1. YAZARLAR

  2. Hekim BAYINDIR

  3. Salih Aydemir’in Şiiri ve Araz
Hekim BAYINDIR

Hekim BAYINDIR

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Salih Aydemir’in Şiiri ve Araz

A+A-

Salih Aydemir genel geçer yargıları şiirinin aktığı nehir yatağında suyun naifliği ve narinliğinde kabuktan başlayarak soyar ve onların yerine ya da karşısına, doğuştan üryan bir varoluşu koyar. Anlaşılan o ki şair, yaşadığı toplumun – genel anlamda dünyanın – sosyolojik kodlarının sert kabuğuna ara ara da olsa duygu, düşünce ve yaşamda çarptığı için bunları dert edinip felsefi ve psikanalitik bir çerçeve ile şiirinin alanını genişletir. Bu da şiirlerinin derinlik kazanmasını sağlar.

salihaydemir.jpg

Aşkı ve özgürlüğü özerk bir varoluşun merkezine alarak işler. Yalnızlık da bazen farklı versiyon, yorum ve tatlarıyla bu öğelerden birinin yerini alabiliyor. Salih Aydemir bazen şiiri felsefeye, bazen de felsefeyi şiire sıkmadan, acele etmeden en ilginci de fark ettirmeden taşıyan ender şairlerden. Öyle görünüyor ki felsefe ve şiir kendisini derinliğine meşgul eden iki akıntı, hem de dipsel akıntı. Herkeste olduğu gibi bu şair de kendi yaşam hikâyesi ve bu hikâyede durduğu yer şiirlerinin anlam haritasında okunabilir.

Araz’a gelince… Aşk halleri, ateş, şarap, seher, gece, semah, aşkın görünür olduğu suretler ve durumlar. Aşkın özgürleştirici ve besleyen enerjisini yaşayarak hissettirdiğini görüyoruz. Şair bir nevi aşkı bir inanç halinde yaşamsallaştırarak onun bıçağının altına yatacak bir İsmail olarak samimi ve bir o kadar da cesur bir şekilde aşkı selamlıyor. Diğer ifadeyle şair, “Aşkın İsmaili” olarak karşımıza çıkıyor dersem abartmış olmam. Burada şair bir aşk havarisi. Öyle ki bazen yekvücut bir varoluşun ülkesinin kıyılarına vuracak bir aşk dalgası özelliğini de – gizli ya da açık – taşır. Şairin; Kürt şiirini zirveye taşıyan, Alman şair, yazar ve düşünür Goethe’nin de aşkın sırrını kendisinden öğrendiğini belirten, “Nîşanî” mahlasıyla anılan Melayê Cizîrî’den esinlendiğini görüyoruz.

0001814880001-1.jpg

Aşk coğrafyasının arkeoloğu, gezgini, sakini ve aktivisti Şair Salih Aydemir Araz adlı eseriyle aşkı bedene, bedeni de aşka çağırıyor. Ancak Araz besleyen, yaratan ve alev alev özgürlüğü gülümseyerek insanın en doğal hali olan bilinçaltını ruha dokunan bir zevkle çiçeklendiren bir eser. Öyle ki bedeni bazen aşkın mekânı, bazen aşkı da bedenin mekânı kılıyor. Şair bazen dil üzerinden aşkın kapısını çalarken bazen de aşkın üzerinden dilin kapısını çalıyor.

Sessizliği önemser, hatta onu, sesi aşan bir dil katmanı olarak yaşar ve görür. Her şeyde olduğu gibi bedenin de sırrı olabileceğini, bunun dillendirilmesiyle ölebileceğini ve öleceğini hissettirerek söyler bize. Bu sırrın yüzle beraber bedendeki örtünün dudakların tutuşmasıyla kalkabileceğini ifade eder. Belki de duygu coğrafyamızdaki her yangının bir sırrın varlığına işaret ettiğini, tutuşmasıyla sırrın ifşa edildiğini, yaşamın merkezindeki bu sırrın da aşk olduğunu bize hissettirmeye çalışmaktadır.

Aşkın özgürlük ve samimiyet halleri ve mekânları olduğunu, onsuz bir hayatın közlü bir özden yoksun bir kış kabuğundan ibaret kaldığını. Sözden öte doğada önce aşk vardı, diyor şair. Aşkı şarapla özdeşleştirerek sürekli bir mayalanma süreci geçirdiğini. Aşkla şarabın bir varlığın iki yüzü gibi olduğunu hissettirerek söylüyor. Şair bazen teni bazen de dili önceler. Aslında biri biraz diğeri değil midir? Toplumsal dilimiz yaşadığımız coğrafyanın sesi ise kişisel dilimiz ve onun tınısı beden coğrafyamızın dili değil mi? Şairin kendi kalemiyle aşkın coğrafyasında arkeologluk yaptığını ve karşılaştığı bulguları yer yer de ten üzerinden yaşama aktardığını görüyoruz. Aşkın hizmetindeki bu kalem, bizi şimdiki zamanın sahiciliğine, yaşamsallığına ve onun kendisini de delen aşkın hafifleten soluğuna çağırıyor.

Son olarak Kaos Çocuk Parkı Yayınları’nda çıkan son kitabı Araz ile birlikte on şiir kitabıyla okurun karşısına çıkan şair-yazar Salih Aydemir aynı zamanda biri şiirsel olmak üzere iki deneme kitabının da yazarı olup başta İngilizce ve Fransızca olmak üzere Almanca, Çince, Kürtçe, Bulgarca, Rusça ve İtalyanca gibi dillere çevrilmiştir.

 

Bu yazı toplam 4536 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.