Selim Kaplan

Selim Kaplan

Kızlarınıza bu vahşeti layık görür müsünüz?

Kızlarınıza bu vahşeti layık görür müsünüz?

Henüz reşit olmayan üç kız kardeş, “size covid-19” aşısı yaptıracağım diyen babalarının peşine takılıp doktora giderler. Babanın önceden anlaştığı doktor, kızlara anestezi iğnesi yaparak onları uyutur ve uyur vaziyette iken kızları sünnet eder.

Şiddetli bir sancı ile uyanan çocuklar, bu durumu annelerine anlatır, anne de en kısa zamanda durumu polise bildirip şikâyette bulunarak, çocukların babası ve sünneti yapan doktorun yargılanmasını sağlar.

Günümüz dünyasının birçok ülkesinde, genç kızların benzeri travmalar yaşadığı bu olay, 2020 yılında Mısır’da yaşanmış olsa da, kızların sünnet edilmesi vahşetine ilişkin geleneğin, dünyanın birçok yerinde, çok eskilerden beri uygulandığı bilinmektedir.

Kısa dönemde; kanama, tetanos, AİDS, hepatit hastalıkları, idrar kanalı ile bağırsaklarda yaralanma ve ölümlere, uzun vadede; vajinal ve karın hastalıkları, üreme sisteminde sorunlar ile kısırlık benzeri, birçok sorunun sebebi olduğu bilinen kadın sünneti (Kadın Genital Mutasyonu-KGM), altı bin yıl öncesinden günümüze kadar taşınmış, cahiliye dönemine ait bir gelenektir.

UNİCEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yayınlanan bir raporda, dünyanın başta birçok Afrika ülkesi ile Malezya ve Hindistan’ın da olduğu uzak doğu ülkelerinin yanı sıra, İngiltere, Almanya, Hollanda ve Fransa’nın dâhil olduğu 30’dan fazla farklı ülkede, milyonlarca kadın ve kız çocuğunun, KGM vahşetine maruz kaldığı ifade edilmiştir.

Yahudi ve Hristiyan toplumlarının yanı sıra, “Cahiliye dönemi” Arap adetlerini de, sözüm ona İslami kılıfa büründüren bir kısım dini çevrelerin etkisiyle, sünnet uygulamasının başta Mısır olmak üzere, Irak, Yemen, Umman, Afganistan ve Endonezya gibi Müslüman ülkelerde de uygulandığı bilinmektedir.

Gerek sağlık, gerekse dünyevi ve uhrevi hiçbir faydası olmayan, böylesine zararlı bir uygulamanın ilahi emirlerden kaynaklanması mümkün değildir. Çünkü Yaradan kullarının zararına olan bir hiçbir şeyi, insanlardan yapmalarını istemez!

“…Allah kullara asla zulmedici değildir (Ali İmran 182)”

İbrahim Peygamber’in karısı Hacer’i keserle sünnet ettiği, sünnetsiz Müslüman kadının İblis’ in eşi olduğu tarzındaki safsatalarla; kızların elleri ve kollarının sıkıca bağlanarak, yaygın olarak jilet, keskin taş, bıçak ve makas benzeri kesici aletlerle gerçekleştirilen KGM’ nin, cahiliye dönemini aşmış, medeni ülkemizde olamayacağı düşüncesinde iken, medyaya yansıyan bir haber, bu konuda yeterince medeni olmadığımızın da ifadesi olmuştur.

Ağrı’da faaliyet gösteren bir özel kadın hastalıkları ve doğum kliniğinde görev yapan bir doktorun, sosyal medyada "kadın sünneti yapılır" ilanı vermesi, başta Türk Tabipler Birliği olmak üzere toplum genelinde tepkiye neden olmuş ve konu, önemi açısından TBMM’nin gündemine de taşınmıştır.

Tıbbi, bilimsel ya da dini açıdan hiçbir dayanağı olmayan KGM uygulamasının, ağır bir insan hakkı ihlali olduğu ve genellikle kız çocuklarının cinselliğini kontrol altına almak, namusu ve kültürel gelenekleri korumak mazeretleriyle, bir kısım toplumların geleneklerinde yer bulduğu değerlendirilmektedir.

Mısır El-Azhar Üniversitesinin himayesinde 2006’da düzenlenen ve dünyanın birçok ülkesinden bilim adamlarının katıldığı konferansta KGM ile ilgili olarak;

- Allah tüm insanları, erkekleri ve kadınları, değerli ve kutsal varlıklar olarak yarattı,

- Kur’an’da veya sahih hadislerin hiçbirinde olmadığından, İslami dayanağı olmayan geleneksel bir uygulamadır,

- İslam, herhangi bir insana fiziksel veya ahlaki zarar vermeyi yasaklar. Bu gelenek, kadınlara önemli ölçüde fiziksel ve psikolojik zarar vermektedir,

- Müslümanlara bu zararlı uygulamadan vazgeçmeleri, halk arasında bilinçlendirme çalışmaları yapılması ve hükümetlerin bu uygulamaya karşı yasal düzenleme yapmaları çağrısı yapılmıştır.

KGM vahşi uygulamasını ortadan kaldırmak için, her yıl 1,4 milyar dolar harcayan Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün değerlendirmesine göre, bugün dünya genelinde, hayatta olan ve beş milyona yakını beş yaşından küçük olan, 230 milyon kız çocuğu ve kadının, farklı yöntemlerle bu vahşete maruz kalarak, genital sakatlanma yaşadıkları tahmin edilmektedir.

Bu uygulamaya maruz kalan Mısırlı film yapımcısı Omnia İbrahim, “KGM (kadın sünneti)” uygulamasına ilişkin duygularını;” Yaşamım boyunca psikolojik etkisinde kalıp, bedenimi lanetlenmiş gördüm” ve “Buz küpüne dönüyorsun. Hiçbir şey hissetmiyor, kimseyi sevmiyor, arzu duymuyorsun” şeklinde ifade etmiştir.

Geçmiş yıllarda; Somali’de 10’lu yaşlarda, Mısır’da 12-14 yaş arası ile Sierra Leone’de değişik yaşlardaki birçok kız çocuğu, ya sünnet edilirken, ya da sünnet dolayısıyla yaşadıkları ağır kanama ve enfeksiyonlar nedeniyle, yaşamlarını kaybetmişlerdir!

Anne ve babalar olarak, kız çocuklarına “KGM (kadın sünneti)’ yi” yaşatıp, hayat boyu bir travma ile yaşamalarını, buz küpüne dönmeleri ya da ölüm tehlikesi yaşama vahşetlerini layık görüp göremeyecekleri hususunu, okuyucularımızın değerlendirmelerine sunuyorum!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selim Kaplan Arşivi
SON YAZILAR