1. YAZARLAR

  2. Ali Abbas Yılmaz

  3. Nereden doğru…!
Ali Abbas Yılmaz

Ali Abbas Yılmaz

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Nereden doğru…!

A+A-

Herkesin her şeyi kendinden doğru ölçüp biçtiği, kendine yonttuğu ve kendince belirlediği bir toplumda hak, hukuk, adalet vs. sözde kalmaktan bir türlü kurtulamaz. Zira kimsenin objektif olmak, gerçek doğruya ulaşmak gibi bir derdi yoktur. Gerçek doğrular yerine, doğrudan çıkarların yön verdiği bir davranış dünyasında kimin ne zaman, nerede, ne şekilde hareket edeceğini kestirmek kolay iş değil.

Çünkü dün doğru dediğine bir başka gün yanlış diyenlere,  dünkü doğrularını hatırlatmaya ya da saf saf onlarda bir tutarlılık aramaya hiç lüzum yok.  Yok, çünkü kimsenin derdi gerçek doğrularla değil, doğrudan çıkarlar peşinde herkes.

Dünya çıkarlar dünyası ve bu dünyada doğruya reva görülen tek şey “Dokuz köyden kovulmak”. Bunu aslında yediden yetmişe herkes günümüz toplumunda iki kere ikinin dört etmesi gibi kesinkes biliyor.

 O yüzden de herkes herkesin dün doğru dediğine bir zaman sonra eğri demesine ya da bugün eğri dediğine yarın doğru demesine şaşırmıyor. Önemli olan eğri ya da doğru söylenen şeyin o an kişinin işine gelip gelmemesidir. Kim kendi çıkarlarına rağmen eğriye eğri doğruya doğru der ki ya da böyle diyene bu toplumda kaç kişi “helal olsun” der?

Maalesef öyle bir toplum haline geldik ki, doğrudan çıkarlarımız uğruna günübirlik tutum değişikliklerini olağan karşılıyoruz. Bir gün ak dediğimize ertesi gün kara dediğimizde ya da “Dedim ama hele bir sor neden dedim” diye lafa başladığımızda bizi ciddi ciddi dinleyen, gerçekten mantıklı bir çift kelam edeceğimiz beklentisine giren birilerini bulmakta zorluk çekmiyoruz. Sormayan, sorgulamayan, kuzu kuzu dinleyen bir toplum yapımız var diye bir genelleme yapmak belki haksızlık olur.  Ancak eğer ki, bir gün öyle bir gün böyle söylediğimizde, eylediğimizde hala daha toplumda birileri bizi can kulağı ile dinliyorsa burada bir terslik ya da örtüşme var demektir. Demek ki, bir gün öyle bir gün böyle konuşmak, davranmak bizde normalleşmiş. Bu tür davranışları artık yadırgamaz olmuşuz ve birinde gördüğümüzde ses etmiyoruz, zira bir başka gün biz aynı duruma düşebiliriz.

Yani bir nevi birbirimizin yanlışını bir sigorta gibi görüyoruz. Neme lazım, ne gereği var, eğrisi doğrusu bana mı kalmış; eğer bugün ben başkasının tutarsızlığına göz yummazsam yarın başkaları da bana gözlerini kapamaz. İnsan hali bir gün ben de gerçek doğrularla çıkarlarım arasına sıkıştığımda, çıkarlarımdan yana doludizgin at koşturabilirim.

Siyasetçilerin bir dediği bir dediğini tutmuyormuş aman bana ne belki ben de yarın siyasete atılırım, neme lazım, ne diye gerçek doğruların peşine takılayım. Hem siyasetçilerin bugün öyle yarın bir başka olması işin doğasında/fıtratında var. Varsın herkes her zaman işine geldiğine doğru, işine gelmediğine eğri desin. Ne de olsa hayatımızın merkezine geçek doğruları değil doğrudan çıkarları koymuşuz.

Bu dünyada çıkar dediğimizde ilk akla gelen en büyük gücün Amerikan yönetimi olduğunu bilmeyen yoktur. Hele ki sağcısından solcusuna, milliyetçisinden ulusalcısına herkesin antiemperyalist geçindiği bir memlekette ABD karşıtı olmayan numune insan bulmak zordur. ABD emperyal bir güçtür ve gittiği her yerde kendi çıkarlarını hakim kılmak için çabalar, kimsenin karakaşına kara gözüne heves değildir. Doğru mu doğru ama ABD’nin bir yerde olması işime geliyorsa o zaman sorun yok, zira benim doğrudan çıkarım önemli, gerçek doğrudan bana ne!

 ABD dünyanın jandarması olmuş ve gittiği her yerde ‘özgürlük’ değil egemenlik peşinde koşmuş, doğru ama bana ne; ABD orada at koştururken benim payıma ne düşüyormuş ben ona bakarım. Irak, Afganistan, Suriye vs. orada neler olmuş neler; yerlerinden yurtlarından, canlarından, mallarından, sevdiklerinden olan insanların halleri niceymiş kimin umurunda. Siz benim çıkarlarımdan haber verin. Ne de olsa dünya çıkar dünyası olmuş, gerçek doğru, hak, adalet kimin umurunda. Bu yüzden ABD Başkanı Trump’a bir gün çok kötü ertesi gün çok iyi diyebiliriz. Çıkarımıza göre davranan ‘Trump da olsa baş tacıdır’ demeyi hazmedecek bir midemiz var ne yazık ki. Hal bu ki, yeri geldiğinde ahlaki nutuklar atmasını pek severiz; Trump’un Filistin’e uzanan ellerini kırmaya hevesli pek çok klavye delikanlımız var sosyal medyadan ahkâm kesecek ama mesele çıkarlar olunca sus pus olmak en iyisi.

Hal bu ki, bu susuş bitiriyor hepimizi… İnsani değerlerimizi yitiriyoruz, doğrudan çıkarlarımızın izinde. Bir şey doğruysa doğru, eğriyse eğridir. Çıkarlar uğruna kendimizi eğip bükmenin, insanlığımızı, insani değerlerimizi yitirmenin bir anlamı yok. Nereden baksam işime gelir diye diye gerçek doğrulardan uzaklaştıkça insanlığımızı kaybettiğimizin ne zaman farkına varacağız.

Şu üç günlük dünyadan vicdanımızı kanatmadan konup göçmek çok mu zor? Çıkarlardan değil vicdandan doğru bakmasını bilen, gerçek doğruyu merkeze koyan bir toplumsal yaşam, insani özümüzün ihtiyacı olan bu değilse nedir?

 

Bu yazı toplam 5701 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.