1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Leyla Güven: Mutlaka başaracağız
Leyla Güven: Mutlaka başaracağız

Leyla Güven: Mutlaka başaracağız

HDP’nin grup toplantısı, 97 gündür açlık grevinde olan DTK Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in gönderdiği görüntülü mesajla başladı. Güven mesajında: “Mutlaka başaracağız” dedi.

A+A-

Tigris Haber- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

HDP'nin grup toplantısı açlık grevinin 97'nci gününde olan Leyla Güven'in video mesajıyla başladı.

Leyla Güven mesajında şunları söyledi:"Merhaba sevgili arkadaşlar. Hepinizi tek tek sevgiyle hasretle kucaklıyorum. Aslında tahliye olduktan sonra da kucaklaşamadık sizlerle. Hepinizi gerçekten çok özledim. Ama şimdi sizlerin de bildiği gibi çok önemli bir direniş içerisindeyiz. Direnişimiz her gün biraz daha ses getiriyor. Ve ülkenin duymazlıktan gelenlerini de aslında rahatsız ediyor. Bu anlamda dün sizin İstanbul'da gerçekleştirdiğiniz etkinlik çok anlamlıydı. Gerçekten birisini adamlıktan çıkardınız. Artık onun ‘ben şunu yaptırmayacağım’ deme şansı yok. Çünkü bütün tehditlere rağmen siz orada gereken direnişi sergilediniz. Hepinizi yürekten öpüyorum. Ben bu direnişin mutlaka başarı ile sonuçlanacağına olan inancımı koruyorum. Bu yolda kuşkusuz düşenler olabilir ama önemli olan bunun nihai hedefe ve başarıya ulaşmasıdır. Ben bu konuda sizlere ve halkımıza güveniyorum. Mutlaka başaracağız. Hepimizin bu konuda yürüteceğimiz çalışmalarda başarılı olacağımıza olan inançla sevgiyle selamlamak istiyorum. Mutlaka kazanacağız. Berxwadan Jiyan e hevalno."

 

'JANDARMA HDP GRUP TOPLANTISINA GELENLERİ ENGELLEDİ'

 

Daha sonra söz alan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli konuşmasına açlık grevindeki tutukluların ailelerinin partilerinin grup toplantısına gelirken polislerce engellenmesine tepki göstererek başlayan Sezai Temelli, Ankara'nın Haymana ilçesinde bekletilen bir otobüsün fotoğrafını göstererek, "Bu direnişin, aynı zamanda devletin içine düştü aczin fotoğrafıdır" dedi. Jandarmaların durdurdukları ailelere 'Bugün Ankara'ya gidemezsiniz' dediğini aktaran Temelli, "Korku bu denli büyümüştür. Korkunun ecele faydası yoktur. Biz direnişimizle bu iktidara geri adımı attıracağız. Buradan Leyla Güven'e sözümüz olsun. Mutlaka kazanacağız. Tecridin kırılması için tam 97 gündür Leyla Güven açlık grevinde. Kendi bedenini açlığa yatırarak, ülkenin başına musallat olmuş bu iktidarın maskesini düşürmüştür. Tüm dünyada Erdoğan rejimine karşı nasıl direnileceğini göstermiştir. Yemediği her lokma zalimlerin korkulu rüyasıdır" ifadelerini kullandı.

'MUHALEFET ARTIK BU DİRENİŞİ GÖRMEZDEN GELMEMELİ'

"Leyla Güven, tepeden tırnağa inançla yoğrulmuş bir kadın yoldaşımızdır" diyen Temelli, cezaevlerinde ve yurt dışında açlık grevinde olanları da hatırlatarak, "Bizlere açlık sorun değil, sessiz kalmayın yeter diyorlar. Her gün sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz. Bu arkadaşlarımız bize güçlü mesajlar veriyorlar. Biz de bu seslere kayıtsız kalmayacağız. Söz veriyoruz tecrit kırılana kadar bağıracağız. Muhalefete sesleniyorum; Bu direnişi görmezden gelemezsiniz. Türkiye toplumu da artık sizden bir ses çıkarmanızı bekliyor. Bizlerin yarını daha aydınlık olsun diye bu mücadeleyi sürdürüyorlar" şeklinde konuştu.

'GELECEĞİMİZ İÇİN TECRİDE KARŞI ÇIKALIM'

Temelli sözlerine şöyle devam etti:

"Bu ülkede demokrasiye inanan herkes açlık grevinde olanların sesine ses katmalı. Saray rejiminin hayatın her alanını tecrite alması bu ülkenin yaşadığı tüm sorunların da kaynağıdır. Tecrit sokaktaki kadına, tarladaki çiftçiye işçiye kadar her yere yayılmış durumda. Tecride sessiz kalanlar bugün Türkiye'nin geleceğinden kaygı duyduklarını söylüyor. Faşizm kurumsallaşmaya devam ediyor. Öcalan, çözüm sürecinde 'Erdoğan kendi koltuğu için tüm siyaseti tasfiye edecek' uyarısında bulunmuştu, öyle oldu. 'Darbe mekaniği devreye sokulur' dedi, öyle oldu. Partimiz, 'bu gidişattan tek adam diktatörlüğü inşa ediliyor' dedi, öyle oldu. 'Bir saray ile yetinmeyecek' dedik, uçan saray aldı, yazlık saray aldı. 'Dokunulmazlıkların kaldırılması siyasete darbedir' dedik, tüm siyaset dokunulmazlıkların kaldırılmasından nasibini aldı. 'Bu ateş sadece Kürtleri değil tüm ülkeyi yakar' dedik, öyle oldu. 'Sansür' dedik, tüm televizyonlar aynı haberi geçiyor, tüm gazeteler aynı manşeti atıyor. Kürtçe oyunlar yasaklanıyor. İmralı'da uygulanan tecrit aslında tüm ülkeye uygulanıyor. Bu tecrit kırılmadıkça ülke çöküşe sürüklenmeye devam edecek. Tüm ülkeye sesleniyorum; geleceğimiz için tecride karşı çıkalım. AKP-MHP faşizmine dur diyelim. Tecrit insanlık suçudur. İstediğimiz tüm tutukluların yararlandığı hakların sağlanmasıdır. Bu yasa tanımazlığa son verilmesini istiyoruz. Bu sesimize kulak verilmediği sürece ülke felakete sürüklenmeye devam edecek.

'BÜTÇEYİ SAVAŞA AYIRMASAYDINIZ, BU KUYRUKLARI YAŞAMAYACAKTIK'

Erdoğan, bugünlerde patlıcana taktı kafayı. Her şeye yüzde 300 zam gelmesine itiraz ediyor. Sebze depolarını hedef gösteriyor. Ya da mermi fiyatını dile getiriyor. Tanzim satışları ile büyük bir algı yönetimi yandaş medya tarafından sürdürülüyor. Pazarcıları hedef haline getiriyor. Tarım, hayvancılık yok edildi. Neoliberal politikalar tüm ülkeyi esir almış durumda. Şimdi sırada temizlik malzemeleri varmış. Eğer siz bu bütçeyi yıllarca savaşa değil de halka ayırsaydınız, ülkenin gerçek ihtiyaçlarına uygun bir planlama yapsaydınız bunları yaşamayacaktık. Ziraat Bankası kredilerini çiftçinin ihtiyaçları doğrultusunda kullansaydınız bu tarım terörü yaşanmayacaktı.

'KAN VAR TÜM KELİMELERİNİN ALTINDA'

Böyle savaş sevdalısı siyasetçiler için Cemal Süreya, 'kan var tüm kelimelerinin ardında' diyor. Bunların tüm kelimelerinin altında kan var, savaş var, mermi var. Domatesin fiyatı bile asgari ücretle değil mermi fiyatıyla açıklanıyor. Sayın Erdoğan, biz kurşunun, merminin fiyatını bilmiyoruz, bizim gözümüz savaşta değil, kimsenin toprağında canında değil. Biz hakça, adaletçe paylaşımdan yanayız. Biz kurşunun fiyatını bilmiyoruz, çünkü biz barış sevdalısıyız. Bizim için önemli olan ekmeğin, domatesin fiyatı. Biz halkların bir arada yaşamasını, birlikte üretip birlikte yönetmesini savunuyoruz. Bu gerçekler Erdoğan'ın uykularını kaçırıyor. Ama biliyoruz ki artık bu ülkeyi yönetemiyorlar. Ülke her gün biraz daha batıyor. Halka yoksulluk ve savaştan başka bir şey vaadetmiyor. Ağzını her açtığında nefret siyasetiyle ülkeyi terörize ediyor.

'ERDOĞAN'IN HALKIN SORUNLARIYLA BAĞLANTISI KESİLDİ'

Şeker fabrikalarını sattı, pancar çürümeye terk edildi. Zeytinlikleri imara açtı. Et Balık Kurumunu satarken, 'devlet kasaplık mı yapar' diyerek tüm kaynakları üç kuruşa sattı. Bugün kalkmış insanları kuyruğa mahkum ederek tanzim satışları yapıyor. Emekçiler iş talebinde bulunuyor onlara 'provokatör' diyor. Hak arayan herkesi toplumun önüne atıyor. Emekçiler haklarını istiyor oysa. İşsizliğin suçunu işsizlere yüklüyor. Nitelikli eleman yok diyor. Oysa istatistikler tam tersini söylüyor. Kamunun istihdam politikası olmadığı için işsizlik artıyor. AKP genel başkanının halkın sorunlarıyla bağlantısı kesilmiş durumda. Koltuğunu kaybetmemek için hayal satıyor ama artık alıcısı yok. Bu ceberrut anlayışa son vermenin zamanı gelmiştir. Kısa çöpün uzun çöpten hakkını alma zamanı gelmiştir. 31 Mart'ta bu zihniyeti sandığa gömmenin zamanı geldi.

'BÖLGE'DE KAZANACAĞIZ, BATIDA AKP'YE KAYBETTİRECEĞİZ'

HDP, demokrasinin, barışın, hukuk devletinin, eşit yurttaşlığın, yerel demokrasinin, demokratik cumhuriyetin gerçekleşme umududur. 24 Haziran'da olduğu gibi bu seçimde de kilit parti HDP'dir. Anahtar bizlerin elindedir. 31 Mart'ta tarihi bir zafer için stratejimizi açıkladık. Bölgede kazanacağız, batıda MHP-AKP ittifakına kaybettireceğiz. İstanbul'daki oyumuz ile Adana'daki oyumuz ile Cizre'deki halkımıza selam vereceğimizi unutmayalım. Bu yerel seçimlerin daha önceki yerel seçimlerden farklı olduğu ortada. AKP kaygılı, korkuyor. Kürt düşmanlığını, Alevi düşmanlığını, kadın düşmanlığını, emekçi düşmanlığını tüm Türkiye'ye yaymak istiyorlar. Partimiz bu süreçte cesaretle bir karar almıştır. Faşizmi ancak ve ancak cesur insanlar durdurabilir, biz de öyle yapacağız. Biz halkımızdan gelen güçle bu cesaretli adımı attık. Demokrasi seçeneği ve bu seçenekte buluşma olanağı yarattık. Herkese faşizme karşı yanyana gelme seçeneği yarattık. Bu bir demokrasi referandumudur. Bunu anlamaktan uzak olanlar, demokrasi kültüründen nasibini almamış olanlar HDP'yi suçlamaya devam ediyorlar. Bunlara dün taksim meydanında cevap verdik, her yerde cevap vermeye devam edeceğiz.

'BARIŞ KONUSUNDA TEK YAPTIKLARI İMAR BARIŞI'

AKP'nin barış konusunda yaptığı tek hamle imar barışıdır. Beklediklerinin çok altında bir ekonomik getiriye ulaştılar ama beklemedikleri bir felakete yol açıyorlar. Kartal'da bina çöktü, yurttaşlarımız hayatını kaybetti. İmar barışı, belki de bunun gibi pek çok olay yaşanmasına sebep olacak. Kentleri beton cehennemine çevirdiler. Türkiye'de 10 tane termik santral ömrünü tamamlamış, kapatılması gerekiyor. Ömrünü tamamlamasa bile bu santraller doğaya zararlı. Bunların umurunda olan tek şey iktidarlarıdır.

'BARIŞ MALİYETSİZDİR'

Bütün bu yaşananlar ışığında AKP-MHP bloğunu durdurma zamanı gelmiştir. Gerçek barışın ülke ekonomisine getireceği büyük yararı biliyoruz. Öncelikli olarak iç barışın sağlanması acil bir ihtiyaçtır. Barışın maliyetsiz olduğunu, savaşın ise yıkım olduğunu tekrar ifade ediyoruz. Tüm kayyımları faşizmin çöplüğüne süpürüp atacağız. YSK hangi mühendisliği yaparsa yapsın, her yerde biz kazanacağız, mutlaka kazanacağız." (Artıgerçek)

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.