"Ölümler kuşkulu"
Diyarbakır’da dün yaşanan bombalı saldırı olayına ilişkin soruşturma devam ederken, saldırıda hayatını kaybeden 3 kişinin avukatlığını yapan Cafer Koluman gazetemize açıklama yaparak önemli iddialarda bulundu.

Tufan Tunç, Zafer Koluman ve Mehmet Argül’ün gözaltına alınırken sağlık raporu aldıklarını iddia eden avukat Koluman, “Müvekkillerim gözaltına alındıklarında doktor raporu aldılar. Neden ikinci kez rapor alındığını bilmiyoruz. Dolayısıyla da ben bu gerekçelerden ciddi anlamda şüpheleniyorum. Bunu araştırıp soruşturacağız. Bu katliamın bu yüzden bir plan dahilinde yapıldığını düşünüyorum. Gün içinde 2 sağlık raporu alma ihtiyacı neden duyulur. Emniyet sizi bir alırken bir de bırakırken sağlık raporu alır” iddiasında bulundu.

Diyarbakır’da önceki gün bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda ölen DBP eski Bismil İlçe Başkanı ve Meclis üyesi Tufan Tunç, Zafer Koluman, Mehmet Argül, dün hastanelerdeki otopsilerinin ardından ailelerine teslim edildi. Aileleri aldıkları cenazelerin dün akşam saatlerinde Bismil İlçesi'nde ayrı yerlerde toprağa verdi. Yaşanan bombalı saldırı olayını PKK üstlenirken, örgüt saldırıda ölen 3 sivil için açıklama yapmadı. Saldırıda hayatını kaybeden Tufan Tunç, Zafer Koluman ve Mehmet Argül’ün olaydan 1.5 saat önce Emniyet binasındaki ifade alma işlemlerine katılan avukat Cafer Koluman gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.

2 KEZ SAĞLIK RAPORU NEDEN ALINIR?
Gazetemize değerlendirmelerde bulunan ölen 3 kişinin avukatı, Zafer Koluman’ın amcasının oğlu ve Pir Sultan Abdal Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı avukat Cafer Koluman, yaşamını yitiren üç kişinin ailelerinin talebi üzerine olay günü sabah saatlerinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne giderek, avukat sıfatıyla görüşme yaptıklarını söyledi. Bu görüşmenin de sağlık raporu alınacağı gerekçesiyle geç yaptıklarını belirten Koluman “Bize gözaltına alınma konusunda dosyadaki kısıtlılık nedeniyle bir bilgi verilmedi. Sadece yakalanma ve aranma kararı gösterildi. Ancak iflas eden Muhammed Duman’a ait fabrikanın örgütün eline geçtiği iddiasıyla yürütülen bir soruşturma olduğunu tahmin ediyorduk. Dolayısıyla ‘devletin birliği ve bütünlüğüne aykırı’ eylem ve bu bağlamda da ‘örgüt üyeliği’ gerekçesiyle yürütülen bir soruşturma. Emniyet binasından içeri girince gözaltındakilerin sayısının 6 olduğunu öğrendik. Diğer şüphelilerle başka avukat görüştü. Sırayla görüşme yaptık, saat 15.15’e kadar da emniyetteydim. Daha sonra da aileye bilgi verdim durumlarına ilişkin, böylece saat 15:30 oldu. Biz emniyetteki görüşmeyi de zaten sağlık raporuna dair işlemler yapılacağı iddiasıyla geç yapmıştık. Çünkü bu işlemler saat 13:00’e kadar sürmüştü ve biz de saat 14:00 gibi görüşmeye başlayabildik. Dünkü patlamada bu nedenle müvekkillerimi taşıyan gözaltı aracının geçmesine binde bir dahi ihtimal vermezdim, şimdi de vermem. Ancak bombalamada gözaltında olan şüphelilerin de olduğuna dair haberler yayınlanınca, kuşkulanıp tekrar emniyete gittim. 6 kişinin avukatı olduğunu beyan edip, iddiayı ve olayla ilgili bilgi sordum sağlıklı bir bilgi vermediler. TEM Şube ile görüştüler. Bana ‘şu an şüphelilerle görüşemezsiniz’ deliler. Neden diye sorunca da ‘şüpheliler hastaneye götürülürken öldü’ dediler. Bunun üzerine ben de sabah sağlık raporu alındığını söyledim. Bildiğimiz kadarıyla usul gereği gözaltındakiler için 24 saatte bir rapor alınır. Gözaltı süresi uzarsa tekrar rapor alınması gerekirken, neden hastaneye götürüldüklerini sordum. ‘Eksik kalan parmak izi, kan testi’ gibi gerekçeler sıraladılar. Bu gerekçeyle hastaneye götürdüklerini söylediler. Dolayısıyla da ben bu gerekçelerden ciddi anlamda şüpheleniyorum. Bunu araştırıp soruşturacağız. Bu katliamın bu yüzden bir plan dahilinde yapıldığını düşünüyorum. Gün içinde 2 sağlık raporu alma ihtiyacı neden duyulur. Emniyet sizi bir alırken bir de bırakırken sağlık raporu alır. Bunda da bir darp cebir izi olup olmadığını belirmemek amacı vardır. Yani gözaltında bulunduğu süre zarfında herhangi bir fiziki müdahaleye maruz kalıp kalmadığının tespiti içindir bu raporlar. Ancak bu olayda rapor sabah saat 08:00 gibi alınmıştı. Bu yüzden de işlemler tamamlanmadığı için bizi saat 13:00’e kadar görüştürmediler. Saat 16.30’daki raporun sağlık raporu olmadığından eminim. Nizamiye kapısındaki polisin bize söylediği şu: ‘Kan ve parmak izi tetkiki için tekrar götürüldüler’.”

SAVCI BİZİ OTOPSİYE ALMADI, KUŞKULARIMIZ VAR
Olay sonrasında duyulduğu belirtilen silah sesleri ve ölenlerin infaz edildiklerine dair iddialar hakkında da konuşan Koluman “Olayı duyar duymaz görüştüğümüz polislerdeki rahat tavırlar, hastanedeki polislerin rahatlığı ve müvekkillerin durumuna ilişkin bilgi vermeme konusundaki ısrarla bilgi verilmemesi bizde kuşku uyandırdı. Bu kişilerin avukatlarına bilgi verilmek istenmiyordu. Bu bilgiyi almak benim görevim ve hakkımdı ama bilgi vermemekte ısrar ediyorlardı. İkinci olarak da benim görüşmemden bir saat sonra apar topar, doğru dürüst açıklanmayan bir işlem için gözaltı merkezinden çıkarılmaları da kuşku verici. Üçüncü olarak da ısrarlı talebimize rağmen savcılığın bizi otopsiye almadığı gibi otopsi raporlarını bize vermemesi kuşkularımızı artırıyor. Burada doğrudan polisin doğrudan hedef alınmadığını düşünüyorum. Biz saat 15:15’e kadar emniyetteydik. Saat 20:00 sıralarında yeniden görüşme yapacağımız için görüşmeyi kısa tuttuk. Sağlık raporu alınmıştı, parmak izi de emniyette zaten alındı dediler. Buna rağmen onların başka bir birime götürülmesine anlam veremiyorum” diye konuştu.

ARAÇTA POLİSİN OLUP OLMADIĞI KUŞKULU
Olayda yaşamını yitirenler arasında polis olmamasının hedefin polisler olduğu konusunda tartışma yarattığını iddia eden Koluman “Bizim ayrıca servis aracında polis olmadığına dair ve bur kuşkumuz var. Çünkü olay sonrasında yansıyan açıklamalara göre hayatını kaybetmiş bir polis ya da çok ağır yaralı olan bir polis duymadık. Bu bizim kuşkularımızı artırıyor. Hedef gerçekten polisler ise zarar ağır zarar görenler arasında polisin olmaması kuşku uyandırıyor. Bu nedenle o araçta polis olup olmadığı da tartışmalıdır. Bunu söylerken polislerin ölmesini ya da yaralanmasını istediğimiz almanı yüklemiyoruz. Sadece çıkan sonuçlar itibarıyla söylüyoruz” dedi.

VALİLİĞE ELEŞTİRİ
Ölenlerin Diyarbakır Valiliği açıklamasında “Bölücü terör örgütü üyesi” olarak gösterilmesini de eleştiren Koluman “Saldırı öncesi müvekkiller ile görüştüğümüzde neden gözaltına alındıklarına bir anlam veremiyorlardı. Ayrıca Valiliğin ‘örgüt üyesi’ oldukları yolundaki açıklamasını kabul edemeyiz. Her şeyden önce onların örgüt üyesi olduklarına ancak mahkemeler karar verebilir. Daha mahkemeler böyle bir karar vermeden valiliğin böyle bir açıklama yapması doğru olmadığın gibi şahıslara hakarettir” diye konuştu.

Koluman, olaya dair örgütten herhangi bir özür ya da eylemin yanlışlığına dair bir mesaj ya da duyum almadıklarını da kaydetti.
İlyas AKENGİN/ÖZEL HABER




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.