15'TEN 16'YA (1)

Süleyman ÇİFTÇİOĞLU

 

Son altı ayda neler gördük ,neler. Diktatörünü(!) kurtaran bir millet gördük mesela. 2002'den beri mütemadiyen "kefenimizi giydik de geldik." diyen bir liderin yıllar içinde bu fikre milletini de alıştırdığını gördük.

Geçirdiği onca darbeden sonra içine kapanan , cesaretini kaybeden , postal gördü mü yolunu değiştiren bir milletin 15 Temmuz gecesi tankların altına yattığını gördük. Korkunun ecele faydası olmadığını ve korkuyu yenenlerin neler yapabileceğini de .

İnsanoğlu nankördür ya güya; bu millete hizmetkar olana milletin nasıl vefa gösterdiğini gördük. 80'li yıllardan beri tanıdığımız , kimseye ne hayrı ne zararı olmayan sünepeler zannettiğimiz bir güruhun , Mavi Marmara'dan sonra uzattığı başını; Fener'e kumpas davasında elini ; Gezi ve  17 -25 Aralık'ta kolunu; nihayet 15 Temmuz gecesi O nursuz , uğursuz gövdesini gördük.

O çirkin gövdeye merceği tutunca CIA ,MOSSAD, BND, M16 yazdığını gördük.

Son yüzyıldır dünyanın her tarafında operasyon çeken ve her istediği yerde darbe yaptıran bu küresel güçlerin ilk defa bir darbeden , işgal girişiminden

 rezil , maskara olarak çıktıklarını gördük.Generallerinin neredeyse yarısı Feto'dan ihraç edilen ya da tutuklanan ve artık toparlanamaz denilen ordunun , 3 yıldır El Bab'ı elinde tutan IŞİD belasını 3 ayda def ettiğini gördük. Her şeylerini Türkiye'deki darbe ve işgal girişimine bağlayan Avrupa ve Amerika'nın tarihinde olmadığı kadar karıştığını ve hatta Amerika'da bu yüzden çatırdayan müesses nizamı gördük.

15 Temmuz'la birlikte bir takım yağcıların türediğini de gördük. Sözüm ona " REİSÇİ" kimlikleriyle sağa sola çamur sıçrattıklarını , Fetoculukla uzak , yakın bir ilgisi olmayan dindar insanları fişleyip medyatik ortamlarda mahkum ettiklerini ve dolaylı yoldan iktidarın altını oyduklarını gördük. Bu şakşakçı yağcıların gürültüsünden dolayı fark edilmeyen ama sessiz ve emin bir şekilde Feto Davası'nın Ergenekon ve Balyoz akıbetine uğratılmaya çalışıldığını gördük.

Kurumlardan binlerce ihraç yapılmasına rağmen hala da bu iğrenç  örgütün Finans ayağındaki , bürokrasi , yargı ve Silahlı Kuvvetler'deki üst düzey elemanlarının bir türlü ortaya çıkarılamadığını gördük.

Bir CIA projesi olan Feto'nun yönettiği 150 milyar doların sadece 10-15 milyarına el konulduğunu ve gerisinin bir türlü gelmediğini gördük.

TUSKON'da yapılan o alçakça  toplantıdaki aşağılık tehditlerin ayakta alkışlandığını ama Savcı beylerin o Fetocu işadamlarını nedense 2 ay göremediklerini gördük!

Önümüzü görmemiz , yarınlara güvenle bakabilmemiz için öncelikle Feto denen bu canavarın ve yanında konumlanmış müzmin darbecilerin ülkenin gündeminden ebediyen çıkarılması gerekmektedir.

Feto davasında şimdiye kadar gördüğümüz şey , büyük oranda bir budama yapıldığıdır. Budama ise ilerde dalların daha gür bir şekilde çıkmasına sebep olabilir. Yapılması gereken , bu zakkum ağacının kökünden kesilmesidir.

NOT: Feto'yu gözümüze fazla yaklaştırınca yanındaki suç ortağı Amerikancı Laikçi  Kemalist Cunta görünmez olmuştu .

HÜRRİYET , fitne yapayım derken bu gerçeği hatırlatmış oldu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.