1. YAZARLAR

  2. Ahmet Özmen

  3. Öğretmenler Geçinemiyor
Ahmet Özmen

Ahmet Özmen

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmenler Geçinemiyor

A+A-

Sosyal statü için öğretmenlik yapan bir teyze, tercihim dışında gerçekleşen bir sohbette, bana hitaben;

 “Öğretmenlikten kazandığım para kıyafetlerime yetmiyor. Bu parayla öğretmenlerin nasıl geçindiğini anlayamıyorum.” demişti.

Bu saygısız söylemi karşılıksız bırakmamak adına bir şeyler söylemek zorunda hissetmiştim.

“Öğretmenlerden korkmanızı tavsiye ederim” demiştim.

 “Çünkü, sizin kıyafet paranızdan daha düşük rakamlarla mucize gerçekleştirmeyi başarıyorlar. Ailelerini geçindiriyorlar, çocuk okutuyorlar, artanıyla da ev ve araba alıyorlar. Hatta her sene tatil yapanları bile var.” deyip, teyzeyi gıcık etmiştim.

Öğretmenlerin kazandıkları paranın gerçekten çok az olduğunu ve bu parayla da başardıkları işlerin bir mucize olduğunu, ben de o anda fark etmiştim aslında.

Bir özel okulda üst düzey yönetici olarak çalışıyordum. Öğretmenler ile patronların maaş pazarlığında aracıydım. Kurumun belirlediği rakamların üstüne çıkma şansım yoktu çoğu zaman. Bu süreci yönetirken her görüşmemde, mevzubahis teyzenin kıyafet giderlerini düşünmüş ve öğretmenlerle içim acıyarak sözleşme imzalamışımdır.

Devlet memuru konumundaki öğretmenler nispeten daha rahatlar özel sektör çalışanlarına göre. İşini kaybetme korkusu daha az, kurumun maaş ödememesi ya da geciktirme ihtimali yok. Sözleşme yenileme sorunu yaşamıyorlar, ücretsiz fazla mesaileri yok. Özlük ve sosyal haklarını savunan meslek örgütleri var. Kısacası özel sektör çalışanı öğretmenler kamuda çalışanlara göre çok daha büyük sıkıntılarla uğraşmak durumundalar. Lütfen yanlış anlaşılmasın, yıllarca kamuda çalışmış bir eğitimci olarak öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntıların en yakın şahidiyim. Kendi evinin, ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamıyorken kazandığı paranın bir kısmını okulun boyasına, temizliğine ya da yoksul öğrencisinin giyimine, kırtasiyesine harcayan yüzlerce eli öpülesi meslektaşım olduğunu biliyorum.

İster kamuda olsun ister özel sektörde olsun öğretmenlerimiz emeğinin karşılığını almıyor maalesef. Gelirleri temel ihtiyaçlarla ilgili giderlerini karşılamıyor. Mesleki gelişimlerini destekleyecek bir bütçeleri yok. Gelecekle ilgili bir birikim ya da tasarruf yapma şansları hiç yok. En klişe anlatımıyla ölmüyorlar ama sürünüyorlar.

Bir de madalyonun öteki yüzü var tabi ki.

“Öğretmen olmasaydım, felaketim olurdu” demişti genç bir meslektaşım.

Uzun uzun anlatmıştı bana nedenlerini. Mesleğin manevi getirilerinden bahsetmişti daha çok. Öğretmen olmasaydı, yaşam koşullarının kendisini onursuz bir insana dönüştürme ihtimalini vurgulamıştı. Onu dinledikçe, “İyi ki öğretmenim” diyordum içimden.

 

Günümüz koşullarında para kazanmanın çok kolay yolları var aslında. Ancak bu yolların hiç birisi etik değil.

Mesela tükürülmesi gereken elleri öpüp emsallerinize göre çok daha fazlasını kazanabilirsiniz. Öğretmenseniz o eli öpmemeniz gerektiğini çok iyi biliyorsunuzdur.

Öğretmenlerin o elleri öptüğü gün, bizim toplum olarak çöktüğümüz gündür aslında. 

Kendi geleceğimiz ve mutlu yarınlar için öğretmenlerimize hak ettikleri değeri vermek zorundayız. Bu konuda sorumluluk toplumun bütün dinamiklerindedir.

Öğretmenimize verdiğimiz değer, kendi geleceğimize verdiğimiz değerdir.

Ahmet Özmen

Bu yazı toplam 5547 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.