu üzerine heyetlerin yaptığı birebir görüşme ile, gözaltına alınan şahısların işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları, gözaltı süresi uzatımı sebebiyle 25.05.2019 tarihinde Şanlıurfa Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine getirilen mağdurların fiziki durumlarında işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları Sulh Ceza Hakimliği tarafından zapta geçirilmiştir.

 Her insanın, hukukun etkin bir şekilde işletilmesi ve bu çağda gözaltında kayıpların önüne geçilmesi isteği en doğal hakkıdır.

 Neler Çözüm Olabilir?

• Kamu görevlilerinin meslek içi bilgilendirilme ve eğitimlerinde işkencenin mutlak suretle yasak olduğu üzerinde önemle durulmalıdır.

• Bu yasağı mümkün kılacak araçların etkin kılınması gerekir. Söz konusu suçu besleyen en önemli gerekçeler, amirin veya üstün emri ile faildeki cezasızlık düşüncesidir.

• Cezasızlık düşüncesinin kırılmasıyla işkence ve kötü muameleye maruz kalan mağdurun sessiz kalması önlenir.

• TİHV ve İHD’nin Aralık 2019 tarihli raporlarında belirttikleri gibi bizim için halen bağlayıcılığı bulunan İstanbul Sözleşmesine uygun şekilde muayenelerin yapılması işkencenin belgelenmesi açısından elzemdir.

• Gayrı resmi gözaltıların, kötü muameleleri doğuracağı ve resmi kurumlara güvenilirliği azaltacağı gerekçesiyle önüne geçilmeli.

Stj. Av. ALİ EŞSİZ

Bu yazı toplam 3599 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.