“Ailem Güvende” operasyonları ile ilgili rapor açıklandı

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Kadın Hakları Merkezi ve Avukat Hakları Merkezi 12 Eylül 2026 tarihinde "Ailem Güvende" gerekçesiyle başlatılan operasyonlarında 7’si avukat 107 kişinin gözaltına alındığı sürece ilişkin raporunu açıkladı.

TİGRİS HABER - İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Kadın Hakları Merkezi ve Avukat Hakları Merkezi 12 Eylül 2026 tarihinde "Ailem Güvende" gerekçesiyle LGBTİ+ derneklerine ve kurumlarına yönelik operasyonları gözaltı takiplerinde yaşanan hak ihlallerini raporladı.

Rapor düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu. Açıklamayı Kadın Hakları Merkezi’nden Diren Cevahir Şen okudu. Açıklamada şu satırlara yer verildi:

“BAZI DERNEKLERİN YURT DIŞINDAN ALDIĞI FONLARIN MASAK TARAFINDAN İNCELENDİĞİNİ AÇIKLAMIŞTIR”

“12 Eylül 2026 tarihinden itibaren "Ailem Güvende" adı ile bilinen operasyonlar çerçevesinde kurumlara, aktivistlere ve gazetecilere yönelik birçok müdahale gerçekleşmiştir. Söz konusu müdahaleler internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına dönük gerçekleştirilen erişim engelleri; dernek, işletme ve konutlarda arama, el koyma işlemleri ve ceza soruşturmaları, gözaltı, tutuklama işlemleri olmak üzere üç birbirini tamamlayan eksende gerçekleşmiştir. 12 Eylül'ü 13 Eylül'e bağlayan gece derneklere, evlere ve mekanlara eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Dernek ve kişilerin dijital cihazlarına el konularak bazı dernek ofisleri ile kişilerin yaşadığı evler kolluk görevlileri tarafından dağıtılmıştır. Soruşturmalarda "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "Uyuşturucu", "Müstehcenlik", "Fuhuş", "Dernekler Kanunu'na muhalefet" gibi suçlamalar yöneltilmiştir. Adalet Bakanı Gürlek ayrıca bazı derneklerin yurt dışından aldığı fonların MASAK tarafından incelendiğini açıklamıştır.

"ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARI, AİLENİN KORUNMASI VE TOPLUMUN ORTAK AHLAKİ DEĞERLERİ GEREKÇELERİYLE İLİŞKİLENDİRMİŞTİR”

İstanbul'da altı sivil toplum kuruluşuna yönelik işlemler yürütülmüş; sivil toplum örgütü yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı "Çocukların üstün yararı", "Ailenin korunması" ve "Toplumun ortak ahlaki değerleri" gerekçeleriyle ilişkilendirmiştir. İstanbul'da 35 kişinin gözaltına alındığı, 20 kişinin tutuklandığı, 6 dernek ve 10 işletmenin operasyon kapsamında olduğu bildirilmiştir. Dernek ve kişilerin dijital cihazlarına el konulurken erişim engelleri de operasyonun dijital ayağını oluşturmuştur.12 Eylül 2026'dan itibaren bugüne kadar neredeyse her gün alınan erişim engeli kararları ile LGBTİ+ örgütleri, dernekleri, aktivistleri ve hak savunucularına ait çok sayıda web sitesi ve sosyal medya hesabı erişime engellenmiştir. 11 LGBTİ+ derneğinin web sitesinin yanı sıra 32 X hesabı, 419 sosyal medya hesabı erişime engellenmiş ve 107 hesap için daha erişim engeli talep edilmiştir. Engellemeler arasında Üniversite LGBTİ+ toplulukları, hak örgütleri, medya kuruluşları, gazeteciler ve Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi gibi kurumların hesapları da yer almıştır. Erişim engellerinin kapsamı LGBTİ+ hareketinin örgütlenme, iletişim ve ifade alanlarını hedef alan geniş çaplı bir müdahaleye dönüştüğünü göstermektedir.

“BAŞLATILAN SORUŞTURMA DOSYALARINDA GİZLİLİK KARARI ALINMIŞ VE AVUKATLARIN DOSYAYA ERİŞİMİNİN ENGELLENMESİ SAĞLANMIŞTIR”

Söz konusu operasyonlar çerçevesinde başlatılan soruşturma dosyalarında gizlilik kararı alınmış ve avukatların dosyaya erişiminin engellenmesi sağlanmıştır. Gizlilik kararına rağmen soruşturma gizliliği ilkesi göz ardı edilerek dosya içeriği basınla paylaşılarak kişilerin lekelenmeme hakkı da ihlal edilmiştir. Soyut ve belirsiz gerekçelerle dernekler ve hak savunucuları kriminalize edilmeye çalışılmış ve Türkiye'de artık tutuklama tedbirinin bir istisna olmasından çıkarılarak kanunda öngörülen koşullar oluşmamasına rağmen kişiler hakkında tutuklama ve adli kontrol tedbirlerine başvurulması tekrar göz önüne gelmiştir. LGBTİ+'lara ve LGBTİ+ örgütlerine yönelik gerçekleştirilen operasyonları protesto etmek amacıyla 15.09.2026 tarihinde Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapmayı planlayan yurttaşlar şiddet kullanılarak gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan 107 yurttaşa ilişkin İstanbul Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen avukatlara, avukatlarına sadece saatlerce haber verilmemiş; ardından akşam saatlerinde 58 yurttaş İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne Gayrettepe'ye, 40 yurttaş Küçükçekmece Polis Merkezine sevk edilmiş, 9 yurttaş ise İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesinde bırakılmıştır.

“AVUKATLARIN ŞAHSINA YÖNELİK DE KÖTÜ MUAMELE YAPILDIĞI GÖZLEMLENMİŞTİR”

Gözaltına alınan 107 yurttaşın 7'si İstanbul Barosuna mensup avukatlar olup bu husus belirtilmesine rağmen kanuna aykırı şekilde haklarında gözaltı işlemine devam edilmiştir. Gözaltına alınan 107 yurttaştan bir kişinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden serbest bırakılması sonrası 106 yurttaşın mevcutlu olarak ifadelerinin alınmasına karar verilmiştir. 16 Eylül günü sabahın erken saatlerinde 106 yurttaşın ifadesinin tamamlanmış olmasına rağmen 106 kişi hakkındaki gözaltı kararının 24 saat uzatılmasına karar verilmiştir. Gözlemci, müdafii ve tanık aktarımları çerçevesinde şimdilik tespit edilen hak ihlalleri aşağıdaki gibidir:

-Gözaltına alınan yurttaşlara kolluk tarafından ulusal ve uluslararası mevzuatın hilafına dağılmaları için anons yapılmamış ve dağılmaları için güvenlik koridoru oluşturulmamıştır.

-İfadeler öncesinde yapılan ön görüşmede gözaltına alınan yurttaşlar, kolluk tarafından doğrudan çembere alınarak ve çember içerisinde darp edilerek boğazlarının sıkıldığını ve ters kelepçe uygulandığını;

-Basın açıklaması alanından otobüse bindirilen bir yurttaş otobüs içerisinde polis amiri tarafından sert bir şekilde kendisine tokat atıldığını, kafasının cama vurulduğunu, darp edildiği ve hakarete maruz kaldığını;

-Gözaltına alınan yurttaşlardan birinin kolunun polis tarafından ısırıldığı, bir diğer yurttaşın kol kemiğinin omuz yuvasından çıkmasına neden olacak kadar orantısız bir polis şiddetine maruz kaldığı ve bu duruma rağmen hastaneye götürülmediği;

Savunma ve etkili hukuki yardım hakkı engellenen yurttaşlara, avukatlar emniyete giriş yapana dek su ve yemek verilmediği tarafımıza bildirilmiştir.

Bununla birlikte avukatlara yönelik İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünde gözaltındaki müvekkilleriyle görüşmek isteyen müdafiilerin girişinin saat 15.00'ten 00.24'e kadar yaklaşık 9,5 saat boyunca engellendiği, 00.24'te ise kolluğa girişin teker teker yapılarak zorlaştırıldığı, bir avukatın soğukta dışarıda bekletilerek avukatların şahsına yönelik de kötü muamele yapıldığı gözlemlenmiştir. Bu süreçte gözaltı takibi yapılan her üç Emniyet Müdürlüğünde de dışarıdan yemek teslimine engel olunmuş ve yemek temini yavaşlatılmış, kolluk tarafından temin edilen kumanyanın teslim edileceği ifade edilmiştir. Vegan ve vejetaryen eylemcilerin beslenme alternatifleri ise kolluk tarafından engellenmiştir.

Müvekkillerle yapılan görüşmeler neticesinde gözaltına alınan yurttaşların tamamı ters kelepçeye maruz kalmıştır. Küçükçekmece Polis Merkezinde görüşme yapılan üç görüşmeci, otobüse bindirildikleri 12.30'dan 19.00'a dek ters kelepçe ile kaldıklarını;

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesinde bulunan eylemciler gözaltı giriş muayenesi sırasında ilgili hekimin yurttaşların kötü muamele beyanlarını adli muayene formuna işlemediğini, ters kelepçe uygulanmasının emniyette de devam ettiği, yalnızca tuvalete çıkmaları esnasında ara verildiğini;

Bununla birlikte gözaltına alınan yurttaşlardan reçeteli ilaç kullananlar olmasına ve bunun kolluğa bildirilmesine rağmen ilaçlarının teslim edilmediğini, kadın yurttaşların hijyenik ped talebinin de karşılanmadığını ifade etmişlerdir”

“AVUKATLARIN GÖREVİNİ YAPMASI ENGELLENİYOR”

Avukat Hakları Merkezi (AHM) Başkanı Mustafa Rüzgar söz alarak şunları söyledi:

“Arkadaşımız aslında raporla birlikte ayrıntılı bir sunum yaptı. Yaşadığımız son iki hafta içerisinde yurttaşların ve avukatların yaşadığı problemlere dair sahada edindiğimiz, müvekkillerden edindiğimiz, meslektaşlarımızdan edindiğimiz izlenimlere dayanarak hazırlanan raporu sizlerle paylaştı. Özetle aslında biz bu yaşanan gelişmeleri sadece iki hafta öncesi ile sınırlı değil, yani son iki yıl içerisinde Türkiye'de özellikle bu belediye operasyonlarıyla çok net bir şekilde hissetmeye başladık. Emniyetin bu tutumunu, emniyet binasına girmemiz, saatlerce bekletilmesi, hiçbir şekilde bir muhatap bulamayışımız ve görevimizi yapmamızın engellenmesi... Bu bahsettiğim hususlar Emniyetin içine girememeyle ilgili yaşadığımız problemler. Yani Emniyetin içine dahi alınamıyoruz bu arada hiçbir şekilde. Yaptığımız suç duyuruları, bürokratik taleplerin hiçbirisi maalesef yetkili makamlarca veya yetkili amirlerce diyeyim —yani çocuk yaştaki kişilerle muhatap oluyoruz maalesef ama öyle diyeyim tırnak içinde—hiçbir şekilde cevap bulmuyor taleplerimiz. Bununla ilgili zaten yasal girişimleri daha önceki uygulamalardan yaptık, yapmaya devam edeceğiz; onun bilgisini vereyim. Meslektaşlarımızla ilgili raporda ve yurttaşlarla ilgili Emniyette gözaltına alınma süreçleri, tutulma süreçlerine ilişkin olarak yaptığımız tespitlerin tamamında kötü muamele ve işkence izleri mevcut. Buna ilişkin de yasal süreçler en kısa süre içerisinde başlatılacaktır.

“AİLELERİN SORUNU TÜRKİYE'DE BU GİBİ SORUNLAR DEĞİL; İFADE VE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ SORUNLARI DEĞİL”

Bu operasyona ilişkin kısa bir şey ifade etmek isterim. Yani "Ailem Güvende" isimli bir operasyon kamuoyunda servis edildi diyelim. Ama hepinizin bildiği gibi yani ailenin sorunları Türkiye'de düşünce ve ifade hürriyeti sorunu değil. Bunun gibi örgütlenme özgürlüğüne, insanların varoluş biçimlerine, yaşam biçimlerine yapılan operasyonlar aile güvenliği tutmaz. Bu yapılan operasyonun temel amacı senin gibi düşünmeyen, onun gibi düşünmeyen diyelim, onun gibi yaşamayan, onun gibi giyinmeyen ve onun gibi var olmayan insanlara karşı yapılan bir operasyon bu. Bir kere bunun adını net koymamız gerekiyor. Ailelerin sorunu Türkiye'de bu gibi sorunlar değil; ifade ve düşünce özgürlüğü sorunları değil. Ailelerin sorunları güvenli bir konuta erişme sorunudur, beslenme sorunudur, gıdaya erişim sorunudur ve ekonomik sorunlardır. Yani temel problemleri öteleyerek insanların düşüncelerine, yaşam biçimlerine ve varoluşlarına yapılan bu müdahaleleri kesinlikle kabul etmiyoruz. İstanbul Barosu olarak ve İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi olarak bu tür uygulamaların karşısında olacağımızı kamuoyuna ifade ediyoruz”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri