ABD’nin dünyaya yedi kocalı hürmüz dayatması

Selim Kaplan

Uzak doğu sporları olan, karate, judo, tekvando vb. sporlar, futbol gibi takım oyunlarından farklı olarak, güreş benzeri, karşılıklı birebir müsabakalar şeklinde yerine getirilir.

Bu müsabakalarda; bireysel disiplin, teknik bilgi ve tecrübe, vücudun dengede olması, fiziki dayanıklılık, rakibin hata ve tekniklerini kendi galibiyeti için kullanma becerisi, çok ama çok önemlidir.

Ve her biri kendine has felsefi bir yapıya sahip, Uzakdoğu sporlarının çıkış amacı, Uzakdoğu yaşamında, hayatta kalabilme kabiliyetini kazanma arzusudur. Çünkü bu kabiliyetlerin ortaya çıktığı, özellikle binlerce yıl önceki gerçek dünyada, bu kabiliyetlerden yoksun olmanız halinde, zulüm altında yaşama ve hatta hayatınızı kaybetme riskiniz de vardı.

Ülkelerarası her savaş ta, Uzakdoğu sporlarının benzeri özelliklerini taşır. Ülke savunmasında; sistemler arası disiplin, savaş teknolojisini kullanma becerisi, ülke ekonomisi ve kurumlar arası dengelerinin güçlü olması, ülke silahlı kuvvetleri ile halkının dayanıklılığı, rakip ülkenin hatalarını ve savaşa dair tekniklerini kendi lehine kullanma becerisi, savaşların temel unsurları olup, savaşı kazanmak ve hayatta kalmak için çok ama çok önemlidir.

Rusya’nın 2022’de, Ukrayna’ya saldırmadan on altı yıl önceden, 2006’dan itibaren bu saldırı ve sonrasındaki savaşa, devletin başta ekonomi olmak üzere, bütün kurumları nezdinde hazırlık yaptığı düşünüldüğünde, savaşlara dair temel unsurların ne kadar önemli olduğu, daha iyi değerlendirilecektir.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a saldırmadan 3-5 ay önce, bu savaşa karar verdiklerini düşünmek yanılgı, bu saldırının, Saddam Hüseyin’in idam edilmesinden hemen sonra, 2004’ten bu yana planlandığını düşünmek te yerinde olacaktır.

İran’ın dünyanın süper güçleri karşısındaki iki aylık şahsiyetli direnci çok önemli olsa da, günümüz ve gelecekteki zamanlar itibari ile kimin gerçekten ne kadar karda ya da zararda olduğuna veya olacağına bir göz atmakta fayda vardır.

İran’ın, dünya ticareti ve körfezdeki Arap ülkelerini zorlamak için, Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını, ABD kendi lehine bir koza çevirip, boğazı ablukaya alıp kendisi kapattı ve bir taşla kaç kuş vurduğuna farklı bir açıdan bakalım!

- ABD’nin Hürmüz boğazını kapatıp, dünya petrol ticaretinin % 25’inin engellenmiş olması, ham petrol fiyatları ile sıvılaştırılmış doğal gaz fiyatlarını arttırmış, bu da Venezuela petrolünü da pazarlayan, petrol ve doğal gaz üreticisi ABD’nin daha çok kazanmasına yol açmıştır.

- Petrol tedarikinde büyük oranda körfez ülkelerine mecbur durumda olan, ABD’nin ekonomik ve stratejik rakibi Çin, ham petrol temininde zorluklar yaşadığından, şimdilik stoklarını kullansa da, zamanla ekonomik sıkıntılar yaşaması muhtemeldir.

- Gümrük vergileri ile Avrupa’yı dize getirip, kendisine bağlamaya çalışan ABD, Avrupa’nın körfezden ham petrol almasını engellemekle, Avrupa ülkelerinin petrol temini için kendisine yönelip, ekonomik olarak kendisine bağımlı kalması ve hatta Avrupa ekonomisinin zamanla zayıflayıp, çökmesi ihtimaline de yol açabilecektir.

- Petrol zengini Arap ülkelerine “bakınız ben olmaz isem İran sizi yer” mesajı verip, İran’la savaştaki bütün masrafları bu ülkelere yükleyecek ve hatta petrol zengini ülkelerin kendisinden daha çok silah almasını sağlayacaktır.

- Hürmüz’ün kapalı kalması, zamanla İran ekonomisini zor duruma sokacak ve hatta çökmesine sebep olabilecektir. Bunun gerçekleşmesi durumunda, İran Halkı’nın savaşa devam azmi ve iradesinin kırılması ile ABD’nin gücüyle yenilmeyen İran’ın kendi kendini yenerek(!), Ülkesi ve zenginliklerinin ABD’nin kontrolüne geçme ihtimali yüksektir.

Hani bir halk deyimi vardır; “Gönül ne çay ister ne çayhane…” ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasındaki amaç, ne İran halkı ne de demokrasidir, amaç kaos yaratıp bundan olabildiğince menfaat sağlamaktır!

Ezcümle; görünüşte İran’a Abluka uygulayan ABD, aslında dünyayı soymaktadır!

ABD Hürmüz boğazını kapatıp, dünyayı soyarken, dünyaya adeta, birbirlerinden haberi olmayan yedi kocasını sömüren Hürmüz’ün, Yedi Kocalı Hürmüz hikâyesini, tiyatro sahnesinde değil ama dünya sahnesinde yeniden oynatmakta ve insanlık ta bu oyunu mecburen seyretmektedir!

Dünya sahnesindeki Yedi kocalı hürmüz oyununun, ABD’nin kazanımlarını zamanla arttırması açık iken, petrol ihtiyacının % 20’sini körfezden karşılayan ve hâlihazırda zor durumda olan, ülkemiz ekonomisini, gerçekte ne kadar etkilediği ve hatta ne kadar etkileyeceği bilinmekte midir?

Son yüzyıldır savaşlar ve savaş senaryolarının eksik kalmadığı doğu Akdeniz ile Ortadoğu coğrafyasında, gün gelip namluların ucunun bize dönmeyeceğini kim garanti edebilir?

Ve nihayetinde; Rusya’nın Ukrayna’ya, ABD ile İsrail’in İran’a hukuksuz tecavüzlerinde olduğu gibi, Ülkemize yönelik olası bir taciz halinde, yukarıda paylaştığımız savaşın temel unsurlarına ilişkin potansiyellerimizle, kendimizi ne kadar savunabileceğimiz hakkındaki durumumuzu da, konunun muhatapları ile okuyucularımızın değerlendirmesine sunuyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.