Ağrı dağını görmesi yasaklanan saray...

Kürtlerin 'Serhat' dediği bölgede yer alan Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesindeki ünlü İshak Paşa Sarayı hikayeleriyle insanı ürkütürken, hemen karşısında yer alan Kürtlerin filozofu konumundaki Ehmed ê Xanî türbesi ise ziyaretçilerine manevi huzur yaşatıyor.

Ramazan YAVUZ-ÖZEL

TİGRİS HABER -Havalar soğumaya başlamasına rağmen uzun yıllardan sonra Serhat bölgesinin en önemli yerlerinden biri olan Doğubayazıt’a gitmeye karar veriyorum. Önce Van’a gidiyorum. Edremit’te meşhur Van kahvaltısını yaptıktan sonra durmadan Doğubayazıt’a gidiyorum.

Doğubayazıt’ın Kürtçe ismi Bazîd. İlçenin tam karşısında Kürt tarihinde önemli bir yer tutan ünlü Kürt isyanının yaşandığı o meşhur dağ bulunuyor. 1926-1930 yıllarında Kürt isyanının yaşandığı Kürtlerin Kürtçe “Agirî”, Ermenilerin ise “Ararat” dediği Türkiye’nin en yüksek dağı olan meşhur Ağrı dağı, Doğubayazıt’ın karşısında bütün heybetiyle yükseliyor. Ağrı dağının yanı sıra ilçesinin etrafı yine dağ ve tepelerle çevrili. Doğubayazıt’ı ünlü yapan ise bu ilçedeki çok önemli iki mekan. Zaten bende bu iki mekan için buraya geldim.

Bu mekanlardan biri İshak Paşa Sarayı. İlçe merkezine 5-6 kilometre mesafede. Diğer önemli mekan ise İshak Paşa Sarayının hemen karşısında bulunan ve Kürtlerin en ünlü destanlarından biri olan Mem û Zîn’in yazarı Ehmed ê Xanî’nin türbesi. Buraya gelenlerin büyük bölümü genelde Ehmed ê Xanî’nin türbesini ziyaret edip dua ettikten sonra İshak Paşa Sarayını geziyor.

18. Yüzyılda Çolak Abdi Paşa tarafından temeli atılan ancak İshak Paşa tarafından tamamlanan saray, Selçuklu, Osmanlı ve Barok mimari stillerini birleştiren detaylarıyla dikkat çekiyor. Ovayı üstten gören bir tepenin üzerinde bulunan ve bölgeye gelen ziyaretçilerin ilgi odağı olan İshak Paşa Sarayı, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunuyor.

AŞKI İÇİN AĞRI’NIN ZİRVESİNE ÇIKAN ÇOBAN’IN SONU..

Osmanlı sadrazamı olan İshak Paşa’nın yaptığı Sarayla ilgili hikaye de hayli ilginç. Nesilden nesile aktarılan hikayeye göre, Ağrı Dağı’nda çobanlık yapan bir gence İshak Paşa’nın güzel kızı aşık oluyor. İshak Paşa bunu içine sindiremiyor ancak, kızını da vazgeçmesi için ikna edemiyor. Ve aklına müthiş bir fikir geliyor. Çobanı çağırıp kızıyla evlenebilmesi için Ağrı dağının zirvesine çıkmasını şart koşuyor. Çoban eğer Ağrı dağı’nın zirvesine çıkıp geri dönerse kızını vereceği vaadinde bulunuyor. Teklifi kabul eden çoban sevdiği kızla evlenebilmek için 5.137 metre yüksekliğindeki Ağrı dağının zirvesine günler süren bir tırmanıştan sonra ulaşıyor. Ancak orada ölüyor.

HİÇ BİR PENCERESİNDEN AĞRI DAĞI GÖRÜLMÜYOR..

İshak Paşa’nın kızı bunu duyunca üzüntüden bunalıma giriyor. Gözü hep Ağrı dağı’nda olan kızının durumunu gören İshak Paşa, sarayını Ağrı dağını doğrudan görmeyen bir noktaya inşa ediyor. Birde öyle bir mimari uyguluyor ki, sarayın hangi penceresinden bakılırsa bakılsın Ağrı Dağı görülmüyor. Paşa, bunu kızı Ağrı dağını her gördüğünde üzülmesin diye yapıyor. Bu hikayeyi öğrendikten sonra bende İshak Paşa Sarayını gezerken özellikle buna dikkat ettim ve hiçbir penceresinden Ağrı dağını göremedim. Yani Ağrı dağını bu sarayın içinden görebilmek sanki yasaklanmış gibi. Tabi eğer hikaye gerçekse bir de Paşa’nın kızının Ağrı’yı görebilmek için ha bire pencereleri dolaşması ve bir şey görememesinin verdiği üzüntüde insanın aklına gelmiyor değil.

ELLERİ, DİLLERİ KESİLEN USTALAR, ÜRPERTİCİ ZİNDANLAR,

Sarayın hikayesi sadece bununla da bitmiyor. Bir diğer rivayete göre de, saray tamamlandıktan sonra yaşananlar. İnşaat tamamen bittikten sonra Sarayın bir benzerinin yapılmaması için ustaların elleri ve dillerinin kesildiği de söyleniyor. İshak Paşa’nın yer altındaki zindanları da oldukça ürkütücü. Zindana girecek suçlu, suç oranına ve cezasına göre az veya çok ışıklı bölümlere konuluyormuş.

İlk ana kapıdan Saray’a girdikten sonra bir avluya çıkılıyor. Oradan ise tekrardan ikinci bir kapıdan ana bölüme geçiyorsunuz. . Odaları da adeta labirent gibi. Odadan odaya giriyor, bir başka bölüme geçiyorsunuz. İçerde küçükte bir camisi var. Duvarlardaki ustalıkla yapılmış motifler ise muhteşem denilecek güzellikte. Yani bayağı emek verilmiş bu işe.

DÜNYA’NIN İLK KALORİFER SİSTEMİ BURADA KURULMUŞ..

İshak Paşa Sarayını önemli hale getiren bir diğer özelliği ise Dünyada ilk merkezi ısıtma yani kalorifer sistemi benzeri tesisatının burada döşenmiş olması. İnşa sırasında duvarların içinde bırakılan boşluklardan dolaştırılan sıcak suyla oluşan sıcak hava odalara aktarılmış ve bu sayede sarayın hemen her tarafı sıcak tutulmuş.

Yukardaki hikayeler ne kadar doğru bilmiyorum ama İshak Paşa Sarayı muhteşemliğiyle gerçekten insanı büyülüyor. Sarayı inşa eden İshak Paşa’nın sonuna gelince. II. Bayezid tarafından 1482 yılında sadrazamlık görevinden azledilmiş. Ömrünün son yıllarının büyük bölümünü Selanik’te geçirmiş ve 1487 yılında burada ölmüş.

“EHMED Ê XANΔ TÜRBESİ..ÇOCUKLARA ÖĞÜDÜ..

Kürtlerin 17. Yüzyılda yaşamış en büyük İslam alimi, filozof ve şairi hiç kuşkusuz Ehmed ê Xanî’dir. Xanî, ömrünü ilim, irfana adamış biri. Mutasavvıf, şair ve halk edebiyatçısı olan Feqiyê Teyra da Kürtlerin çok önemli değerlerinden biridir. Ancak, Ehmed ê Xanî Kürt edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Mem û Zîn'i kaleme almasıyla ön plana çıkmıştır. İshak Paşa sarayının tam karşısında bir dağın hemen altınde yer alan Ehmed ê Xanî türbesi ve camisi mimari yapısı ve manevi atmosferiyle binlerce yerli ve yabancıyı kendine çekiyor. Türbeyi ziyaret edenler bol bol dua etmenin yan sıra Mem û Zîn'deki kahramanların anısı yaşatılarak türbe çevresinde yapılan "Zin Bahçesi"ni gezip burada manevi haz alıyor.

BEDİÜZZAMAN’IN EĞİTİM ALDIĞI YER..

Kürtlerin önemli islam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Saidî Kürdî(Nursî)’nin de bu medreseye gelerek ders aldığı, derslerden arta kalan zamanlarında ise türbe içindeki bir pencerede Ehmed ê Xanî ile ruhi bir mütalaa gerçekleştirip manevi dersler aldığı da rivayet ediliyor.

Türbeyi geziyorum. Caminin yanındaki türbede Ehmed ê Xanî’nin yanı sıra başka mezarlarda bulunuyor. Mezarların hemen yanındaki duvarın üzerindeki bir mermer parçasında ise Ehmed ê Xanî’nin medresede eğitim gören çocuklar için 1683 yılında yazdığı “Nûbihar â Biçukan(Çocukların Baharı)” eserinden bir bölüm yer alıyor. Ehmed ê Xanî “evlatlarımdan ümidim odur ki, boş işlerle uğraşmasınlar. Ders ve ödevlerine çalışsınlar. Bizleri unutmasınlar. Güzellik, iyilik yapsınlar. Bizi dualarla ansınlar, bize Fatihalar okusunlar” öğüdünde bulunuyor.

DÜNYANIN İKİNCİ BÜYÜK METEOR ÇUKURU..

Bu iki muhteşem mekandan sonra Doğubayazıt’ta çok önemli bir yer daha var. O da Dünya’nın ikinci büyük meteor çukuru. Meteor çukuru İlçeye 35-38 kilometre mesafedeki İran sınırı ve Gürbulak Sınır Kapısı ile Sarı Çavuş (Gülveren) köyü arasında bulunuyor. 1913 yılında düşen bir göktaşının oluşturduğu çukurun derinliği 60 metre, genişliği ise 35 metre civarında. Göktaşının toprağa gömülü halde olduğu söyleniyor. Bu çukurun Alaska’da ki Meteor Çukuru’ndan sonra dünyanın en büyük gök taşı çukuru olduğu söyleniyor. Burası uzak olduğu için maalesef gidemiyorum. Ancak bir sonraki gezimde ilk gideceğim yer olacağına karar veriyorum.

Doğubayazıt ilçe merkezine tekrar dönüyorum. Öğlen saatleri olmasına rağmen bayağı kalabalık. Meydanda büyük bir dinlenme parkı bulunuyor. Parkın girişinde “Şaredarîya Bazidê-Doğubayazıt Belediyesi” Kürtçe-Türkçe yazılı tabela bulunuyor. Parkın karşısında bizim Diyarbakır’daki Japon pasajı dediğimiz yerden daha da büyük olan bir kapalı çarşısı var. Burada ne ararsanız var. Kaçak çay, elektronik cihazlar, süs eşyaları, dekorasyon malzemeleri, bakım ürünleri aklınıza ne gelirse burada bulmak mümkün. Orayı gezip çarşıda bir tur atıyorum. Trafiğe kapalı bir büyük caddesi var. İnsanlar ha bire tur atıyor. Bazı esnaflarla sohbet ediyorum. Onlar da son yıllardaki yoğun turist akınından hayli memnun. Yaklaşık bir saat ilçe merkezinde oyalandıktan sonra yeni bir programla Van istikametine doğru yola koyuluyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kültür-sanat Haberleri