Saraç FETÖ’yü değil, PKK’yi anlattı
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda tutuklanan Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, ifadesinde çarpıcı açıklamalarda bulundu. Dicle Üniversitesinin FETÖ yuvası haline getirilmesine ilişkin bilgi vermeyen Saraç, PKK yandaşları ile yaptıkları mücadeleyi anlattı. Saraç, “Biz yönetime gelir gelmez terör örgütü ile çok sıkı mücadeleye girdik. Bizden önce üniversite öğrencilerin ve PKK'nın eylem alanıydı. Boykot ve gösteriler oluyordu. Bunun önüne geçtik” iddiasında bulundu. Saraç, ayrıca FETÖ/PDY üyesi olduğunu iddia eden kişilerden birisinin rektör adaylarından Ahmet Keleş ve eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten’in olduğunu söyledi.

FETÖ/PDY ile hiçbir bağının olmadığını, üzerine atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini ifade eden Saraç, 8 yıllık rektörlük döneminde Dicle Üniversitesi’nde PKK’ye karşı verdiği mücadeleyi anlattı.
Tigris Haber Gazetesi, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili başlattığı soruşturma çerçevesinde tutuklanan Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç’ın ifadesine ulaştı.
Saraç, ifadesinde, darbenin olduğu gece hiçbir üniversitenin kınamasının olmadığını ve girişimi haber alır almaz bir metin hazırladıklarını anlattı.
Darbe gecesi bilgi işlem şefinin uyandırılarak evden getirtildiğini, saat 02:24’te darbeyi kınayan açıklamanın üniversitenin web sitesinden yayınlandığını ve üniversiteler arasındaki ilk kınamayı kendilerinin yaptığını belirten Saraç, bir YÖK üyesinin yaptıkları kınamanın çok dik bir duruş olduğunu vurguladı.
12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı yaşamış mağdurlarından birisi olduğuna işaret eden Saraç, “Darbenin acısını en çok yaşayanlardanım. Darbenin ne kadar kötü birşey olduğunu bizden iyi bilen yoktur. Ben yıllarca darbe zihniyetinin baskılarıyla mağdur edildim” ifadesinde dedi.
PKK ile mücadelesini anlattı
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'ndan (FETÖ/PDY) çok PKK ile mücadelesini anlatan Saraç, ifadesinde şöyle dedi:
“Terör örgütü ile çok sıkı mücadeleye girdik. Bizden önce üniversite öğrencilerin ve PKK'nın eylem alanıydı. Boykot ve gösteriler oluyordu. Bunun önüne geçtik. Öğrencilerin vizyonunu değiştirecek çalışmalar yaptık. 8 yıl içerisinde odama baskın yapılıp tehdit edildim. Bu konuda hapishanelerde yatan kişilerden tehdit mektupları aldım. Yayın organlarında hedef gösterildim. Fakat bunlardan yılmadım, çünkü vatana millete hizmet etmek için buradayım. Bu seneki terör olaylarından çok ciddi şekilde üniversitemiz etkilendi. Her sabah şehit cenazesi ile güne başlıyorduk. Yıllarca hem öğrencilerden hem STK adı altındaki PKK destekçilerinden sürekli bu konuda baskı gördük, ancak biz yılmadık. Vatana hizmet etmek istedik. Burası PKK'nın, mafyanın cirit alanıydı. Devlet ihaleleri belli kişilere rüşvet karşılığında veriliyordu. Biz bu süre içerisinde ihaleleri çok iyi yürüttük. Tabi bu bazı kişilerin hoşuna gitmedi. Küçük hesaplar için vatanını milletini satan insanlar, sürekli aleyhimizde çalıştılar.”
AK Partili İçten’in iddiaları asılsız
AK Parti Diyarbakır eski Milletvekillerinden Cuma İçten'in beklentilerine cevap vermediği için aleyhine çalıştığına ifadesinde dikkat çeken Saraç, “Böyle bir insanın beklentilerine biz cevap vermedik diye maalesef aleyhimizde ciddi bir kampanya başlattı. Bize muhalif olanları sürekli bunları ürettiler. Hala da üretiyorlar. Cum İçten’in basına 65 maddelik sunduğu iddialar oldu. Bu iddiaların herşeyi yalandır. 2007 yılında Sayıştay'ın denetiminde usulsüzlük olduğunu iddia etmişti. Bizim göreve başlayışımız ise 2008 yılının Ağustos ayı. Bunun gibi asılsız iddialar. Biz de denetlendik ve ortada birşey olmadığı için hiçbir işlem yapılmadı. Şimdikiler de aynı iddialar. O günden bugüne hiç bıkmadılar. İstedikleri insanlar atansın istiyorlar. Türkiye'nin mevcut halinden yararlanarak gündeme göre tavır değiştiriyorlar. Allah'a şükür, alnımız ak, başımız dik. FETÖ / PDY üyesi olduğumu söyleyen kişilerden birisi de Ahmet Keleş'tir. Bu kişi rektör adayıydı. O gün bugündür bir kan davasına dönüştürdü bunu. Her türlü yalanı mubah sayan bir yapısı var. Bu iddialar da yine bir karalama kampanyasıdır. Bu nedenle hakkımda bu tür iftiralar atılmaktadır. Ben üzerime atılı suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Hepsi iftiradır. Hepsi makam atamasına yönelik algı oluşturmasıdır. Bu tür iddialar hem Sayıştay tarafından, hem YÖK tarafından denetim altına alınmıştır ve herhangi bir şey çıkmamıştır. Defalarca denetim yapılmıştır. Bu iddialar ile ilgili bir tek soruşturma dahi olmadı” şeklinde ifade verdi.
Mehmet ÇAKAN/özel haber




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.