Mümin Ağcakaya
TİGRİS HABER - 1999 Marmara Depremzedesi Asya Asime Koşal Tarihi Zerzevan Konağı’nda tek kolla yaptığı el işi örmeleri sergiliyor. Sergi 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilere açık olacak. Benzerine çok az rastlanılacak, romanlara, filmlere sığamayacak depremzede Asya Asime Koşal’ın trajik bir yaşam ve başarı öyküsünü Tigris Habere konuştu.
Deprem oğlunu, kızını, eşini kendisinin de kolunu ve bacağını aldı
“1999 Marmara Depremi bütün korkunçluğuyla üzerlerine çöktüğünde dünyası da başına yıkıldı. Oğlunu, kızını ve eşini o yıkımda kaybetti. Kendisi de üç gün enkazda kaldı. Karanlık ve sıkışmışlık içinde hayatta kalmıştı ama o yıkımda kolu ve bacağını kaybetmişti. Yıkım en sevdiklerini almıştı. Hayat onu acılarıyla baş başa bırakmıştı. Acılarını yüreğine gömdü. Hayata yeniden başladı. Eksikti ama yılmadı. Tek elle yaptığı örgüyle kendini iyileştirdi. Her şeye rağmen hayata tutunmayı başardı. Sosyal projelerde yer aldı. Şubat Depreminden yaralı kurtulanların yanlarına gitti.
Enkaz altında üç gün kaldı
1970 Kars doğumlu. 1999 Marmara Depremi. Enkazda üç gün kaldım. Depremde kızımı, oğlumu ve eşimi, sağ kol ve sağ bacağımı kaybettim. Sonrasında çok ağrılı ve sancılı bir süreçti. Bu süreci aşabilmek çok zordu. Bununla ilgili çok mücadele ettim. Sonradan engelli olmanın verdiği sıkıntı da daha başkaydı.
Tek elle yaptığı örgüler tedavi etti
Tek elle örgü örüyorum. Örgü örmeyi başardım. Bu da benim için hayata sarılmak için çok güzel ve çok büyük bir amaçtı. Bunu deprem öncesinde de çok severek yapıyordum. Deprem sonrasında da sevdiğim şeyi yapmak beni hem psikolojik olarak hem de ruhsal olarak çok tedavi etti. Hala örmeye devam ediyorum. Bu benim çok sevdiğim bir hobi. Bunun yanı sıra farklı kulvarlarda da varım. Gerek umudu tükenmiş insanlara umut olabilmek, başarmanın hazzı ve sosyal sorumluluk projelerinde de yer alıyorum.
UNESCO; ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ödülünü aldı
Bu azim ve başarı hikâyeme ulaşmak benim için çok zorlu bir süreçti. Bunu başarabildiğimi görmek ve meyvesini alabilmek de benim için çok kıymetli bununla ilgili de birçok medyada başarılarım yer aldı. En son 2024 yılında Turizm ve Kültür Bakanlığı Unesco ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ödülü aldım. Bu da benim başarımı taçlandırdı.
Diyarbakır’da insanları tanımaktan memnun kaldı
Şu an Diyarbakır’da insanları olarak çok sıcak çok sevecen tanımaktan çok memnun oldum.
Bu süreci tabiki çok kolay atlatmadım. Sanırım benim biraz da güçlü bir yapım var. Ailemdeki diğer fertler benim yaşadıklarımı biz yaşasaydık her halde senin gösterdiğin metaneti, sabrı, gücü gösteremezdik diyorlar her zaman.
‘Gurur duyacakları anneleri olsun istedim’
Ben iki evlat kaybettim. Evlat acısı hiç kolay değil. Bu dünyada insanın başına gelebilecek en ağır imtihan diye düşünüyorum. Bununla yaşamak gerçekten hiç de kolay değil. Ben o iki evladım için biliyorum beni izliyorlar onlar için çok güçlü, gurur duyacakları bir anneleri olsun istedim.
Ruh eşini buldu
Tabi 2011 yılında da yeniden aşkı buldum. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Tekrardan bir evlilik yaptım. Eşim hayatta benim tam destekçim. Ruh eşimi buldum diyebilirim.
Tabiki başarmak hiç kolay değildi. Bunun için çok mücadele verdim. Düşmemeye gayret ettim. Özgüvenimi yitirmemeye gayret ettim. Kendimi hep sevdim. Uzuvlarımı kaybetmeme rağmen her zaman kendimle barışık yaşadım. Kendimle dalga geçebilen birisiyim. Yani hayatta bana sunulmuş ömrü ne kadar kıymetli ve verimli geçirebilirsem benim için bu bir mutluluk diye düşünüyorum.
Bu süreçte önce tabiki ailem için dayanmaya gayret ettim. Benim maneviyatım da kuvvetli. Maneviyata da çok sarıldım. Beni ayakta tutan hayata sarılmama vesile olan şeyler bunlar. Bir de mademki bana bir ömür verilmiş ben bu ömrü yaşayacağım. Neden bir kenara geçip de ah vah etmektense bu hayatı daha aktif daha güzel başarı içinde yani bu dünyada ben de varım diye yaşamak için düşündüm. Bu yönde de yoluma devam ettim.
Örgü örmek hobisi oldu, örgüyle acıların üstesinden geldi
Örgü örmek dediğim gibi benim en büyük hobimdi. Bu benim hem ruhuma hem de bedenime çok iyi bir terapi oldu. Doktorların verebileceğinden daha fazlasını verdi diyebilirim. İyileşmemde çok büyük katkısı var örgünün.
Bizden sonra da çok acı bir deprem yaşadık. 6 Şubat Depremiyle çok kayıplar verdik. Acı yaşadık. Çok uzuv kaybı olan insanlar oldu. Ankara’da farklı şehirlerde hastanelerde yattıklarını öğrendiğimde tek tek ziyaret ettim. Onların elini tutup gözlerine bakıp, bakın ben başardım. Ben hayatta varım. Siz de var olabilirsiniz dedim. Tabi bunu söylerken çok çok zordu. O anda sıcağı sıcağına evlat kaybeden veya uzuv kaybeden varsa bunu söylemek çok etkili olmuyor o kişiye. Bununla ilgili birçok organizasyon oldu katıldım. Benim kendi hikâyemi anlattım. Nasıl hayatta var olduğumu. Olmamda gerekli verdiğim mücadeleyi anlattım onlara. Bu hayat gerçekten çok acımasız ve çok zordur. Ama eğer insan isterse özellikle kadın isterse istediği gibi güzelleştirebilir diye düşünüyorum. Bu hiç kolay olmuyor tabi ki. Gücün yetince, bir kolla bir bacakla ne kadar bunu aşabileceksen sonuna kadar ben bu yolda devam ettim. Bunları görmezden geldim ve üzerine giderek aştım.
Örgüleriyle dünyanın her yerine ulaştı
O yüzden diyorum ki insanın başına her şey gelebilir. Düşebilirsiniz de yapamayabilirsiniz de, vazgeçebilirsiniz de Ama tekrar denediğinizde hayallerinize ve istediğiniz şeye mutlaka ulaşıyorsunuz. Buna inanıyorum ve bizzat kendimi örnek olarak gösterebilirim.
Örüyorum, üretiyorum ve dünyanın her yerine de ulaştım bu ördüklerimle. Bunu benden alan insanlar bunu sadece bir kıyafet olarak görmüyorlar. Bunun içinde azim var başarı hikâyem var umut var. Maalesef dünyada ve ülkemizde kadın olmak çok zordur.
Son olarak başarı vaz geçmek için yüzlerce nedenin olduğu anlarda bile hayata devam edebilmektir.”