“Merkez Bankası döviz açığı 70 milyar dolara yaklaşacak”

“Merkez Bankası döviz açığı 70 milyar dolara yaklaşacak”
TEPAV Merkez Direktörü, ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali kararının ekonomiye etkisini değerlendirirdi

TİGRİS HABER - TEPAV Merkez Direktörü, ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali kararının ekonomiye etkisini değerlendirirken, Merkez Bankası’nın ABD-İran savaşıyla birlikte mart sonunda net döviz rezervlerinin eksi 32 milyar dolardan 64 milyar dolara çıktığına işaret ederek, “Bu hafta yaşanan gelişmelerle bunun 70 milyar dolara yaklaşacağını söylemek yanlış olmayacaktır“ dedi.

Yılmaz, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası brüt rezervlerin 178 milyar dolardan 138 milyar dolara bir aylık dönemde hızla gerilediğini anımsattı. Yılmaz, net rezervlerin bu dönemde 63 milyar dolardan yüzde 75 düşüşle 15,5 milyar dolara indiğini belirterek, “Çarpıcı değişim net döviz rezervlerinin 2,1 milyar dolar açıktan yüzde 2500’lere ulaşan artışla 53,7 milyar dolara sıçramasıydı“ ifadelerini kullandı.

REZERVLERE ABD-İRAN SAVAŞI DARBESİ

ABD/İsrail-İran savaşı öncesi brüt rezervlerin şubat sonunda 210,3 milyar dolar olduğunu ifade eden Yılmaz, “Mart sonunda 150,8 milyar dolar düştü. Nisan sonunda 165,5 milyar dolar oldu. Net rezervler ise daha yüksek bir düşme göstererek 77,6 milyar dolardan mart sonunda yüzde 85 azalışla 10,9 milyar dolara dek gerilemişti“ diye konuştu.

"TARİHİN EN BÜYÜK DÜŞÜŞLERİNDEN BİRİ YAŞANDI"

Mart-nisan aylarında Merkez Bankası brüt rezervlerinin 44-60 milyar dolar ile tarihinin en büyük düşüşlerinden birini yaşadığını vurgulayan Yılmaz, “Mart ayında 120 tonun biraz üzerinde altın satılması yanında bu dönemde döviz rezervlerinde de önemli bir gerileme yaşandı. Mart sonunda net döviz rezervlerindeki azalma 32 milyar dolar açıktan yüzde 100 artışla 64 milyar dolara kadar çıkmıştır. Bu hafta yaşanan gelişmelerle bunun tekrar artarak 70 milyar dolara yaklaşacağını söylemek çok yanlış olmayacaktır“ değerlendirmesini yaptı.

FAİZ ÖDEMELERİNDE BÜYÜK SIÇRAMA

Yılmaz, bu gelişmelerin cari açık, yüksek enflasyon ve tahminlerde güvenilirlik gibi ekonomideki yapısal sorunlarla birlikte Türkiye’nin kredibilitesini olumuz etkileyeceğini söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:

“Bu da finansal maliyetleri yukarı çekmektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle azalması beklenenin aksine artan sorunlar özellikle kamunun ödediği faiz maliyetlerinin de hızla yükselmesine yol açmıştır. 2018 yılında Türkiye’de kamu sektörü (Merkez Bankası dahil) faiz ödemeleri 19,4 milyar dolar seviyesindeyken 2025 yılında 89 milyar dolara, 2026 yılında yaklaşık 105 milyara dolara çıkması beklenmektedir.“

SERVET TRANSFERİ

Yılmaz, finansal istikrarın sağlanması amacıyla uygulanan politikaların büyük bir servet transferine yol açtığını ifade ederek, “Türkiye’nin acil olarak tekrar yapısal reformlarla birlikte toplumsal mutabakatı da sağlayan büyüme ve istihdam odaklı bir ekonomik programa geçmesi elzem görünmektedir“ diye konuştu.

Kaynak:ANKA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.