‘Kürtçe seçmeli ders filen okullardan kaldırılmıştır’

‘Kürtçe seçmeli ders filen okullardan kaldırılmıştır’

Ataması yapılmayan Kürtçe öğretmenlerinden İbrahim Genç ile “Seçmeli Kürtçe Dersi”, ataması yapılmaya öğretmenler ile devlet ve hükümetin Kürt sorununa ve Kürtçeye olan yaklaşımı üzerine söyleşi gerçekleştirdik.

Özel Haber

Haci GÜNEŞ

 AKP Hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından; okullarda seçmeli Kürtçe dersi ve bu dersi verecek Kürtçe öğretmenler meselesi çok dillendirildi. Bunu, tarihi bir adım olarak değerlendirip göklere çıkarıldı. Başbakan, kurmayları, yazarlar günlerce bundan bahsettiler. İnsanlar da büyük bir umut ve fedakarlıklarla Kürtçe öğretmenliği sürecini tamamlayıp atanmayı beklediler. Tabii bu konuda ne formasyon ne de atanma sözü tutuldu.  Ataması yapılmaya öğretmenlerden İbrahim Genç ile ataması yapılmaya Kürtçe öğretmenlerinin mağduriyeti, devletin ve hükümetin Kürt sorununa ve Kürtçeye yaklaşımı üzerine söyleşi gerçekleştirdik.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Demokratikleşme paketi” çerçevesinde yaptığı açıklamada,  Kürtçe seçmeli derslerin okullarda verileceğini duyurmuştu ve bunun tarihi bir adım olduğunu söylemişti. Gerçekten tarihi bir adım mıydı? Kürtçe ve Kürt sorununa herhangi bir katkısı oldu mu bu sözü edilen ‘tarihi adım’ın?

İnsanlar arasında kasılarak yürüyüp “şunu yaptık bunu yaptık” diye ahkam kesebilirsiniz; ama birileri karşınıza dikilip “O zaman neden böyle ya da şöyle” dediğinde tüm havanız sönebilir. Bu sebeple de bireyin ve özellikle yönetenlerin yaptıkları eylemlerin tutarlı olması, onlara daima itibar kazandırır. Aksi takdirde genel toplumsal değerler kişiyi “yalancı ve güvenilmez” ilan edebileceği gibi manevi değerler de kişiyi “münafık ya da fasık” olarak kategorize edebilir. Çünkü münafıklığın en bariz işareti olarak “yalan söylemek”, “sözünde durmamak” ve “emanete hıyanet etmek” gösteriliyor. Bu genel tespit bir yana şimdi asıl konumuza, Kürtçe öğretmenlerine yapılan haksızlığa gelelim. Biliyorsunuz ki “Okullarda seçmeli Kürtçe dersi” ve bu dersi verecek “Kürtçe öğretmenleri” meselesi tarihi bir adım olarak değerlendirilip göklere çıkarıldı. Başbakan, kurmayları, yazarlar günlerce bundan bahsettiler. İnsanlar da büyük bir umut ve fedakarlıklarla Kürtçe öğretmenliği sürecini tamamlayıp atanmayı beklediler. Tabii bu konuda ne formasyon ne de atanma sözü tutuldu.

Okullarda Kürtçe seçmeli ders verilmiyor mu? Bu derslere girecek öğretmenler atanmadı mı?

Aslında AKP Hükümeti, fiilen Kürtçe dersini okuldan kaldırmıştı. Bunu; işgüzar okul müdürlerinin Kürtçe dersinin seçilmesini engellemesi ve Kürtçe öğretmenlerini atamayarak dersi itibarsızlaştırmasıyla başardı. Bu sebeple de Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı bir türlü Kürtçe dersinin kaç kişi tarafından seçildiği istatistiğini veremedi. Vermeye çalıştığında bir ara 28 bin dedi, bundan birkaç ay sonra 19 bin dedi ve en sonda gazetelere 45 bin rakamı yansıdı. Bütün bunlar, Bakanlık’ın Kürtçeye olumsuz veya isteksiz bakışını yansıtıyor. Ki bazı yerlerdeki Milli Eğitim Müdürlüklerinden ısrarla istatistik istememize rağmen bize rakam veremiyorlar. Nerden tutsak elimizde kalıyor…

 

 

Kürtçe dersleri, hem ilköğretim okullarında verilmeye başlandı hem de devletin diğer birçok kurumu tarafından da Kürtçe kullanılmaya başlandı. Üniversitelerde Kürdoloji bölümleri, TRT-6 ve Anadolu Ajansı’nda da Kürtçe servisi açıldı. Bunların hepsine baktığımızda Kürtçede belirli bir yol katledildiği izlenimi veriliyor. Yanılıyor muyuz ya da kandırılıyor muyuz?

Bütün bunlar bir yana asıl mesele, devletin henüz Kürtlerin ve Kürtçenin varlığını resmi anlamda tanımamasıdır. BDP Grup Başkanvekili ve Bingöl Milletvekili İdris Baluken’le görüşmemizde de Sayın Baluken ısrarla bunu vurguluyordu. Baluken, Hükümet’in bütün bunları korsan bir şekilde yaptığını ve Kürtçeyi tanımadığını belirtiyordu. Gerçekten öyle… TRT 6 var ama yasal düzenlemesiz. Kürtçe öğretmenleri her ne kadar “Kürdoloji mezunuyuz” deseler de böyle bir şey yok. Çünkü onlar “Yaşayan Diller Enstitüsü” mezunu. Okulda Kürtçe dersi var ama aslında yok. Çünkü onun adı “Yaşayan dil”dir. Tabii parantez içinde birisi “Kurmanci” diye yazarsa o başka… Anadolu Ajansı (AA) da Kürtçe haber geçmeye başladı ve Kürtçe öğretmenliği mezunu bazı arkadaşlar orada işe başladılar. Ama devletin elemanı olarak değil. Taşeron bir firma üzerinden…

Resmiyette Kürtçe ve Kürtçe öğretmenleri yok mu demek istiyorsunuz?

Hadi bunları geçtim. Başka bir nokta var. “Kürtçe öğretmeni” vasfıyla ortada dolaşan bu insanların “bir kurs bile” açamadıklarını biliyor muydunuz? Evet, Halk Eğitim Merkezi gibi devlet kurumlarında bir Kürtçe kursu açamıyorlar. Ama bu öğretmenler isteseydiler Japonca veya Hintçe kursu açabilirdiler. Kısacası devlet tüm dillere açık ama Kürtçe oldu mu kapalı. Halk Eğitim Müdürleriyle görüştüğümde “Elimizde bir şey yok. Milli eğitim modülünde Kürtçe diye bir dil yok” cevabını alıyoruz. Soruyorum “Hocam diğer diller var ama değil mi?”. Gelen cevap “Evet, var. Hatta şimdi Almanca ve İngilizce kurslarımız var” şeklinde. Buradan çıkan net bir sonuç var: Kürtçe vardır ama yoktur. Vardır; evde, arkadaşlar arasında. Yoktur; resmiyette.

Şubat ayında 10 bin öğretmenin ataması yapılacak, bu atamaların içinde Kütçe öğretmenleri de olmayacak mı?

Bugün Türkiye çetin bir savaşın içinde bir belirsizliğe sürükleniyor. Herkes biliyor ki bu belirsizlikten çıkışın yolu, Kürtlerin taleplerine kulak verilmesindedir. “Şunu yaptık bunu yaptık” derseniz ama biri çıkıp da “Bir kurs bile açamıyoruz” derse cevap veremezsiniz. Dolayısıyla şubat ayında atanacak 10 bin öğretmenin içinde Kürtçe öğretmenleri mutlaka yer almalıdır. Maliyeyi, bütçeyi bahane edemezsiniz. Canınız istediğinde her şeyi birbirine nasıl uydurduğunuzu herkes çok iyi biliyor. Hani bir Kürt atasözünde diyor ya “Dilê şivan hebî, ji nêrî golemast çêdike”. (Çobanın niyeti varsa eğer, tekeden bile süt sağar)

Öyle işte…

 

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.