Emin Eser

Emin Eser

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Para

A+A-

Covid-19’un yayıldığı Çin’in Wuhan kentinde, paranın artık  değerli olmadığını bize hissettiren bir durum yaşanmıştı. Halk, evlerinin pencerelerinden ve balkonlarından paralarını sokağa fırlatmıştı.

Bu durumdan sonra , nedense aklıma Rüçhan Çamay’ın dönemin en meşhur şarkısı “Para parra parrra” geldi.

   “Gariptir insanoğlu neler yaratmış,

   Yarattığı her bugün dünü aratmış.

   Aklı ile her şeyin sırrını bulmuş,

   Kendi yarattığı putun kölesi olmuş.

   Ah, para parra parrra...”

İnsanoğlu olarak, sürekli yeniliklerin peşindeyiz. Her yeni bir yenilik, yaşantımızı kolaylaştırmış ve belki de karmaşıklaştırmıştır.

Zamanın bilinmedik bir anında Lidyalılar, takas aracı olarak yeni bir buluş gerçekleştirmişler. Mal ve hizmetlerin değiş tokuşu için “sikke”yi dolaşıma sokmuşlar. Sadece Lidyalılar akıllılık yapmamışlar elbette, parayı Sümerler  ve Mısırlılar da kullanmışlar.

MÖ 7. Yüzyılda kral Alyattes’in emriyle Lidyalılar sikkelerine değer katmak için altın ve gümüş karışımı yeni sikkeler basmışlar. Bu değerden dolayı belki de ilk kez parayı Lidyalılar bulmuş deniliyor.

MS 618’e kadar paralar madeni haliyle piyasayı süslüyorlardı. Çinliler tuz ticaretinde ilk kez kağıt parayı bu yıllarda kullanmışlardır. Sonraki yıllarda, matbaanın icadıyla özellikle, kağıt paraları sıkça madeni paralarla birlikte kullanmaya başladık.

Bugün Iso 4217’ye göre ise 160’tan fazla yürürlülükte para vardır.

  Türkçe’ye para, Farsça pare ( Küçük Parça) sözcüğünden geçmedir.

Kendi çağının en iyi savaşçısı olarak ün kazanan Napolyon Bonapart’a sormuşlar;”Bir savaş yapıp kazanmak için ne gerekir?”

Napolyon’un tarihi cevabı şu olmuştur:

“Para, para, para( L’argent, l’argent, l’argent)”

Bu cevap aynı zamanda, dünyayı şekillendiren unsurun “para” olduğu inancının bir göstergesiydi.

Sistemlerin göstergesi “para” üzerine şekillenirken, halkların her zaman paradan daha değerli göstergeleri olmuştur kuşkusuz.

  Ömer Hayyam bir rubaisinde şöyle der:

   Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona,

  Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana

   Bir gününü sevgisiz geçirdinse yazık,

 En boş geçen günün o gündür, inan bana.

Parayla ilgili binlerce makale yazılmış ve yazılacaktır da. Ben de bu makale okyanusundan bir yudum su çalıp, sizlerle paylaşmak istedim. Yazımı şöyle bitirmek istiyorum:

Antik Yunan inanışına göre, ölenlerin ağzına ve ya gözlerine “metelik” konulması gerekiyordu. Nedeni ise ruhların, Hades’in dünyasına ait Acheron ırmağını geçmekmiş. Irmağı da geçmek öyle kolay değilmiş. Ölülerin kayıkçısı Kharoon’a rüşvet vermeden bu işler olmazmış. Kharoon, ruhlardan aldığı “metelikle” kayığını çetin koşullar altında Acheron Irmağı’ndan geçiriyormuş.

   Wuhan’da gördük ki para, beş para etmezmiş.

   Zeus’un, Hades’in ya da Napolyon’un dünyalarında para var ise bizim dünyamızda da sevgi var.

    Sevgisiz kalmayalım...

 

Bu yazı toplam 357 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.