1. YAZARLAR

  2. Gani Türk

  3.  Romans zamanlar 1
Gani Türk

Gani Türk

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

 Romans zamanlar 1

A+A-

Yüksüz kervanların yolunda

Serhoş Aşklar zamanıydı

Nerede konaklayacağımıza

Karar veremedi çoğumuz 

Kimimiz el pençe

Kimimiz gül

 Kimimiz bülbül

Kimimiz paramparça

Hayali aşka sığdırabildin mi aşk; bilinen ve yaşanılandan çok daha öte bir şey olur. Çölün kumu, okyanusun suyu.

Sadece şimdi değil, hep tuhaftı hayat, hep garip. Keşke hikâyenin sonu hep sen olsaydın. Ama biliyorum ki çekip gittiğinde sadece arkasından bakakalmadın çünkü hala bütün şövalye şarkılar senin kulağına onu mırıldanıyor.

En vefalısıydı o! Su kadar, toprak kadar, topraksız ülke kadar. Yüreği sende, yüreğin onda sırasız ve zamansız kaldı.

Aşk mı dedin? Benim de herkes gibi dört odacıklı, tek yürekli kalbim var. Gel gör ki kanım gevrek, küskün akar, zulüm görmüştür bildiğin herkes gibi. Mevziyi terk etmişliğim yoktur ama. Onur denilen o kutsal veba yüzünden terk ettiğim mevziye geri dönmüşlüğüm de yoktur.

En acımasız savaşlar, soykırıma uğrayan duygu ve hayaller misali ah o çekip gitmeler nede zulümdü.

Nedendir ki aradıklarımız, aramadıklarımızdan daha az? Ve nedendir ki istemediklerimiz, istediklerimizden daha çok?

Elveda diyeceksen ve hikâyenin sonu ise adam gibi bak sevgiliye ve adam gibi el salla. Yara ağır kanamalıdır bilesin ve sinsi bir bakışın mekânı cennet değildir.

Her aşkın intiharı, fedaisi, simyacısı olma! Gereken kadar, hakkın kadar ol! Çıkmaza girersen belli bir zaman yalnızlığı yoldaş edin, zarar vermez sana yalnızlık. Yalnızlık kaçmaz, terk etmez. Sen ona değer verdikçe o kendini sana adar. Bir sürü çakalın tilkiliğinden korunursun.

Devrim ruhludur yalnızlık, değişim ve dönüşümlere gebe yeni şövalye şarkılar doğurur. Ve belki ömrün boyunca göçebe şarkılar, sitemler, ahlar vahlar söylersin; unutma!

Her gizli aşk masumdur. Yaşanamayan her aşk birer ukdedir. Yarım kalan her aşk zamansız bir ölümdür, gözyaşların isyanı…

Zordun, zorluydun…  Beni mevzisiz, mavzersiz bıraktın ve ben, seni defalarca yok hükmünde mumyaladım, bir ölüm saydım. Fakat demekle olmuyor işte!

Küllerimden doğdukça mayalandım, mayalandıkça beynim bir tarafa, ruhum bir tarafa, bedenim bir tarafa savruldu. Kalbim beni sana getirecek diye hep bekledim ve hep bekledim kalbin seni bana getirecek diye. Ben geçmişte kaldım, sen ise yarınlardasın ve gittikçe uzadı zaman, mekân ve an.

Çıkarlarımız mı değişmişti? Sevgimiz mi tükenmişti? En az senin kadar bilmiyorum veya ikimiz de yalan mı söylüyorduk? Hayır, yalan söylemedik hiç. En az senin kadar biliyorum. Ya olmazsa korkusu var ya, o korku öldürdü bizi işte ve sonrasında varsayımlara sığındık.

 Sonrasında taş kesildik birbirimize karşı. Ne yaşamın devamı için yılanlar gibi derilerimizi değiştirdik, ne ruhumuzu ne de fikrimizi.

O zamanlar ne güzeldi, çünkü her günü en az diğer güne benzerdi, diğer günden cevherdi. 

 

Bu yazı toplam 643 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.