1. YAZARLAR

  2. Salih Aydemir

  3. Saat 06 iki nokta sıfır 2 hâlâ aynı gün; aynı günün cebinden yiyorum...
Salih Aydemir

Salih Aydemir

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Saat 06 iki nokta sıfır 2 hâlâ aynı gün; aynı günün cebinden yiyorum...

A+A-

Aşk, bazı şeyleri düğümlüyor... bazı şeyleri de anımsatıyor... mesela ölümü...

aşk diye bir şey yok; suç var; tutku var...

aşk diye bir şey var; söz yok; ceza yok...

suç var söz yok...

 

“kendinde göremediğini çoğu zaman başkasında görür insan” demişsin mektubunda. evet, bilinen tekerlemelerden biri bu söz. ama yine de oturuyor insanın yörüngesine. “gereksiz riskleri sevmiyorum” diyorsun. asla da sevme. ben bu riskleri yaşadım da ne oldu! ama biz dediğin gibi aynayız birbirimize. ayna kırılırsa taş mı olacağız. olduk belki de... oldum... “senin o acımadan, duvara çarptığın kafanı, beynini seviyorum... ona da haksızlık etme olur mu?” sözünü defalarca okudum. haksızlığa uğraya uğraya insan haksızlık yapmayı öğreniyor. öğretiyorlar... rayına oturmayan ve oturmasını bilmeyen bir tren gibiyim. mektubunda yazdığın ve sevdiğini ifade ettiğin sözü yazıyorum: “bahaneler, göbek deliklerine benzer, herkeste vardır ama hiç kimseye faydası yoktur” insana dokunan özlü sözleri seçmesini de biliyorsun...

yaklaşık dört gündür, gece üçten sonra ramazan davulcusunun çaldığı sahur tokmakları beynim içinde zonkluyor. kulaklarım yeterince yaşlanmamış, ama beynimde hep o sahur tokmağı... bir an bile yazmaya okumaya ya da düşünmeye ara versem, hemen başlıyor; tok, tok tok...

bana yazdığın mektubun bir bölümünü olduğu gibi aktarıyorum:

“daldan dala atlıyorum. çünkü kafamda çok şey var... o son gecenin ardından aşırı sevilmeyi, tutkuyu, tutkudan da öte saplantılı ve artık hastalıklı hâle gelmiş olan sevme şekillerini... hayatımda benzer bir şey yaşamıştım. yani ona yönelik bir şeyim yoktu ama yaklaşımı korkunçtu. ürküyordum. sevilmenin ağırlığı altında eziliyordum. kaldı ki asla yan yana olmadık, birbirimizi gerçekte görmedik... yine de onun bu yaklaşımları beni psikolojik olarak çökertmeye yetti ve üzerimde inanılmaz bir baskı oluşturuyordu. sonuçta, zor ve çetrefilli bir konu...”

 

evet, sana özellikle son yazdığın cümlene katılıyorum. bunu yazmamın nedeni ise şu; şiir hayatın böylesi hırpalanmalarından çıkar. ama şiir sürekli bunu kaldırmaz, kaldırmıyor. bunu anlamak için yazdıklarımıza bakmamız yeterli. lesbia 24 bir tepkinin şiiri. tepki şiirin yalnızca kundağıdır. ben bunu öğrendim bu gece.

ben önce kendime haksızlık ettim, sonra hayatımdaki insanlara... bu mektup kendimi şimdi anladığım için yazıldı. ama sana yazılarak...

“sen şimdi ne yapıyorsun, uyku da mısın, uyanık mı, bir kitapta geziniyor musun, yoksa kalemin mi alıp bir yerlere götürüyor seni, deniz kıyısında mısın, dağlara mı bakıyorsun” demişsin; sana mektup yazıyorum...

gözlerim bakmasını bilmiyor artık, aşk en çok da sana yarar...

hayat bir sandal, hareket halindedir duygular... yitme, bana hep dost kal...

not: bir insan aynı anda iki kişiye aşık olabilir, ama bir insan aynı anda iki kişiyi sevemez. çünkü aşk, zaman ister sevmek için: sevmek aşk istemez...

tutkunu tutma, rahat bırak...

ama hep ama lütfen kendini düşün; kalbinin delindiği yeri bul.

başka delikler açılsın kalbinde; dostlukla, sevgiyle aşkla hoş kal

unutma ki biz hâlâ dostuz....

Bu yazı toplam 1562 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.